Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francis'in, 21 Nisan'da yaşamını yitirmesinden sonra yeni papanın kim olacağı merak ediliyor. Küresel dengeleri etkileyecek yeni papa için batılı istihbarat örgütleri de harekete geçmiş durumda. Avrupa basınında ise yeni Papa'nın kıtada kritik bir eşiği temsil edeceği ifade edilirken, istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştıran ülkelerin başında ABD ile Fransa geliyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz hafta İtalya'nın başkenti Roma'da Fransız kardinaller ile görüşürken, İtalyan basınına göre Macron, bir sonraki Papa olarak bir Fransız adayın seçilmesi için lobi gerçekleştirdi. İstihbarat kaynakları CIA ve ABD yönetimi ile Çin'in de destekledikleri adaylar olduğunu dile getiriyorlar.
İşte papalık seçiminin perde arkasındaki gelişmeler:
ABD hükümeti ve CIA'in Papalık seçimlerinde Kardinal Pietro Parolin'i desteklediği ifade edilmekte. Parolin, ABD-Küba ilişkilerinin normalleşmesini sağlayan isim olarak da biliniyor.
Küresel istihbarat yayın organı Intelligence Online'ın (IO) elde ettiği bilgilere göre perde arkasından istihbarat örgütleri papalık seçimi için faaliyete başladı. Kaynaklar Papa Francis'in istihbarat dünyasıyla bağlantısının yönetimdeki yasa dışı finansal faaliyetlerle birlikte başladığını da dile getiriyorlar.
Elde edilen bilgilere göre Papa Francis'in hayatını kaybetmesinin ardından istihbarat örgütleri ve hükümetler yeni Papa için kendi adaylarını desteklemeye başladılar. İstihbarat örgütleri yeni papa ile kritik konularda yakından çalışmak istiyorlar. Bahsi geçen ilk isim ise İtalyan Kardinal Matteo Zuppi. Papa Francis'in hem halka açık hem de gizli diplomatik girişimlerinin arkasındaki isim olarak bilinen Zuppi kariyerinin çoğunu 'Sant'Egidio Cemaati' arasında geçirmesiyle biliniyor. Zuppi, aynı zamanda dünya genelinde istihbarat servisleri arasında gerçekleşen ve “gölge savaş” olarak adlandırılan çok sayıda çatışmaya da barış amacıyla müdahil olmasıyla tanınıyor. Zuppi'nin bu görevi dolayısıyla çok sayıda istihbaratçıyla tanışıklığı olduğu dile getiriliyor.
Matteo Zuppi'nin doğrudan müdahil olduğu barış girişimleri arasında 1992 yılında Afrika ülkesi Mozambik'te barışı sağlayan Roma Barış Anlaşması'nın hazırlanması, 1993 yılında Türkiye'de kaçırılan İtalyan rehineler krizini çözmesi gibi faaliyetler de bulunuyor. 2019 yılında Papa Francis tarafından Kardinal yapılan Zuppi benzer çalışmaları Libya, Güney Afrika, Suriye, Irak ve Myanmar'da da gerçekleştirdi. 'Sant'Egidio Cemaati' ise İtalyan Dış İstihbarat Teşkilatı AISE, Fransa Dış İstrihabrat Teşkilatı DGSE ve ABD Merkezi Haberalma Örgütü CIA tarafından sıklıkla ziyaret ediliyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un desteklediği adayların şansının “Macron ile gerçekleştirilen görüşme sonrası” daha da azaldığı belirtilmekte.
Öte yandan Kardinal Zuppi ilk kez 2023 yılında Moskova'da Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Diplomasi Danışmanı Yuri Uşakov ile Ukrayna'da barış için görüşmeye gitti. Rusya Patrikhanesi'ni de ziyaret eden Zuppi'ye Ukrayna'da barış çabaları için madalya da takdim edildi. Vatikan'ın savaştaki diplomatik girişimlerini ise bir diğer Papa adayı Kardinal Pietro Parolin yürütmeye devam etti. Parolin'in eski Papa 16. Benedikt döneminde Vatikan'ın ilk kez sosyalist Çin, Vietnam, Kuzey Kore ile iletişime geçmesini sağlayan kişi olduğu biliniyor. Parolin, eski ABD Başkanı Geroge W. Bush döneminde İran ile gerçekleşen Nükleer Silahsızlanma Anlaşmalarına da gözlemci olarak katıldı. Ancak, Parolin'in yıldızı gerçek anlamda 2014 yılında parladı ve Kardinal bu tarihte Küba ve ABD arasındaki ilişkilerin normalleşmesini sağlayan tarihi anlaşmanın arka planındaki arabulucu olarak görev yaptı.
Elde edilen bilgilere göre Avrupa liberalizmini destekleyen, savaşta ise Kiev'e desteğini açıkça dile getiren Zuppi, gerek ABD hükümeti gerekse de CIA tarafından desteklenmiyor. ABD'nin desteklediği adayın Parolin olduğu ifade ediliyor. Parolin'in ayrıca ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın da arkadaşı olduğu öne sürülüyor.
Çin istihbaratının ise Pekin'i bilgilendirdiği ve Çin'in Kongolu Kardinal Fridolin Ambongo Besungu'yu desteklediği ifade ediliyor. Ancak sızan bilgilere göre Pekin'in Vatikan içindeki etkisi finansal bağlar haricinde güçlü değil.





