ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun ardından Savunma Bakanı Pete Hegesth de Panama'ya gidiyor. Hegest'in ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump'ın Panama Kanalı'nın yönetimiyle ilgili tartışmalı açıklamaları nedeniyle dikkat çekiyor. Trump, "Panama Kanalı'nı Çin yönetiyor" iddiasında bulunarak, "kanalın kontrolünü geri almak için tüm seçenekleri değerlendireceklerini" söylemişti. Bu ifadeler, Panama'da büyük tepkiyle karşılanırken, birçok Orta ve Latin Amerika ülkesi, Panama'nın yanında olduğunu açıkladı. Panamalı yetkililer ise her fırsatta, ABD'nin bu söylemlerine kesin bir yanıt vererek: "Kanal, Panama'nındır ve öyle kalacak" diyorlar. ABD'nin 1989'da benzer gerekçelerle Panama'yı işgal ettiği göz önüne alındığında, son açıklamalar bölgede endişe yaratıyor.

ABD eski Başkan George H. W. Bush, 1999 yılında ülkenin işgal edilmesi emrini vermişti.

PANAMA İŞGALİ YAŞADI
ABD ve Panama arasındaki gerilim ise tarihsel anlaşmazlıklarla dolu bir zeminde yeniden alevleniyor. Yapımına Fransa tarafından başlanan ancak finansal yetersizlikler dolayısıyla inşası ABD'ye devredilen Panama Kanalı 1914 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. Kanal uzun yıllar ABD'nin yönetiminde kaldı. Panama halkı tarafından bu dönemde "işgalin sembolü" olarak görülen kanal için Panama hükümetleri ulusal haklarını talep ettiler. Kanalın Panama'nın ortasından geçmesi ve ABD yönetiminde bulunması dolayısıyla ülkenin toprak bütünlüğü de ikiye ayrılmıştı. Panama'nın kanala ilişkin talepleri ise ancak 1977 yılında karşılık buldu. 7 Eylül 1977 tarihinde, ABD eski Başkanı Jimmy Carter döneminde iki ülke arasında imzalanan "Panama Kanalı Anlaşması" ve "Tarafsızlık Anlaşması"yla birlikte çözümsüzlüklerin giderildiği düşünüldü. Panama kanalın yönetim hakkına kavuştu. Kanalda özerk Panama Kanal Otoritesi oluşturularak tüm denetim de Panama'ya bırakıldı ancak Orta Amerika ülkesinin mücadelesi ulusal mücadelesi devam etti.

TRUMP'IN SÖYLEMİ AYNI
Panama, Orta Amerika İnsan Hakları Komisyonu verilerine göre 3 bine yakın sivilin hayatını kaybettiği ABD işgali de gördü: 20 Aralık 1989 tarihinde ABD eski Başkanı George H. W. Bush'un direktifiyle Birleşik Devletler'in Panama işgali başladı. ABD'nin temel gerekçesi ise uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ve ülkedeki 35 bin ABD vatandaşının hayatını tehdit ettiği iddia edilen Panama'nın eski lideri, diktatör Manuel Noriega'yı iktidardan düşürmek olarak açıklandı. 31 Ocak 1990 yılında Panama'yı işgal eden ABD'nin gerekçesine ise bugün bile ülkede kimse inanmıyor. 1984 yılında askeri lider olarak iktidara gelen Noriega, ABD'nin bölgedeki komünizm karşıtı bloğunda en büyük müttefiklerinden birisi haline gelmişti. Başkan Bush'un açıklanan müdahale gerekçelerinden birisi de Trump'ın söylemi ile aynıydı. Bu gerekçeye göre Panama, kanalın tarafsızlığını yitiriyordu ve ABD'nin askeri operasyon hakkı doğmuştu.

ANLAŞMA “DUR” DİYOR
Diğer yandan “Panama Kanalı Anlaşması” ve “Tarafsızlık Anlaşması” Trump'ın taleplerinin önündeki engeller durumunda. Anlaşmanın dördüncü maddesine göre iki ülke arasında tüm diğer anlaşmaların geçersiz olduğu bir durumda bile ABD her koşulda kanalın tarafsızlığını tanımak zorunda. Trump gerekirse ABD askerlerinin bölgeye yeniden gönderilebileceğini de iddia ediyor ancak anlaşmanın beşinci maddesi gereği kanalda yalnızca Panama ordusunun varlık gösterme hakkı bulunuyor. Anlaşmanın üçüncü maddesi ise Panama Kanalı'ndan tüm ulusların savaş gemilerinin geçebileceğini ortaya koyuyor.

Panama Dışişleri Bakanı Martinez-Acha ise “Panama Kanalı ulusumuz için geri dönüşü mümkün olmayan bir fetihtir. Kanal Panama'ya ait ve öyle de kalacak” diyor.

DÜNYA TİCARETİN YÜZDE BEŞİ
Kilitli havuz sistemine sahip olan 77 kilometre uzunluğundaki kanal sayesinde ABD'nin iki kıyısındaki mesafe 15 bin kilometre, Avrupa'dan Asya'ya uzanan ticaret rotaları ise 3 bin 700 kilometre kısalmış oluyor. Panama Kanalı bölgesi küresel deniz ticaretinin yüzde beşinin aktığı stratejik bir geçiş noktası konumunda bulunurken, ülkeye katkısı ise 2,5 milyar doların üzerinde.

PANAMA'DAN "DİRENİRİZ" CEVABI
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio geçtiğimiz Şubat ayında ilk dış temasını Panama'ya gerçekleştirmiş ve Panama Cumhurbaşkanı Jose Raul Mulino ve Dışişleri Bakanı Javier Martinez-Acha ile bir araya gelmişti. Rubio da Trump'ın sözlerini tekrarlayarak “ABD'nin haklarını korumak için gerekli tedbirleri alırız” açıklamasına bulunmuştu.