Orta Doğu’daki İran gerilimi küresel dengeleri sarsarken, masada dikkat çekici bir eksik var: Vladimir Putin. Newsweek'in analizine göre; Kremlin’in "çok kutuplu dünya" retoriğine ve gövde gösterilerine rağmen, İran krizi sarsıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor: Rusya artık olaylara yön veren değil, olayların akışına kapılan ikinci derece bir güç konumuna gerilemiş durumda.

KREMLİN'İN SERT ÇIKIŞLARI ASLINDA BİR ZAYIFLIK İTİRAFI MI?
Putin’in özel temsilcisi Kirill Dmitriev ve Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev, sosyal medya üzerinden Batılı liderlere yönelik alaycı ve sert mesajlar yayınlamaya devam ediyor. Keir Starmer’dan Emmanuel Macron’a kadar pek çok lideri "savaş çığırtkanı" veya "kaos lideri" olarak nitelendirilen bu isimler, Avrupa’nın Rus enerjisine muhtaç kalacağını iddia ediyor.
Ancak bu sert dil, madalyonun diğer yüzündeki acı gerçekleri örtmeye yetmiyor. Carnegie Rusya Avrasya Merkezi’nin de belirttiği gibi, Rusya’nın askeri kaynaklarının neredeyse tamamı Ukrayna’da kilitlenmiş durumda. Ekonomik olarak darboğaza giren Moskova, toplumun belini büken ve çıkışı olmayan maliyetli bir savaşın içinde debeleniyor.

'VAZGEÇİLMEZ GÜÇ' STATÜSÜ KAYBEDİLİYOR
İran krizinde dikkat çeken bir diğer detay ise diplomasinin merkezinde Moskova’nın değil, Pakistan’ın olmasıydı. Ateşkes sürecinde arabuluculuğu İslamabad üstlenirken, Rusya Orta Doğu’daki en yakın müttefiki İran’ın varoluşsal krizinde dahi devre dışı kaldı.
Kremlin artık krizleri yöneten "vazgeçilmez güç" değil, çıkarları olan bir "izleyici" konumunda. Beyaz Saray’ın, Rusya’nın İran’a istihbarat sağladığına dair raporları ciddiye bile almaması, Moskova’nın sahadaki etkisizliğinin en somut göstergesi olarak okunuyor.

ÇİN'İN 'KÜÇÜK ORTAĞI': RUSYA'NIN DARALAN HAREKET ALANI
Rusya ile Çin arasındaki ilişki, sanılanın aksine "eşitlerin ortaklığı" değil, derin bir asimetri içeriyor. Moskova; yaptırımların gölgesinde petrolünü satabilmek ve savaşını finanse edebilmek için Pekin’e göbekten bağlı durumda.
Stratejik önceliklerini ABD ile ilişkilerine göre belirleyen Çin için Rusya, vazgeçilmez bir müttefikten ziyade ikincil bir ortak konumunda. Rusya'nın Avrupa enerji piyasasındaki payının yüzde 45'ten yüzde 12’lere düşmesiyle en büyük kozunu kaybetmesi, Moskova’yı Pekin'in "tavanı" altında hareket etmeye zorluyor.

PUTİN'İN ELİNDE HAMLELER HALA MEVCUT
Analize göre Putin’in elinde oyunun kuralını değiştirecek kartlar kalmasa da, "bozucu" etkisi yapabilecek hamleler hala mevcut...
Putin’in elindeki sistem değiştirici büyük kozlar tükenmiş olsa da, küresel düzeni istikrarsızlaştırma potansiyeline sahip "bozucu" hamleleri hala masada tuttuğu görülüyor. Bu stratejinin ilk ayağını; NATO müttefiklerine yönelik siber saldırılar, iç siyasi süreçlere müdahaleler ve ekonomik şantajları kapsayan "hibrit baskı" yöntemleri oluşturuyor.
Öte yandan Kremlin, Batı üzerindeki psikolojik baskıyı diri tutmak adına nükleer caydırıcılık kartını her zamankinden daha agresif bir dille masaya sürmekten çekinmiyor. Sahada ise "Oreshnik" gibi yeni nesil hipersonik silahların kullanımıyla Ukrayna’daki askeri gerilimi tırmandırması, Moskova’nın diplomatik tıkanıklığı askeri güçle aşmaya çalışma kararlılığını ve hala elinde tehlikeli seçenekler barındırdığını kanıtlar nitelikte.