Suriye'de, merkezinde terör örgütü YPG'nin olduğu SDG'ye; Şam yönetimine entegrasyon için verilen süre 31 Aralık'ta doluyor. Bölgeyi yakından izleyen askeri ve siyasi uzmanlar henüz örgütün bu doğrultuda adım atma noktasında olmadığını belirtirken özellikle SDG'nin hakim konumda olduğu Rakka, Deyrezor bölgesinde artan DEAŞ hareketliliği de dikkat çekiyor. Özellikle Palmira bölgesinde üç ABD askerinin de öldüğü DEAŞ saldırısı, radikal terör örgütün neden son dönemde hareketlendiği konusunda soru işaretlerine neden oluyor. Palmira'daki saldırının arkasında SDG'nin elini güçlendirmek isteyen İsrail'in olabileceği de iddialar arasında yer alıyor. Haber Global Web Özel'e sahadan son bilgileri aktaran güvenlik ve terör uzmanı Ünal Atabay, söz konusu saldırıların kimin işine yaradığına bakmak gerektiğini söyledi.
13 Aralık'ta, Suriye'de tek başına hareket eden bir DEAŞ silahlı saldırganının düzenlediği pusu sonucu 2 ABD askeri ve 1 ABD vatandaşı hayatını kaybetti, 3 asker ise yaralandı. Silahlı saldırgan, çıkan çatışmada öldürüldü.
KİMİN İŞİNE YARAR?
ABD'lilere yönelik son dönemde çok fazla DEAŞ saldırısı olmadığını belirten Atabay, son dönemdeki saldırıların dikkat çekici olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "ABD'liler son dönemde çok spesifik bir saldırı yaşamamışlardı. Şimdi şöyle düşünmek gerekiyor; 31 Aralık, SDG için son tarih olarak açıklandı. Entegrasyon için SDG'nin 15 günden az zamanı var. Bu tarih için 'uzatılabilir' yorumları da yapılıyor. Öte yandan SDG aslında entegre olmak istemiyor, bunu açıkça söylüyorlar. İsrail cephesinin de bu entegrasyonu istemediği biliniyor. Bu açıdan bakılınca bu olay sanki SDG'nin ve İsrail'in işine yarıyor gibi görünüyor."
DEAŞ MASKELİ KİŞİLER!
"SDG'nin işine yarayacak bu eylemlerin arkasında kimin olduğu" sorusunu soran Atabaş şu ifadeleri kullandı: "DEAŞ maskeli bazı kişilerin eleman olarak devşirileceğine, SDG'de kullanılacağına dair dedikodular vardı. SDG, ABD askerlerini öldürecek kadar cesaretli olabilir mi? Peki kim olabilir? İsrail işaret ediliyor. DEAŞ üzerinde etkili olan aparatlar olabilir."
ZAMAN KAZANMA ÇABASI
31 Aralık yaklaşırken neler olabileceği ile ilgili tahminlerini açıklayan Atabay şunları söyledi: "Benim gördüğüm; SDG ayak diretiyor. ABD'den zaman kazanmak için süre isteyebilirler. En azından bir geçiş süreci adını verebilecekleri adımlar atabilirler. Buna mesela 'sınır güvenliğine yönelik adımlar' diyebilirler. Türkiye sınırına Şam yönetiminin bayrağını çekip, Şam'da bir sınır birliği yerleştirilebilir. Böyle yaparak 'Entegrasyon başladı, yeni yılda kalan mekanizmalar işletilecek' diyebilirler."
Entegrasyon için SDG'nin 15 günden az zamanı var. Bu tarih için 'uzatılabilir' yorumları da yapılıyor.
TEMASLAR HIZLANDI
Öte yandan 31 Aralık tarihi yaklaşırken diplomatik temaslar da hız kazandı. ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Washington'ın Suriye Özel Temsilcisi olarak görev yapan Tom Barrack geçen hafta İsrail yetkilileriyle görüşmeler yaptı. Resmi açıklamalar sınırlı tutulurken Suriye'de SDG çizgisinde yayan yapan ajanslara yansıyan bilgilere göre görüşmede "bölgesel aktörlerle etkileşim" başlığıyla çeşitli konular ele alındı. İbranice yayın yapan medya kuruluşları da, Barrack'ın Netanyahu ile görüşmesinde İsrail'in Suriye'deki faaliyetlerine ilişkin "kırmızı çizgiler" olarak nitelendirdikleri hususları dile getirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise, Suriye ile ilgili yaptığı son açıklamada İsrail'i işaret ederek, SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG'nin 10 Mart mutabakatına uyması gerektiğinin altını çizdi; "İsrail'den cesaret alıyorlar. SDG artık DEAŞ bahanesiyle süreci uzatmamalı" dedi.






