Tam da her koşulda seferber olmaya meyilli; dirençli ve çoğunlukta olmaya devam eden büyük bir muhalefet potansiyeli varlığını gösteriyor. Bu büyük gücü muhalefet ve seçim tuzağından kurtarmak mümkün olduğunda, kazanmak da içten bir değil… Hatta yenilmek mümkün değil. Mesele, kapitalizmin otoriter yüzünü daha kabul edilebilir bir yönetim tarzıyla değiştirmekle sınırlı olmamalı. Yurttaşlar, kendi hayatları, üretim süreçleri ve siyaset üzerinde karar verebilen örgütlü bir güç, siyasal özne haline getirilmedikçe, demokratikleşme sürekli geri alınabilir bir kazanım olarak kalacaktır.
18.10.2026 07:51
Giriş: 18.10.2026 07:51
Güncelleme: 18.10.2026 08:17
A- A A+
Tüm dünyada bir yandan yeni tek adamlar sandıktan çıkarken, sokakta ise yeni mücadele biçimleri ortaya çıkıyor. Latin Amerika Trump eliyle neofaşist liderlere bırakılırken, İtalya’da, Almanya’da, Fransa’da sandıklarda sağ yükselirken bir taraftan da tüm dünyada sokakta gençler, işçiler, emekliler bizzat inisiyatifi kendi eline alıyor. İspanya, Fransa, Belçika, Arnavutluk, Arjantin, Şili, Hindistan…
Dünyanın her yer yerinde halk yüzünü sandıktan çevirip doğrudan kendi siyasetini bizzat sokakta yapıyor. Bu hafta Ulaş Arden, Derya Kömürcü, İbrahim Varlı ve Seyhan Erdoğdu değişen yeni dünya düzeni ve karşısındaki yeni mücadele eğilimlerini yazdı.
İBRAHİM VARLI YAZDI: YENİ DİKTATÖRLERE KARŞI YENİ İSYANLAR
Geriye halklar kalıyor. Arjantin, Şili, Brezilya, Arnavutluk, İtalya, Fransa, Hindistan’da aynı anda halklar aynı sorunlar aynı dertler sebebiyle sokağa çıkıyor. Neoliberal politikaların yoksullaştırması ve geleceksizleştirmesi sebebiyle dört bir yanda halklar sokağa çıkıyor. Nereye varabileceğini bilemeyiz, sönümlenebilir, yeni bir dalgaya evrilebilir. Ancak sonuçta bir karşı koyuş, bir direniş var ve tüm dünyadaki ceberrut otoriter iktidarlara karşı ilerliyor.
ULAŞ ARDEN YAZDI: MUHALEFET TUZAĞI MUHALEFET İMKÂNI
Bunlar bize bir yandan tam da muhalefet tuzağı üzerine düşünmeye çağırıyor. Aslında bu çözülen iktidar karşısında değişim isteyen büyük çoğunluk için en büyük uyuşturucudur. İktidara yakın olduğu sürekli ifade edilen -anketlerle desteklenen- bir lider ve partinin varlığı, geri kalan büyük çoğunluk için kendi rolünü oynayacağı o anı beklemeye teşvik eder.
DERYA KÖMÜRCÜ YAZDI: REJİMİN NİTELİĞİ, MUHALEFETİN SINIRLARI
Türkiye’nin ihtiyacı, kapitalizmin yarattığı eşitsizlikleri daha nazik bir dille yönetecek bir restorasyon değil, üretimin, bölüşümün ve siyasal kararın örgütlenmesini değiştirmeyi hedefleyen bir demokratik dönüşümdür. Bunun öznesi de seçimden seçime desteği istenen edilgen bir toplum değil, özneleşerek siyasete dahil olan yurttaşlar olacaktır.
PROF. DR. SEYHAN ERDOĞDU YAZDI: NEOLİBERALİZM SONRASI DÖNEMİN 3 EĞİLİMİ
Dünya 2008 krizinden sonra yeni bir birikim modeli, yeni bir düzen denilebilecek, neoliberalizmin sonu olarak da açıklanan bir sistematik dönüşümler dönemine girdi. Trump’ın ikinci döneminde herkesi şaşırtan açılımları, küresel köy ve serbest ticaret gibi yarım asırlık neoliberal söylemlerin kaybolması ve milliyetçiliği aşan otoriter dil, yeni bir döneme girdiğimizi gösteriyor. Bildiğimiz neoliberal dönemin bittiği, yeni olanın da çok belli olmadığı bir döneme girdik.




