Yılbaşı yaklaşırken Türkiye genelinde sahte ve kaçak alkol ürünlerine yönelik denetimler hız kazandı. Polis ve jandarmanın son bir haftadır 81 ilde yürüttüğü operasyonlarda 91 bin 384 litre sahte-kaçak alkollü içki ele geçirilirken, 171 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.

Tam da bu döneme denk gelen çarpıcı bir veri seti, Türkiye Acil Tıp Derneği (TATD) Toksikoloji Çalışma Grubu’nun yürüttüğü çok merkezli çalışmadan geldi. Çalışma, Türkiye genelinde 17 merkezden toplanan verilerle hazırlandı; sahte alkol (metil alkol ağırlıklı toksik alkol) şüphesiyle hastaneye başvuran vakalarda her 100 kişiden 30’unun hayatını kaybettiği, vakaların her 3’ünden 1’inde ise kalıcı hasar oluştuğu tespit edildi.

Yine aynı çalışmanın dikkat çektiği bir başka nokta da “mevsimsel pik.” Her yıl kasım ayının sonlarından başlayarak şubat ayına kadar sahte alkol zehirlenmesi başvurularında belirgin artış gözleniyor. Bu artış, yılbaşı tüketimiyle sınırlı bir “tek gece” meselesi değil; kış aylarına yayılan, dalgalar halinde acil servisleri zorlayan bir tabloya işaret ediyor.

Sahte alkol zehirlenmesini “sinsi” yapan temel unsur, vakaların önemli bölümünde ilk saatlerin sıradan bir alkol sarhoşluğu gibi başlayabilmesi. TATD Toksikoloji Çalışma Grubu’nun daha önce duyurduğu ulusal çalışmanın çerçevesi, toksik alkol zehirlenmelerinin (metanol, etilen glikol, izopropanol) hem dünyada hem Türkiye’de ölüm ve kalıcı sekellere yol açabilen ağır bir tablo olduğuna dikkat çekiyor; özellikle metanol (metil alkol) zehirlenmesinin ülkemizde dönem dönem “epidemi” şeklinde görülebildiğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle erken tanı–erken tedavi kritik: Çünkü metanolün asıl yıkıcı etkisi, vücutta toksik metabolitlere dönüşmesiyle ortaya çıkıyor; bu süreç tamamlandığında sadece “zehirlenme” değil, görme sinirini ve merkezi sinir sistemini hedef alan kalıcı hasar riski büyüyor.

Öte yandan TATD Toksikoloji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ayça Açıkalın Akpınar ile TATD Toksikoloji Grubu üyesi Dr. Ömer Taşkın’ın tedaviye rağmen bazı hastaların kaybedilebildiğini ve yaklaşık 3’te 1 oranında kalıcı hasar görüldüğüne dikkat çekiyorlar. Uzmanlar, ağır metanol zehirlenmesinde antidot tedavisiyle birlikte, belirli klinik eşiklerde hemodiyaliz gibi ekstrakorporal tedavilerin hayat kurtarıcı olabileceğini de vurguluyor.