Basra Körfezi’nde artan gerilim, küresel enerji güvenliği ve askeri dengeler açısından yeni bir kritik eşiğe işaret ediyor. İran’a ait Keşm Adası, sahip olduğu coğrafi avantajlar, askeri altyapı ve stratejik konumu nedeniyle olası bir çatışmada en önemli hedeflerden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre ada, sadece bölgesel değil, küresel ölçekte ekonomik sonuçlar doğurabilecek bir savaşın kilit noktası haline gelebilir.

Yaklaşık 138 kilometre uzunluğundaki ada, dünya petrolünün beşte birinin geçtiği stratejik su yolunu kontrol edebilecek bir coğrafi avantaja sahip. Tahran yönetimi açısından bu konum, yalnızca askeri değil aynı zamanda ekonomik bir koz anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol trafiği, küresel piyasalar için hayati önem taşırken, İran’ın bu hattı tehdit edebilme kapasitesi uluslararası dengeleri doğrudan etkiliyor.

Yüzeyde bakıldığında Keşm Adası, UNESCO koruması altındaki kaya oluşumları, mangrov ormanları ve tarihi kalıntılarıyla turistik bir destinasyon olarak dikkat çekiyor. Ancak askeri uzmanlara göre bu doğal yapıların altında ve çevresinde son derece karmaşık bir askeri altyapı bulunuyor. Ada, füze sistemleri, insansız hava araçları, deniz mayınları ve hızlı saldırı botlarıyla donatılmış durumda. Bu unsurlar, İran’ın ticari gemi taşımacılığını tehdit etme kapasitesinin merkezini oluşturuyor.

Analistler ve askeri yetkililer, ABD’nin bölgede yürüttüğü operasyonları genişletmesi halinde en muhtemel kara harekâtı hedefinin Keşm Adası olacağını değerlendiriyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışını yeniden güvence altına almak amacıyla daha agresif bir strateji benimseyebileceği ifade ediliyor. Pentagon’un son dönemdeki askeri sevkiyatları da bu ihtimali güçlendiriyor. Bölgeye yaklaşık 5 bin deniz piyadesi, 3 bin paraşütçü ve yüzlerce özel harekât personeli konuşlandırıldığı iddia ediliyor.

Öte yandan Tesnim Haber Ajansı’na göre, Hürmüzgan Vali Yardımcısı Ahmed Nefisi, adanın hedef alındığını söyledi. İlk belirlemelere göre, Keşm Adası’nda iki, Bender Çarek’te ise üç kişinin yaralandığı belirtiliyor.

Hudson Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı ve eski Pentagon yetkilisi Bryan Clark, Keşm’in stratejik önemine dikkat çekerek adanın olası bir harekatta öncelikli hedef olacağını belirtti. Clark’a göre Keşm, büyüklüğü, konumu ve askeri hedeflerin yoğunluğu nedeniyle “en kolay hedef alınabilecek” ve “amfibi çıkarma için en uygun” alanlardan biri.

Ancak Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ, ABD’nin böyle bir harekâtta başarılı olma ihtimalinin çok düşük olduğunu vurguladı. Başbuğ, “İran, karadan buraya füze ve top atışlarıyla ciddi bir direnç gösterebilir.” dedi.

Keşm Adası’nın ele geçirilmesi, askerî açıdan ciddi riskler barındırıyor. Uzmanlara göre adanın yoğun şekilde mayınlanmış olabileceği ve kıyı şeridinin çeşitli tuzaklarla korunuyor olabileceği belirtiliyor. Ayrıca İran’ın anakaraya olan yakınlığı, savunma avantajını daha da artırıyor.

Yine Telegraph’ta yer alan haberde ABD’nin Okinawa’da konuşlu 31. Seferî Deniz Piyade Birliği’nin bölgeye ulaştığı, Kaliforniya merkezli 11. birliğin ise kısa süre içinde intikal edeceği bildiriliyor. Ayrıca seçkin 82. Hava İndirme Tümeni’nden 3000 askerin de bölgeye sevk edilmesi planlanıyor.

Beyaz Saray, yapılan askeri sevkiyatların “azami seçenek” oluşturmayı amaçladığını ve henüz kesin bir karar alınmadığını açıkladı. Ancak İranlı yetkililer, ABD’nin diplomasi söylemini bir “örtü” olarak kullandığını ve aslında askeri müdahale hazırlığında olduğunu savunuyor. Olası bir operasyonun yalnızca Keşm ile sınırlı kalmayacağı, İran’ın petrol ihracatının merkezi olan Hark Adası’nın da hedef alınabileceği ifade ediliyor.