Her yıl, geleceğin bilim iletişimcilerine sözde bilim hakkında konuşmak üzere Ottawa Üniversitesinde davetli konuşmacı olarak yer alıyorum. Öğrencilere bilim ve sözdebilim arasında net bir sınır olmadığını, bunun daha çok bir spektrum olduğunu ve bir şeyin nerede yer aldığını belirlemenin zor olabileceğini göstermek için giderek daha karmaşık örnekler kullanıyorum. Osteopati, bu spektrumda konumlandırılması zor olan karmaşık örneklerden biridir. Sahte bir bilim mi? Henüz oluşum aşamasındaki bir bilim mi? Yoksa, bilim felsefecisi Paul Thagard'ın sözde bilimsel olduğu açıkça ortaya çıkmadan önce astrolojiye de yapıştırılabileceğini söylediği "umutsuz bir proje" mi?
Osteopatinin kökeni 1873 yılına kadar uzanmaktadır. Missouri'de Dr. Andrew Taylor Still tarafından geliştirilen osteopatinin ilk koleji 17 yıl sonra Still ve Dr. William Smith tarafından aynı eyalette açılmıştır. Osteopatiyi tanımlamaya çalışmak, ıslak bir balığı yakalamaya benzer. Resmi kurumlar tarafından belirllenen tanımlar bile genellikle belirsizdir. Tıbbın birçok alternatifi gibi osteopati de hayali bir öcüye odaklanır. Hastalıkların ve semptomların; kasların, kemiklerin, tendonların veya bağların hareket bozukluklarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu tıkanıklıkların, osteopat tarafından danışanının vücuduna dokunarak hissedilebileceği ve kasları, uzuvları, eklemleri ve özellikle kaslarımızı ve organlarımızı saran bağ dokusu ağı olan fasyayı manipüle ederek tedavi edilebileceği iddia edilmektedir.
Osteopatinin geçerliliğini sorgulamak, bizi, özellikle kronik ağrı gibi ciddi bir sorunu ele alma konusundaki kötü sicilimiz göz önüne alındığında, basit fikirlerden doğan hangi sağlık mesleklerinin kurtarılmayı hak ettiği konusundaki tartışmaya sürüklüyor.
Tıpkı akupunkturun zamanla kulak akupunkturunu doğurması gibi, osteopatinin de kendine özgü tuhaf çocukları vardır. 1980'lerde Fransız osteopatlar, "visseral osteopati" kavramını ortaya attılar. Midemiz, karaciğerimiz ve ince ile kalın bağırsaklarımız gibi karın içi organlarımız, örneğin nefes aldığımızda, doğal olarak biraz hareket eder. Eğer bu hareketlilik bozulursa bu durum, sindirim ya da kas-iskelet sistemi sorunlarını tetikleyebilir mi? Fransız osteopatlar tetikleyebileceğini düşünüyordu. Ancak bir grup araştırmacı, 2018'de visseral osteopatinin teşhis ve tedavilerinin doğruluğunun test edildiğinde ne olduğunu görmek için bilimsel literatürü taradı. Sonuçlar berbattı. Araştırmacıların vardığı sonuç şu oldu: Visseral osteopati tekniklerinin güvenilirliği ve etkinliği konusunda iyi yürütülmüş ve sağlam kanıtlar yoktur. Bir de kranyosakral osteopati var. Bu bir asırlık dal (önce kraniyal osteopati olarak ortaya çıktı, daha sonra mutasyona uğrayarak kraniosakral osteopatiye dönüştü) beynimizi ve omurgamızı çevreleyen renksiz bir sıvı olan omurilik sıvısının nabız gibi attığı, bu atımın başa dokunularak hissedilebildiği, bunun sağlık veya hastalık göstergesi olduğu ve inanılmaz olsa da osteopatların kafatasının plakalarını parmaklarıyla hareket ettirerek tedavi edebileceği inancına dayanıyor. Eğer böylesine hafif bir dokunuş hastalıkları tedavi edebilseydi; dans etmenin, zıplamanın ve hatta sadece yürümenin, aslında çok küçük hareketler için bile muazzam bir kuvvet gerektiren kafatası plakalarımıza neler yapabileceğini hayal bile edemeyiz. Gerçek şu ki kraniosakral osteopati anlamsızdır. Terapistler, varlığına dair hiçbir kanıt bulunmayan bu nabız üzerinde bile fikir birliğine varamamaktadır.
Nitelikli kanıtların bu yokluğunun osteopatları daha temkinli olmaya iteceğini düşünebilirsiniz ancak web sitelerinde genellikle her türlü sağlık sorununun üstesinden gelmekle övündüklerini görürsünüz. 2016'da Birleşik Krallık temelli osteopatların rastgele 100 internet sitesi incelemesi bunların neredeyse dörtte üçünün kranyosakral osteopatiyi bir hizmet olarak listelediğini (özellikle bebekler ve çocuklar için öneriliyor) ve neredeyse üçte ikisinin astım, kulak enfeksiyonları ve disleksi gibi kas-iskelet sistemi dışındaki problemleri tedavi etmeyi vadettiğini ortaya koydu.
Bir zamanlar etkili olduğu düşünülen ama sonradan çürütülen müdahaleler, bir disiplinden ayıklanmalıdır. Ancak kazandıkları ivme, özellikle de çok sayıda osteopatın özel muayenehanede çalışması ve geniş bir uygulama alanının daha fazla potansiyel müşteri anlamına gelmesi, bu durumu besliyor. Osteopati ağacındaki bariz saçmalıkları budadığımızda, geriye makul bir varsayım kalır: Uzuvları hareket ettirmenin ve vücudun belirli noktalarına masaj yapmanın kas-iskelet sistemi ağrılarını hafifletebilmesi. Ancak osteopati, bu noktada bile tökezlemektedir.
Osteopatinin kas-iskelet sistemi müdahaleleri sistematik incelemeler ve meta-analizlerde araştırıldığında sonuçlar hemen hemen her zaman aynıdır. Faydalar ya hiç yoktur, ya kesin değildir ya da çok dikkatli bir dille "ön çalışma" niteliğinde olduğu ifade edilir; öte yandan bu incelemelerde ele alınan çalışmalar düşük veya çok düşük kalitede ve yüksek yanlılık riski taşıyan çalışmalar olarak tanımlanır. Bunun nedeni genellikle bu klinik deneylerde "körleme"nin (yani katılımcının gerçek tedaviyi mi yoksa sahte tedaviyi mi aldığını anlayamama durumunun) bulunmaması veya rapor edilmemesidir.
Bunun temel nedeni bu manipülasyonların işe yaramadığına inanmaları değildir; daha ziyade, dörtte üçü genellikle "idari yük" nedeniyle zamanları olmadığını söylemektedir. Esasen evrak işlerindeki artış, kanıttan yoksun bir müdahalede bulunmalarını engellemektedir. Geçen bahar Quebec'te, meslekleri denetlemekten sorumlu hükümet organı, osteopatların profesyonel bir düzen oluşturmaları için yeşil ışık yaktı.
Osteopati hakkındaki mevcut kanıtlar göz önüne alındığında, bu soruların şimdiye kadar çözülmüş olması gerekirdi.
Bilim·
Osteopati, Bilimin Desteğine İhtiyaç mı Duyuyor?





