Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in Başbakanlık koltuğundaki ilk 100 günü, ülkede uzun yıllardır görülmeyen ekonomik açılımlar ve dış politikada hızlı hamlelerle geçti. Ancak içeride koalisyon uyumsuzluğu, göç krizindeki başarısızlık ve halkın düşük desteği Merz’in siyasi yolculuğunu zorlu bir sürece soktu. İsrail’e yönelik yaptırım kararı ve trilyon avroyu bulan borçlanma planı da hem Berlin’de hem de Avrupa başkentlerinde sert tartışmaların fitilini ateşledi.
Friedrich Merz, Almanya Şansölyesi seçildikten sonra parlamentodaki ilk oylamada beklenenden düşük oy alarak görevine zorlu bir başlangıç yaptı.
MECLİSE YARALI GİRDİ
Merz’in Almanya Hristiyan Demokrat Birliği ile Sosyal Demokrat Parti oluşan iki partili koalisyonu, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en az oyla seçilen çoğunluk koalisyonu durumunda. 6 Mayıs 2025'te Şansölye seçilen Merz ayrıca parlamentodaki oylamada da beklenenden daha az oy aldı. İlk tura seçilmesi beklenen Merz'in oylamasında öngörülenden 18 oy düşük alan Merz için “Meclise yaralı girdi” yorumları yapıldı. İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına yönelik sert yaptırım kararı ise hem parti içinde hem de kabinede tepki çekti. Bu adım, Almanya tarihinde ilk kez İsrail’e ülke düzeyinde yaptırım uygulanması anlamına gelirken, sağ parti koalisyon hükümetinin lideri Merz’i mecliste “kutuplaştırıcı lider” olarak değerlendirenler de oldu.
TRİLYONLUK BORÇLANMA
Ekonomideki en radikal karar ise, Almanya’nın katı “borç freni” ilkesini gevşetmek oldu. Merz hükümeti, savunma harcamalarını GSYİH’nin yüzde 1’inden fazlasını kapsam dışında bırakırken, 500 milyar avroluk altyapı fonu kurdu. Bu düzenlemelerle Almanya’nın Merz döneminde toplam 850 milyar avro yeni borçlanmaya gideceği öngörülüyor. NATO’nun yüzde 3,5 savunma harcaması hedefine 6 yıl önceden ulaşma planı, askeri modernleşmeyi hızlandırsa da uzmanlar “yapısal reformların eksikliği” nedeniyle ekonomik risklere dikkat çekiyor.
DIŞİŞLERİ ŞANSÖLYESİ
Merz, göreve başlar başlamaz 9 Avrupa başkentini ziyaret ederek seleflerini diplomasi alanında geride bıraktı. Polonya’ya yaptığı ilk ziyaretle ilişkileri onarma mesajı verdi. Merz'in Almanya'da küçük çevre diplomasisi yürüterek Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, NATO gibi uluslararası kurumları devre dışı bırakması Brüksel ile gerilimi arttırdı. Almanya'da ayrıca Merz'in Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile kurduğu “zoraki ortaklıklar” bütçe tartışmaları ile birlikte en çok eleştirilen konu başlıkları arasında yer alıyor. Almanya'da gerçekleştirilen kamuoyu yoklamalarında Merz'in diplomasi hamlelerine halkın yüzde 56 destek vermesi ise Şansölye'ye ülkede Dışişleri Şansölyesi lakabı verilmesine neden oldu.
Merz hükümeti, 850 milyar avroluk yeni borçlanma planıyla Almanya’nın katı bütçe disiplininde tarihi bir kırılmaya imza attı.
GÖÇ POLİTİKASI BAŞARISIZ
Friederich Merz’in seçim vaadi olan göçte dönüşüm, ilk 100 günde beklentileri karşılamadı. 23 bin yeni sığınma başvurusu yapılırken sınırdan geri çevrilenlerin sayısı yalnızca 475’te kaldı. Anayasa Mahkemesi’nin uygulamayı hukuka aykırı bulması, göç politikasının pratikte başarısız işlediğini gözler önüne serdi.
ONAY ORANI DÜŞÜK
Şansölye Merz’in 100 günündeki en büyük engel ise ülke genelindeki onay oranı oldu. Ülke genelinde yapılan geniş katılımlı anketlere göre halkın yüzde 65’i Şansölye'ye olumsuz bakıyor. Bu oran, selefi Olaf Scholz’un aynı dönemdeki popülaritesinin bile oldukça gerisinde. Merz'in iç politikadaki ani dönüşleri, koalisyonu yönetmedeki sıkıntıları ve ülke içindeki sert üslubu Şansölye'nin siyasi geleceğini de belirsizleştiriyor. Alman kamuoyu araştırmacılarına göre ekonomide öngörülen büyüme gerçekleşmezse giderek daha fazla seçmenin alternatif partilere yönelme ihtimali oldukça güçlü.





