Hac için gittiği kutsal topraklardan uzun bir yolculuktan sonra Safranbolu'ya dönebilmesi, ilçe sakinlerinden Muslubeyoğlu Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi için Allah'ın lütfu olarak değerlendirildi. Bu deneyim sonrası, 1880'li yıllarda Akçasu Mahallesi'nde altından geçen derenin üzerine moloz taşlardan inşa edilen camiye "Lütfiye Camisi" adı verildi. Bu caminin yanındaki çeşmeye gelen suyun, bazı yıllar kurak yaz aylarında kaynağının kuruması nedeniyle halk arasında "suyun kaçması" olarak adlandırılmasıyla, su kaynağına "kaçak suyu", çeşmeye "kaçak çeşmesi", yöreye de "kaçak semti" denilmeye başlandı. Bu nedenle cami, halk arasında "kaçak cami" olarak da bilinmektedir.

Lütfiye Camisi, kentin simge yapılarından biri olarak, tavanı, ahşap korkuluklu mahfili ve ahşap minaresiyle özgünlüğünü büyük ölçüde korumaktadır. Uzun yıllardır ibadete hizmet eden bu tarihi cami, su sesi eşliğinde ziyaretçileri çekmektedir.

Safranbolu Müftüsü Aydın Bostancı, Lütfiye Camisi'nin mimarisinin insanları cezbettiğini belirterek, "Altından su akan enteresan bir yapı. Dolayısıyla Safranbolu'muza gelen turistlerin ilgi odağı olan, mutlaka ziyaret edilen bir camimiz," dedi.

Bostancı, caminin hikayesini paylaşarak, Hüseyin Hüsnü Efendi'nin hac yapmaya karar verdiğini ve bu vaadi yerine getirdikten sonra cami inşa ettirdiğini ifade etti. Ayrıca, ecdadın manevi atmosferi yüksek bir şehir bıraktığı için minnettar olduklarını vurguladı. Halkı, bu tarihi mirasa sahip çıkmaya ve camilerinin korunması için duyarlı olmaya davet etti.