Metin YETİM
Avukatlar, Artvin Borçka’ya bağlı Cankurtaran bölgesinde orman talanına karşı direnirken silahlı saldırı sonucu öldürülen yaşam savunucusu Reşit Kibar’ın davasına ilişkin İstanbul Barosu Merkez Binası'nda bir basın toplantısı düzenledi.
Ocak ayında görülecek yedinci duruşma öncesinde soruşturma ve kovuşturma süreçlerindeki cezasızlık zincirine dikkat çeken avukatlar, cinayette şirket yöneticilerinin ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılmadan kapatılmak istendiğini belirtti.
Avukatlar, "Bu cinayet, doğayı tahrip eden Yapısoy Holding ve Gençlik İnşaat gibi şirketlerin, onlara yol veren Artvin bürokrasisinin ve görevini yapmayan kolluk kuvvetlerinin ortak bir organizasyonu olarak işlenmiştir" değerlendirmesinde bulundu.
İKİ SANIKLA SINIRLANDIRILAMAZ
Dava dosyasının başından bu yana bilinçli olarak daraltıldığını ifade eden Avukat Neslihan Varoğlu, meselenin münferit bir silahlı kavga gibi gösterilmeye çalışıldığını vurguladı.
Soruşturma aşamasında getirilen kısıtlılık kararıyla müşteki vekillerinin delil toplamasının engellendiğini söyleyen Varoğlu, süreci şu sözlerle anlattı:
"Reşit Kibar ve beraberindeki köylülere yönelen bu saldırıyı yalnızca adli bir vaka olarak ele almıyoruz. Meselenin iddianame kapsamındaki iki sanıktan ibaret olmadığını, yargılamanın sadece bu iki sanık üzerine yıkılarak gerçek failler tespit edilmeden bitirilemeyeceğini savunuyoruz. Olay yerinde bulunan tetikçi ve silah sahibi üzerinden yürütülen bir dosya var. Ancak bizlerin toplattığı HTS kayıtları, kamera görüntüleri ve ticari ilişkiler, davanın sınırlarının çok daha geniş olduğunu gösteriyor."
"KAMU GÖREVLİLERİ VE ŞİRKET SAHİPLERİ KORUNUYOR"
Cinayetin kamu idarelerinin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini ve uyarıların dikkate alınmadığını dile getiren Varoğlu, olay anında alanda bulunan kolluk kuvvetlerinin tutumuna tepki gösterdi.
Mahkemenin azmettiriciler ve ihmali bulunan kamu görevlileri hakkındaki suç duyurusu taleplerini 6. celse itibarıyla reddettiğini belirten Varoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Olay, jandarma istihbarat personelinin gözleri önünde gerçekleşiyor fakat her iki personelin de müdahale etmediği, kaçan faillerle ilgili delil muhafazası işlemlerini yapmadığı bir durum söz konusu. Bu kişiler tanık olarak dinlendi ancak haklarındaki suç duyurusu taleplerimiz mahkemece reddedildi. Cinayetten hemen sonra şirket yetkilileriyle sanıkların kurduğu telefon irtibatları tespit edilmiş olmasına karşın, olayın azmettiricisi olan bu odaklar hakkında hiçbir adli girişimde bulunulmadı.”
Toplantıda söz alan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Mehmedali Barış Beşli de saldırının jandarmanın gözetiminde gerçekleştiğine işaret ederek, "Bu cinayetin yurttaşların canını ve malını korumakla görevli olan jandarma personelinin gözünün önünde işlenmesi, olayı daha da vahim hale getiriyor. Çevrede adalet yoksa, elbette adalet yoktur. İstanbul Barosu olarak çevrede adaleti, hakkı ve hukuku savunmaya devam edecek, bu dosyanın sonuna kadar takipçisi olacağız" dedi.
KÖYLÜLER SANIK SANDALYESİNE OTURTULDU
Cinayetin failleri yerine ormanını koruyan yurttaşların hedef alındığını belirten avukatlar, bölgedeki yaşam savunucularına dönük sistematik bir yargı tacizi uygulandığını kaydetti. Varoğlu, çifte standardı şu ifadelerle özetledi:
“Müvekkillerimiz 5. celse itibarıyla sanık pozisyonuna getirildiler ve o gün yaşananlar gerekçe gösterilerek haklarında açılan dava bu dosyayla birleştirildi. Reşit Kibar’ın vefat haberi üzerine hastane bahçesinde konuşan müvekkilimiz Dursun Ali Koyuncu 90 gün tutuklu kaldı. Ancak cinayete yardım eden, silahın sahibi olan sanık neredeyse gözaltında bile tutulmadı; telefon deliline el konulmayarak delil karartmasına ve tanıklarla görüşmesine zemin hazırlandı. Baroların davaya müdahillik talepleri dahi 'suçtan zarar görmedikleri' gerekçesiyle reddedilerek davanın üzeri örtülmek isteniyor.”
NE OLMUŞTU?
Artvin’in Hopa ve Borçka ilçeleri sınırında yer alan Cankurtaran mevkisi, zengin orman dokusu ve su kaynaklarıyla uzun süredir maden ve taş ocağı projelerinin hedefindeydi. Bölge halkı, 2016 yılından itibaren yaşam alanlarını korumak için 3 ayrı idare mahkemesi davası açtı ve tüm bu davaları kazanarak maden ve taş ocağı ruhsatlarını yargı kararlarıyla iptal ettirdi.
Yargı kararlarının ardından aynı alanda bu kez Orman Genel Müdürlüğü eliyle "konaklamalı mesire alanı / ekoturizm projesi" adı altında yeni bir plan devreye sokuldu. Köylüler, projenin bölgeyi ağaçsızlandırıp ileride taş ocağı ve maden işletmeciliğine zemin hazırlayacak bir paravan olduğunu belirterek orman kıyımına karşı direniş başlattı.
Söz konusu ihaleyi alan ve alanda çalışma yürüten Yapısoy Beton, Karadeniz’de çok sayıda kamu altyapı ve beton santrali ihalesiyle tanınan Merttürk ailesine ait.
3 Eylül 2024 sabahı, şirkete ait iş makinelerinin Cankurtaran Ormanı’na girmesi üzerine aralarında 46 yaşındaki Reşit Kibar’ın da bulunduğu köylüler makineleri durdurmak üzere bölgedeki dinlenme alanında toplandı. Yaşanan tartışma sırasında köylülerin üzerine ateş açıldı. Saldırıda Reşit Kibar yaşamını yitirirken iki kişi yaralandı.



