Ankara'da kamu kurumlarının yöneticilerinin elektronik imzalarının kopyalanarak sahte diploma ve sürücü belgesi düzenleyen çeteye yönelik hazırlanan iddianamenin detayları gündeme oturdu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu tarafından, Gazi Üniversitesi ve Milli Eğitim Bakanlığı görevlileri adına sahte olarak üretilmiş e-imza çıkarmak suretiyle üniversite mezuniyet belgesi düzenlendiği, sürücü belgesi yazılı ve direksiyon sınav sonuçlarının değiştirilip, 'başarılı' duruma getirildiği tespiti üzerine soruşturma başlatıldı. Bu kapsamda gözaltına alınan şüphelilerden 16'sı tutuklanırken, toplam 134 şüpheli hakkındaki iddianame, mayıs ayında tamamlandı. Ankara 23'üncü Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılırken, şüpheliler hakkında 'ÖSYM Kanunu'na muhalefet', 'Resmi belgede sahtecilik', 'Bilişim sistemine girme', 'Verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme' suçlarından 6 yıldan 45 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezaları talep edildi. Sahte diploma skandalı ile ilgili gelişmeler yakından takip ediliyorken konuyla ilgili olarak Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Suç duyuruları yapılmış mı? YAPILMIŞ. Kolluk kuvvetleri olaya el atıp operasyonlara başlamış mı? BAŞLAMIŞ. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kaya gibi sapasağlam iki ayrı iddianame hazırlamış mı? HAZIRLAMIŞ. Sahtekârlık şebekesi çökertilmiş mi? ÇÖKERTİLMİŞ. Çetenin elebaşları ve elebaşların yancıları tutuklanmış mı? TUTUKLANMIŞ. O zaman eğri oturalım doğru konuşalım: Devlet, bu konuda üzerine düşen görevi yapmış kardeşim. Sahte diploma olayında da bu gelenek değişmedi. Abartıyorlar da abartıyorlar, palavralara boğuyorlar, önlerine gelene iftiralar sallıyorlar, ya tutarsa diye kara çalıyorlar, “Her yerimiz çürümüş abi” tarzı dokunaklı tiratlar yükseltiyorlar, “Sahte diplomalıları açıklayın” tarzı FETÖ’cü psikolojik harp taktikleri uyguluyorlar. Ve bütün bunların ardından şöyle bir ortam doğuyor: Gerçekler ile yalanlar arasındaki çizginin bulanıklaştığı kaos ortamı. Siyasal ajandaları doğrultusunda sulandırma yapıyorlar. Çünkü bu tipler, “biraz daha sulandırırsak belki hükümet düşer” falan kafasındadır. Aşırı küstah ve sonsuz pervasız biçimde sahtekârlıklar yapılabilmesi... BÜYÜK sorundur. BTK Başkanı’nın bile e-imzasının kopya edilmesine cüret edilmesi.... MUAZZAM sorundur. Çapraz izlemelerin, biyometrik doğrulama sistemlerinin sahtekârlara set çekmemesi... DEVASA sorundur. Elektronik sertifika sağlayan iki şirketin, bu sahtekârlığın odağında yer alması... MÜTHİŞ sorundur. Bu büyük, muazzam, devasa ve müthiş sorunlar nedeniyle... Şu iki sonucun doğması şarttır: BİR: Sahtekârların bu denli kolay at koşturmalarına neden olan, gerekli güvenlik önlemlerini titizlikle uygulamayan, sistemin açıklar barındırmasına göz yuman tüm devlet görevlileri... Hesap vermelidir. İKİ: Türkiye’nin dijital egemenliğine yönelik bu apaçık saldırıya karşı... Bundan sonra gereken her türlü önlemler eksiksiz alınmalı ve ülkenin dijital egemenliği tesis edilmelidir.
Gündem·
Sahte diploma skandalında kilit 3 nokta!
Kaynak:


Okumaya devam et



