Perakende sektörü, 2025’i yüzde 35-40 bandında bir nominal büyüme ve 13 trilyon TL’yi aşan pazar hacmiyle tamamladı. Ancak bu büyümenin arkasındaki itici güç, hacim artışından ziyade enflasyon oldu. Bu nedenle 2025 yılı sektör için büyüme rakamları ile karlılık baskısı arasında bir makas açıldı ve yıl, maliyet yönetimi mücadelesi ile geçti.
Sadece gıda perakendesinde bile karlılık oranları, yüzde 2.2’den yüzde 1.9’lara geriledi. TÜİK verilerine göre perakende satış hacmi yıl genelinde yıllık bazda yüzde 10 ile yüzde 15 arasında artışlar gösterdi. Ancak bu artışın büyük bir kısmı enflasyon ve düşük baz etkisinden kaynaklandı.
Geçen yıl organize perakende sektörünün en önemli gündem maddesi ‘fahiş’ kiralar olmaya devam etti. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, yüksek maliyet kıskacı ve yasal düzenleme ihtiyacı ekseninde sektörün bir numaralı gündem maddesinin kira maliyetleri olduğunu belirtti. BMD’nin üyeleri arasında düzenli olarak yaptığı anket sonuçları da üyelerin yüzde 91’inin fahiş kira artışlarından şikayetçi olduğunu gösteriyor. Perakendeciler, mağaza kiralarındaki bu artışın doğrudan ürün birim maliyetine yansıdığını ve bunun da tüketici fiyatlarını yukarı çektiğini ifade ediyor.
2025, ticari gayrimenkullerde kira artış oranlarının serbest kalmasıyla AVM yönetimleri ve perakendecilerin karşı karşıya geldiği bir yıl oldu. 10 yıllık sözleşme süresi dolan mağazalarda yüzde 300 ile 500 arasında artış talepleri yaşandı. AVM yatırımcıları ve markalar arasındaki arabuluculuk görüşmeleri rekor seviyeye ulaştı. Giyim perakendesindeki daralmaya karşılık, yeme-içme katları AVM’lerin motor gücü oldu. Orta segment AVM’lerde boşluk oranları yüzde 10-15’lere çıkarken, lüks segment markaların yer aldığı AVM’lerde “bekleme listeleri” oluştu.
Yüksek enflasyonla birlikte düşen alım gücü, perakendede pazarın dengelerini değiştirdi. İndirim marketlerinin domine ettiği özel markalı ürünlerin, perakende pazarından cirosal anlamda aldığı pay yüzde 30 iken, adetsel olarak yüzde 50’ye çıktı. Bu da marketlerde sepete giren her iki üründen birinin özel markalı ürün olduğunu gösteriyor.
TÜSİAD’ın Perakende Pazarının Geleceği ve Küresel Trendler 2025 raporuna göre, enflasyon tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını değiştirmesine neden oldu. Tüketicilerin yüzde 67’si, özel markalı ürünlerin ihtiyaçlarını markalar kadar iyi karşıladığını söylüyor.
2026 yılı, büyüme rakamlarından ziyade dijital dönüşümle verimliliğin odağa alınacağı bir yıl olarak görülüyor. Sektör analistleri, politika faizinin yüzde 25-28 bandına inmesi ve tüketici kredilerindeki maliyetin düşmesiyle, taksitli alışverişe dayalı sektörlerin bir miktar canlanabileceğine dikkat çekiyor. E-ticaret sektörü, yüzde 50 büyüyerek genel perakende içindeki payını yüzde 19 seviyelerine taşıdı ve artık sadece bir satış kanalı değil, ekonominin ana omurgası haline geldi. Türkiye e-ticaret pazarı 2025 yılını, bir önceki yıla göre nominal bazda yaklaşık yüzde 70-80 oranında bir artışla tamamladı. 2026 yılında e-ticarette yüzde 22’lik bir büyüme ile hacmin 5 trilyon TL’yi aşması bekleniyor.
Tüketiciler, alışveriş kararlarını indirimlere göre veriyor ve daha seçici davranıyor. Yapay zeka, perakendede tüketici davranışlarını şekillendiriyor ve tüketicilerin satın alma olasılığını yüzde 41 oranında artırıyor. 2026’da artırılmış gerçeklik ile ürün deneme kabinleri, akıllı raflar ve robotik asistanlar mağazalarda daha sık görülecek. Sektördeki riskler arasında kira ve işçilik maliyetlerinin artışı, mağaza verimliliği ve gıda enflasyonu bulunuyor. Yeşil dönüşüm ise, sürdürülebilirlik raporlaması ve atık yönetimi ile 2026’da ana maliyet kalemlerinden biri haline gelecek.




