Dünyada her yıl yaklaşık 400 milyon ton plastik atık üretilirken, küresel ekonominin döngüsel atık yönetimi yetersizlikleri nedeniyle uğradığı yıllık kayıp yüz milyarlarca dolarla ifade ediliyor. Özellikle kapalı bir havza niteliğindeki Akdeniz, mikroplastik kirliliğinin en yoğun hissedildiği hassas ekosistemlerin başında geliyor.
Türkiye ise bir yandan COP31 Başkanlığı sürecine hazırlanırken, diğer yandan iklim krizi ile plastik kirliliği arasındaki kopmaz bağı merkeze alan bütüncül bir çevre stratejisini hayata geçiriyor. Plastik atık yönetimi artık sadece basit bir çöp toplama faaliyeti değil, hammadde güvenliğini sağlayan, sanayide rekabet gücünü artıran ve karasal kirliliğin denizlere ulaşmasını engelleyen devasa bir ekonomik dönüşüm kaldıracı olarak tanımlanıyor.
Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde ve Adana Valiliği himayesinde gerçekleştirilen ‘Türkiye Plastik Atık Çalıştayı Şehir Koordinasyon Toplantısı’ yerelden ulusala uzanan bu stratejik yaklaşımın ilk kritik durağı oldu. Adana’nın sanayi, tarım ve ticaret kapasitesi ile Akdeniz Havzası’na olan doğrudan bağlantısı, kenti plastik döngüsünün en hayati düğüm noktalarından biri haline getiriyor.
Sıfır Atık Hareketi Kurucusu ve BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen vizyon doğrultusunda gerçekleşen buluşma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum’un liderliğindeki ulusal iklim eylemi hedeflerini sahaya indiriyor. Sanayi odalarından üniversitelere, belediyelerden organize sanayi bölgelerine kadar geniş bir paydaş ağı, plastiğin üretiminden bertarafına kadar uzanan tüm süreci masaya yatırdı.
Toplantıdaki konuşmasında plastik kirliliğinin tek taraflı çabalarla çözülemeyecek kadar karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, “Bugünkü toplantımızda sadece sorunları konuşmadık. Aynı zamanda sorunlara yönelik çözümün nasıl ortaklaştırılabileceğini konuştuk. Çünkü plastik atık meselesi tek bir kurumun veya tek bir sektörün kendi başına çözebileceği bir mesele değildir” dedi.
Kirliliğin kaynağında kesilmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Ağırbaş, “Yalnızca denizdeki atığı temizlemeyi değil, karadan denize ulaşan kirliliğin de önüne geçmeyi başarmamız gerekiyor. Sıfır Atık Vakfı olarak yürüttüğümüz Türkiye Plastik Atık Çalıştayı Şehir Koordinasyon Toplantıları tam olarak bu anlayışın bir yansımasıdır. Adana'nın ardından Mersin, Muğla ve Antalya vilayetlerimizde de yerel paydaşlarımızla bir araya gelerek şehirlerin deneyimlerini, ihtiyaçlarını ve çözüm önerilerini ortaya koyacağız.” diye konuştu.
Sıfır Atık Vakfı tarafından başlatılan bölgesel istişare mekanizması, tek bir merkezden alınan kararlar yerine sahanın gerçek ihtiyaçlarını yansıtan bir yönetişim modelini benimsiyor. Adana ile start alan şehir koordinasyon toplantıları zinciri; Mersin, Muğla ve Antalya ile devam edecek. Bölgesel dinamikleri son derece kritik olan bu dört sahil kentinden elde edilecek veriler, 31 Ağustos-1 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleşecek dev organizasyona temel oluşturacak.
Saha denetimlerinin ve yasal düzenlemelerin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirten Adana Vali Mustafa Yavuz, kentte yürütülen somut adımları ve denetim bilançosunu açıkladı. Ayrıca, İstanbul'da düzenlenecek büyük buluşma, plastik değer zincirinin tüm halkalarını kapsayan 4 ana tematik blok altında 15 çalışma masasıyla yürütülecek.
Bu tematik bloklar arasında üretim ve tasarım, sürdürülebilir tüketim, atık yönetimi ve geri kazanım teknolojileri yer alacak.



