Dünyanın farklı salonlarında konser vermiş olan Mammadov’un Türkiye’deki ilk konseriydi. Sahneye çıktığı andan itibaren içtenliği daha ilk dakikalarda hissediliyordu. Sadece çaldığı notalarla değil, enerjisiyle de tüm salonu sarıp sarmaladı.

Mammadov, klasik müzik ile caz arasında ustaca geçişler yaptı. Brahms’ın "Intermezzo No. 1" ve "Scherzo Op. 4", Keith Jarrett’ın "Encore" ve "Tokyo November 14 1976", Petrucciani’nin "Brazilian Like" ve Bach’ın "Partita No. 2" gibi eserlerini kendine özgü bir yorumla seslendirdi. Her parçada hem virtüözlüğünü hem de ruhunu ortaya koydu. Unutulmaz bir akşamdı. Konser sonunda kendisiyle sohbet etme fırsatım oldu. 2026’da Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bir konser vereceğini müjdeledi. İmkanı olanların kaçırmamasını öneririm.

Konser verilen alana gelirsek; Konakladığımız Lara Barut Collection'ın hemen yanı başında konumlanan, yine aynı gruba ait Bayou Villas’taydık. Burada bambaşka bir dünya bizi karşıladı. Her biri bağımsız girişe sahip, özel havuzlu, geniş yaşam alanlarına sahip 24 villa, yalnızca lüks değil, aynı zamanda mahremiyet ve kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla da öne çıkıyor. Bu villaların ortak özelliği ise her birinin salonunda birer kuyruklu piyano olmasıydı.

Bir turizmci olarak konakladığımız Lara Barut Collection’dan da bahsetmek isterim. Otel, sıcağıyla bizi karşıladı. Güler yüzlü ve eğitimli personeli, özenle hazırlanmış detaylar ve konuklarına değer veren bir hizmet anlayışı, modern dokunuşlarla harmanlanan mimari, doğayla iç içe bir atmosfer sunarken, dinlenmek ve ilham almak isteyen herkes için huzurlu bir kaçış noktası olduğunu kanıtladı.