Gıda ürünlerinde saptanan pestisitler endişe yaratmaya devam ediyor. Greenpeace Türkiye, 2024 pestisit karnesini çıkarırken, raporda Avrupa'ya gönderilen gıdalarda tespit edilen pestisit bildirimlerinin ilk sırasında 167 bildirimle Hindistan, ikinci sırasında 139 bildirimle Türkiye olduğu vurgulandı. Türkiye’nin pestisit kalıntıları nedeniyle aldığı bildirimlerin 98’inin en üst seviye olan "ciddi riskli" sınıfta olduğunun altı çizilen raporda, Avrupa’ya gönderilmek istenen biberlerin 29 kez, limonun ise 23 kez sınırdan çevrildiğine dikkat çekildi.

Raporda, pestisitlerin özellikle çocuk sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri vurgulanırken, pestisit kullanımını azaltıp ortadan kaldıracak yöntemlerin yaygınlaştırılması talep edildi. Raporda ayrıca çocukların pestisitlere yetişkinlere kıyasla çok daha hassas olduğu ve gelişim süreçlerinde ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabilecekleri vurgulandı.

KANSEROJEN PESTİSİTLER Greenpeace Türkiye’nin yaptırdığı pestisit kalıntı analiz sonuçlarını da içeren “Pestisitler ve Çocuklar” raporuna göre, analiz edilen her 3 gıdadan birinde mevzuata uygunsuzluk tespit edildi. Araştırmada İstanbul’da beş zincir marketin mağazalarından ve farklı semt pazarlarından alınan 14 tür sebze ve meyveye ait 155 ayrı örnek, uluslararası akredite bir laboratuvarda incelendi. Analiz sonucuna göre örneklerin yüzde 61’inde birden fazla pestisit kalıntısı, yüzde 43’ünde ise en az bir PFAS’lı pestisit kalıntısı saptandı. Analiz edilen ürünlerin yüzde 31.6’sında ise hormonal sistem bozucu, nörolojik gelişim etkileyici ve kanserojen olduğu bilinen pestisitlere rastlandı.

EN FAZLA SALAMURA YAPRAKTA Greenpeace Türkiye’nin yaptırdığı analiz sonuçları ve raporun öne çıkan bulguları ise şunlar oldu: "155 örneğin yüzde 33’ünün (51 örnek), Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne uygun olmadığı belirlendi. Bu ürünlerin 50’sinde ruhsatsız pestisit kullanımı tespit edildi." En çok yenen ürünler "Pestisit kalıntısı limit aşımı ile yasaklı ya da ruhsatsız pestisit kullanımına en fazla salamura yaprakta (yüzde 80), yeşil sivri biberde (yüzde 70), ıspanakta (yüzde 67), kıvırcık marulda (yüzde 40), armutta (yüzde 40), üzümde (yüzde 40), golden elma ve starking elma için (yüzde 30), dolmalık biber ve patlıcan örneklerinde (yüzde 20), domateste (yüzde 13), portakalda (yüzde 10) ve hıyar örneklerinde (yüzde 7) rastlandı. Analiz edilen örneklerin yüzde 61’inde (94 ürün) birden fazla pestisit kalıntısı tespit edildi. PFAS kalıntısı "Analiz edilen örneklerin yüzde 31,6’sında (49 örnek) hormonal sistemi bozucu, nörolojik gelişimi etkileyen, kanserojen ya da üreme sağlığı açısından tehdit oluşturan en az bir pestisit kalıntısı bulundu. Analizde, çocuk sağlığı açısından risk oluşturan per/polifloroalkil maddeleri (PFAS) içeren pestisitler de incelendi. Bu incelemeler sonucunda 155 gıda örneğinin yüzde 43’ünün (67 örnek) en az bir PFAS’lı pestisit kalıntısı içerdiği tespit edildi."

Analiz sonuçlarını değerlendiren Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer ise birden fazla pestisite aynı anda maruz kalmanın, tek bir pestisite maruz kalmaya kıyasla daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösterdiğinin altını çizdi.

HALK SAĞLIĞI SORUNU İç Hastalıkları Uzmanı Ayça Kaya ise çıkan sonuçlar üzerinden şu uyarılarda bulundu: "Pestisit ve diğer kimyasallara maruz kalmak, böbrek, kemik ve akciğer hastalığına neden olabilir. Pestisitler sinir sistemini etkileme potansiyeli taşıyor. Pestisitler aynı zamanda zehirli ve kansere yol açan kimyasallar."