Sadece bir haftada biri dışardan diğeri içerden iki önemli gelişme yaşandı.
SDG’DEN ZEYTİN DALI: Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Abdi, ‘Suriye ordusu içerisindeki varlığımız komşu ülkeler için güvenlik ve istikrar unsurdur. Biz, Türkiye için bir tehdit olmadık, olmayacağız. Türkiye’nin, SDG’yi tehdit olarak görmemesi gerekir’ dedi. Sürece dair de olumlu mesajlar verdi. ‘Sayın Başkan Öcalan’ın İmralı’dan başlattığı süreç, barış için yeni bir kapı araladı. Bu sadece Türkiye için, Kuzey Kürdistan için değil; tüm bölge için, Orta Doğu için yeni bir fırsat yaratmıştır. Biz Rojava olarak bu süreci destekliyoruz ve bu sürecin başarıya ulaşması için elimizden ne gelirse yapacağız.’
KOMİSYON İMRALI’YA GİDİYOR: MHP’den bir grup milletvekili, muhtemelen AKP ve elbette DEM milletvekilleri Öcalan ile görüşmek üzere İmralı’ya gidecek. CHP’li komisyon üyeleri ise aralarında yaptıkları oylama sonunda ‘GİTMEME KARARI’ aldı.
Bu gelişmeler bir araya gelince bize ne anlatıyor dersiniz?
Kimi gazeteci, yorumcu terörsüz Türkiye projesinin hedefe yaklaştığını düşünüyor. Yolun dikenlerden temizlenerek açıldığını söylüyor. Ancak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izleyenler, atacağı her adımda oy oranını ölçtüğünü iyi biliyor. Bu proje, oy oranını AKP tarihinin en alt seviyesine çekti. Seçmen ikna edilemedi. Meclis’in Öcalan’ın ayağına gitmesi anlamına gelecek İmralı ziyareti, önemli bir kesim tarafından şiddetle reddedildi. AİHM kararına ve MHP’nin ısrarına rağmen Selahattin Demirtaş’ın hala tahliye edilmemesi de bunun yansıması değil mi? Erdoğan’ın süreçte ayağını sürümesini, ipe un sermesini açıklıyor mu? Seçmenin tavrı Erdoğan’ı durduruyor. Ancak Bahçeli’nin projeye daha da asılması için motivasyon oluyor.
Ankara’da öfke satır aralarından çıkıp geliyor. Türkiye’nin “ülkücü çete lideri” olarak tanıdığı Kürşad Yılmaz’ın, bizzat Bahçeli tarafından “operasyon kaygısıyla” uyarılıp yurt dışına gönderildiğine tanık oluyoruz. Anketler havada uçuşuyor. İttifakın ömrü, anketlerdeki oy oranlarına göre neredeyse her gün yeniden masaya yatırılıyor.
Erdoğan’ın anketleri her zaman çok önemsediğini biliyoruz. Haziran 2015 seçimlerinde, yani ilk çözüm sürecinde tek başına iktidar olma şansını kaybedince, bir provokasyonla süreç bitirildiği zaman giden milliyetçi oyların geri geldiğini hatırlıyoruz. Ekonomik buhranın zirveye çıktığı, enflasyonla mücadelenin masala dönüştüğü bir süreçte o pusula daha da önem kazanmaz mı?
Sonuç itibariyle Erdoğan sizce son süreci kucaklar mı yoksa bir an önce topu taca atmaya mı çalışır? Meclis Komisyonunun İmralı ziyaretine bizzat kendisi yeşil ışık yakacağına, “komisyon karar verir” ifadesi tanıdığınız “kudretli” Erdoğan’a uyuyor mu?
Erdoğan tarihin gördüğü en oportünist siyasetçilerden biri. Yoluna çıkan kim olursa umursamıyor. En eski “dava” arkadaşlarından biri olan Hüseyin Kocabıyık, Erdoğan’a hakaretten cezaevine girdi. Kocabıyık, Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda hukuku zedeleyen operasyonlardan ve AKP’lilerin yeni yeni keşfettiği Osman Kavala dosyasından söz etmişti. Osman Kavala, 2 bin 943 gündür Silivri’de hücrede. Umuyorum çok yakında nasıl saçma, dayanaksız iddialarla hapis yattığı anlaşılacak. Yeter ki, Kocabıyık gibi Erdoğan’ın eski yol arkadaşları bile artık “HAK HUKUK ADALET” diye cezaevine düşme pahasına sesini yükseltsin.





