Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, Ortadoğu’daki gelişmelerle birlikte enerji ve lojistik dengelerinin yeniden şekillendiğini belirterek, ihra­catta fiyat odaklı rekabetin daha da artacağını vurguladı.

Ortadoğu’da yaşanan geliş­meler ışığında enerji ve lojistik dengelerinin yeniden tanım­landığını, Hürmüz Boğazı’nda artan risklerin ve enerji arz gü­venliğine ilişkin belirsizliklerin Türkiye’nin lojistik merkez ol­ma potansiyelini güçlendirdiği­ni belirten Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohum­lar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, bu sürecin yalnızca kısa vadeli fırsatlar değil, çok katmanlı bir dönüşüm anlamına geldiğini ifade etti. Celal Kadooğlu şun­ları söyledi: “Irak’ın petrol ih­racatında Türkiye güzergâhını daha aktif kullanma stratejisi ve Kalkınma Yolu gibi projelerin hız kazanması, ülkemizi yalnız­ca bir transit ülke değil, bölge­sel ticaretin ve enerji akışının merkezlerinden biri haline ge­tirebilecek stratejik bir fırsat sunuyor.

Jeopolitik avantajla­rın kısa vadeli kazanımlarla sı­nırlı kalmaması ve uzun vadede rekabet gücüne dönüşebilmesi için elbette ticaret altyapısı­nın, finansman ve tahsilat sü­reçlerinin ve sınır kapılarındaki operasyonel akışın aynı ölçüde güçlü ve öngörülebilir olması gerekiyor. Savaşa bağlı gerekçe­lerle, küresel tarım piyasaların­da ihracatçılarımız açısından baskı yaratan unsurların bir süre daha devam etmesini bek­liyoruz. Karadeniz havzasın­da üretim beklentilerinin güç­lü seyretmesine de bağlı olarak, fiyat odaklı rekabetin daha da artacağı bir döneme giriyoruz. Bu tablo, özellikle buğday unu, makarna ve ayçiçek yağı gibi te­mel ürünlerde daha da belirle­yici olacak.

Öte yandan enerji, gübre ve lojistik maliyetlerin­deki artışın üretim maliyetleri­ne yansıması yalnızca ihracat fiyatlarını değil, aynı zamanda ticaretin kontrat yapısını, risk iştahını ve pazar tercihlerini de doğrudan etkiliyor. Bu nedenle mevcut dönemi yalnızca jeopo­litik bir kırılma olarak değil; fi­yatlama davranışlarından teda­rik zincirlerine, rekabet denge­lerinden üretim planlamasına kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşüm süreci olarak değer­lendirmek gerekiyor.

“Bazı pazarlarda daha yoğun bir rekabetle karşılaşacağız”

Bölgesel ticarette lojistik ve güzergâh konularında yaşa­nan değişimin, rekabet baskı­sını artıracağını da dile getiren Kadooğlu şunları söyledi: “Irak ile Suriye arasında yaklaşık 14 yıldır kapalı olan sınır kapısı­nın yeniden açılması ve alterna­tif transit hatların devreye gir­mesi, bölgesel ticaretin toplam büyüklüğünü artırma potansi­yeli taşırken Türkiye açısından mevcut lojistik üstünlüğün da­ha rekabetçi bir zemine taşın­masına neden olabilir. Bugüne kadar Türkiye üzerinden akan ticaretin belirli bir zorunluluk­la şekillendiği bir yapıdan, al­ternatif koridorların olduğu çok merkezli bir yapıya geçilebilir. Maliyet ve süre avantajları sağ­layan yeni hatların aktif hale gelmesinin, Türk ihracatçıları­nın bazı pazarlarda daha yoğun bir rekabetle karşılaşmasına yol açması muhtemel.

Nitekim bu süreçte yalnızca lojistik hatlar değil, aynı pazarlara erişen te­darikçilerin sayısı ve çeşitliliği de artıyor; bu da özellikle Afri­ka ve Orta Doğu pazarlarında fi­yat hassasiyetinin daha da belir­leyici hale gelmesine yol açıyor. Bu nedenle Orta Doğu’ya açılan gümrük kapılarımızın tam ka­pasiteyle ve kesintisiz çalışma­sı, mevcut hatların hız ve mali­yet avantajını koruyacak şekilde güçlendirilmesi ve Türkiye’nin ‘doğal tedarikçi’ konumunu des­tekleyecek politikaların sürdü­rülmesi kritik önem taşıyor.