Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran ile yapılan geniş kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasını resmen onayladı. Bu anlaşma ile Kuzey Kore ve Çin’in ardından Rusya üçüncü bir ülke ile de savunma konseptini de kapsayan yeni bir dönemi başlattı. Uluslararası medya organlarında ise “Batı ülkeleri ile Doğu arasındaki savaşın blokları oluşmaya başladı” yorumları yapılıyor.

Gelişmeyi Haber Global Web Özel için yorumlayan Moskova Devlet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü eski Başkanı ve Rusya’nın önde gelen dış politika uzmanlarından Prof. Dr. Andrey Zdrojewski’ye göre Rusya hiçbir zaman NATO’yu tehdit görmedi ancak ittifak her üç yılda bir Rusya’nın sınırlarına doğru genişledi.

“Dünya ulusları artık NATO baskısı değil ulusal egemenlik ve eşitlik prensibi istiyor” ifadesini kullanan Zdrojewski şu çarpıcı açıklamalarda bulundu:

Rusya’nın önde gelen uluslararası ilişkiler uzmanlarından Profesör Andrey Zdrojewski’ye göre Rusya bağımsız ve eşitlikçi bir küresel sistem istiyor. Dünya ulusları da NATO’nun dışında alternatifler yaratıyor.

İŞBİRLİĞİ DÜŞMANCA ALGILANIYOR

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin önce Kuzey Kore sonrasında ise Çin ile stratejik işbirliği anlaşmaları ve askeri, teknolojik ve ekonomik alanda işbirliği uzlaşmaları sağladı. İran ile de kapsamlı stratejik ortaklık belgesi imzalandı. Rusya böylece savunma, terörle mücadele, ticaret, ekonomi ve finansın tüm alanlarında işbirliği yürütme taahhüdü veriyor. Batı ülkelerinde bu yeni çerçeve düşmanca algılanıyor ancak gerçekçi sonuç için stratejik ortaklıkların geçmişine bakmak gerekir.”

NATO’YA ORTAKLIK BİLE ÖNERDİK

“Sovyetler Birliği'nin (SSCB) dağılması ile birlikte NATO'nun misyonunun ne olacağı da tartışıldı. Ne de olsa NATO, SSCB'ye karşı kurulmuştu. Bu dönemde Rusya, NATO'nun “ortak Avrupa savunması” başlığında gerçekleştirilen tüm zirvelere gözlemci olarak katıldı. Dolayısıyla Moskova düşmanlığın bittiğini ve küresel istikrarın savunulması için dayanışma sergilenmesi gerektiğini vurguladı. Rusya bu dönemde Avrupa'ya ortaklık bile önerdi.”

RUSYA’YA KARŞI GENİŞLEME

“Son 15 yıla bakıldığında ABD'nin Avrupa'daki askeri personel sayısı iki katına çıktı. Avrupa'nın silahlanma ve savaş ekonomisine geçiş süreci her yıl daha da hızlandı. Burada “NATO’nun düşmanı kimdir?” sorusu sorulduğunda NATO'nun ayrıca genişleme sürecine de mercek tutmalıyız. Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkelerinin yanı sıra Doğu Avrupa ve Balkan ülkeleri de NATO konseptine dahil edildi. Rusya halen NATO tarafından düşman görülmekte ve sınırlarına kadar gelen tehdide karşı dengeleyici olması haklı ve beklenir bir tutumdur.”

Ünlü Rus uzmana göre Rusya ile İran’ın stratejik ortaklığı ile küresel eşitlik ve denge politikasının altı çiziliyor.

DÜNYANIN ALTERNATİFLERİ VAR

“Rusya, NATO karşısında askeri çatışmayı değil, yeni bir güvenlik mimarisi fikrini önerdi ancak NATO her 3 yılda bir Rusya’ya karşı yayıldı. Avrasya Güvenlik Konseyi, Şanghay İşbirliği Örgütü ya da BRICS’in askeri-politik işlev kazanmasının arkasında bu saldırganca tutum da bulunmakta. Bence şu nokta Batı'da anlaşılmadı: Rusya, NATO’ya karşı değildir. Batı ulusları dışında kalan neredeyse tüm uluslar dünyanın NATO’nun baskısından ibaret olmadığını ve alternatiflerin yaratılması gerektiği konusunda hemfikirdir.”

DÜNYANIN PRENSİBİ EŞİTLİK

“Rusya her zaman küresel jeopolitik istikrarın ancak egemen devletlerin eşitlik ilkesi ile yürüttükleri ilişkilerle sağlanabileceğini savundu. Şimdi ABD bile bu bakış açısına gelmiş durumda. Batı’nın ise halen hegemonya ve şart dayatımı tutumu devam ediyor. Rusya ve İran arasında örneğin Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru gibi anlaşmalarla karşılıklı ulusal çıkarlar da gözetilmekte. Rusya bu anlaşma ile İran’ın ulusal güvenlik kaygılarını meşru kabul etmektedir. Çin’in de örneğin Asya-Pasifik bölgesinde Batı’nın askeri tahakkümüne karşı kaygıları bulunuyor ve Rusya bu kaygıyı da meşru görmekte. Bu çerçeveyi Batı’ya koyduğumuzda eşitlik ilkesi yerine baskı, zorlama ve askeri çevreleme politikası ile karşılaşıyoruz. Dünya ulusları artık bu baskıyı reddediyor.