Pandemi döneminden itibaren sayılarında büyük artış olan motorlu kuryeler, bir yandan kent koşuşturmacasının vazgeçilmez parçası olurken diğer yandan ölümle hayat arasında gidip gelen çalışma düzeninin içine sıkışmış durumda.
Sadece 4 yılda 224 motokuryenin hayatını kaybettiği Türkiye'de, trafikte ‘hız yapıyorlar’, ‘kural tanımıyorlar’ denilerek de eleştirilen motorlu kuryelerin hikâyesinin arka planında ise görünmeyen, konuşulmayan puanlama ve performans baskısı bulunuyor.
Hız baskısı ölümle burun buruna getiriyor
Her teslimat sonrası verilen puanlar, kuryenin günlük kazancından sistemde kalıp kalamayacağına kadar pek çok kritik başlığı belirliyor. Kuryeler, kurallara uyduklarında siparişi geç götürmekle, hız yaptıklarında ise canlarını tehlikeye atmakla karşı karşıya kalıyor.
Puantaj tablosu iş değişikliğinde de karşlarına çıkıyor
Öte yandan teslimat puanları, platformlar arasında dolaşan referans sistemine dönüşmüş durumda. Bir uygulamada düşük puan alan kurye, başka bir şirkete başvurduğunda aynı gerekçeyle reddedilebiliyor. Bu durum, bütün geçimini bu işten sağlayan kuryeleri bir anda işsiz ve borçlu bırakabiliyor.




