Almanya Başbakanı Friedrich Merz, önceki gün Berlin’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Lideri Nikos Hristodulidis ile bir araya geldi. İki liderin temaslarına Türkiye damgasını vurdu. 2026 başında GKRY, AB dönem başkanlığını üstlenmeye hazırlanırken, hem Merz hem de Hristodulidis Türkiye'nin AB üyelik sürecinin ilerletilmesi için Kıbrıs konusunda atılmasını istedikleri bazı adımları öne çıkardı. Berlin temaslarından yansıyanlar "Almanya ve Rumlar Türkiye'yi iki devletli çözümden vazgeçirmek için AB üyeliğini mi masaya koydu" sorularını gündeme getirirken, Haber Global Web Özel'e konuşan emekli diplomat Uluç Özülker, KKTC'nin bağımsız devlet olarak kabul edilmesinin Türkiye'nin stratejik hedefi olduğunu söyledi. Annan Planı gündeme geldiğinde Paris Büyükelçiliği görevinde bulunan bu plan doğrultusunda Avrupa liderleriyle pek çok görüşmede yer alan Özülker, AB'nin Kıbrıs konusundaki istikrarsız ve güvenilmez politikalarının tarihini anlattı.

STRATEJİK DİYALOG
Berlin'deki görüşmede Merz "Türkiye'yi AB'de görmek istiyoruz. Bu konuda stratejik bir diyalog teklif ettim" derken Nikos Hristodulidis, adada çözüm sağlanması için Almanya Başbakanı Friedrich Merz'ten yardım istedi. Merz, Hristodulidis ile somut bir öneriyi ele aldıklarını ve önümüzdeki haftalarda ilk adımların atılabileceğini belirtti. Merz, "Ayrıca Hristodulidis ile AB ve Türkiye arasındaki yakınlaşmada ilerleme kaydedilmesini sağlayacak başka fırsatları da görüştüm" şeklinde konuştu.

ANNAN HATIRLATMASI
2004 yılında BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından geliştirilen ve Kıbrıs'ta iki bölgeli, iki toplumu "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti" öngören Annan Planı çerçevesinde yaşanan gelişmeleri hatırlatan Özülker, AB'nin verdiği hiçbir sözü tutmadığını vurguladı. Söz konusu plan KKTC'de yüzde 65 oyla kabul edilmiş ancak Rumlar yüzde 75 ile reddetmişti. O dönemde Paris Büyükelçisi olan Uluç Özülker AB'nin yaklaşımını şöyle anlattı:
AB'NİN GÜVENİLMEZ SİCİLİ
"AB, Kıbrıs konusunda Türkiye'yi hep arkadan hançerledi. Ben Paris'te görevliyken Annan Planı görüşmeleri devam ediyordu. Federal sistem içinde iki otonom bölge öngören plan ortaya konduğunda Rauf Denktaş buna net bir şekilde karşı çıkıyordu. Plan oylandığında Rumlar büyük oranda 'hayır' dediler. Planın geçmesi için Türkiye'ye baskı yapan Avrupalılar bu kez Rumları hedef almaya başladılar. Benimle yapılan görüşmelerde bunu açıkça söylüyorlardı. Bize 'siz haklısınız' diyorlardı."

SÖZLERİNİ TUTMADILAR
Ancak AB'nin bu söylemlerin aksine Rum kesimini tek taraflı olarak üye yaptıklarını belirten Özülker şu değerlendirmelerde bulundu: "Bize AB'den gelindi, 'hiç endişe etmeyin, konsey toplantımız var, konuyu götüreceğiz. Rumların yaptıklarını ödeteceğiz' dediler. Ancak sonra elini taşın altına koyan çıkan olmadı. AB bu manada bakıldığı zaman çok sözler verdi, akıl vermeye de kalktı. Güney Kıbrıs AB'ye tam üye yapıldıktan sonra iş onların kaprislerine kaldı."

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 2026 başında AB dönem başkanlığını üstlenecek.

ARKASINDA TÜRKİYE VAR
Berlin toplantısında dile getirilen "Türkiye-AB ilişkilerini ilerletmek" sözlerini değerlendiren Özülker şunları kaydetti: "Adada iki devlet zaten var. KKTC tanınmıyor ama arkasında Türkiye durduğu sürece burada herhangi bir endişeye mahal bir durum yoktur. AB'nin Güney Kıbrıs'la üyelik anlaşmasında 10. ekin 4. paragrafı var. Orada çok net bir biçimde 'Kıbrıs'ın tamamının AB'ye üye yapıldığı' belirtiliyor. Dolayısıyla, adımımızı attığımız anda AB'den karşımıza 'burası AB ülkesidir' çıkışı gelmektedir."
KKTC'nin Türkiye açısından stratejik önemde olduğunu belirten ve iki devletli çözüm dışında bir önerisinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını kaydeden Özülker, "Kıbrıs'ın stratejik önemini Atatürk ifade etmiştir. Türkiye'nin güneydeki güvenliği ve Doğu Akdeniz'deki konumu açısından Kıbrıs'ın önemi devam etmektedir, bu açıdan değişen bir durum yoktur" dedi.