Prof. Dr. Kerem Alkin’e göre petrol fiyatlarında her 10 dolarlık artış, Türkiye’nin cari açığına yaklaşık 2.6 milyar dolar ek yük getiriyor. Küresel ölçekte ise bu artış; büyümede 0.2–0.4 puan düşüşe, enflasyonda 0.3–0.6 puan artışa ve ticarette daralmaya yol açıyor. Kriz kısa sürerse etkiler sınırlı kalabilir; ancak petrol fiyatlarında kalıcı yükseliş olursa hem Türkiye’de cari açık ve enflasyon baskısı artacak hem de Fed başta olmak üzere merkez bankaları sıkı para politikalarına yönelebilecek.
Türkiye’nin enerji tedarikinde çeşitlilik avantajı bulunuyor ve Hürmüz Boğazı’na aşırı bağımlı değil. Bu nedenle uzmanlara göre piyasalarda panik gerektiren bir tablo yok; ancak fiyat artışı uzarsa ekonomik etkiler kaçınılmaz olacak.
Ortadoğu’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin artan jeopolitik riskler petrol fiyatlarını yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı. Prof. Dr. Kerem Alkin, petrol fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine doğrudan yansıyacağını belirtti ve her 10 dolarlık artışın Türkiye'nin cari açığında yaklaşık 2.6 milyar dolarlık ek yük sebep olacağını ifade etti.
Alkin, Türkiye’nin ham petrol ithalatına bağımlı olduğunu vurguladı ve yerli üretim hamlelerine rağmen ithalatın kaçınılmaz olduğunu belirtti. Uluslararası enerji ajanslarının hesaplamalarına da değinen Alkin, petrol fiyatlarındaki artışın küresel makroekonomik dengeleri bozduğunu ifade etti.
Petrol fiyatlarındaki artışın yalnızca enerji faturalarını değil, üretim ve lojistik maliyetlerini de artırdığını vurgulayan Alkin, merkez bankalarının para politikası tedbirlerini gözden geçirebileceğini söyledi. Kriz süresinin uzaması durumunda merkez bankalarının sıkılaştırma adımları atabileceğini belirtti.
Türkiye’nin diplomatik pozisyonuna dikkat çeken Alkin, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın bu sürecin bir ateşkesle sonuçlanması için ciddi bir diplomasi yürüttüklerini ifade etti. Türkiye’nin enerji tedarikinde çeşitliliğe sahip olduğunu ve Hürmüz Boğazı’na aşırı bağımlı olmadığını belirtti.
Alkin, dövizde sert bir hareket beklemediğini ve Türkiye'nin enerji tedariki anlamında telaşlanmayı gerektiren bir durum olmadığını söyledi. Ancak fiyat artışının kalıcı hale gelmesi durumunda risklerin net olduğunu ifade etti. Son olarak, bölgedeki siyasi gelişmelere dikkat çekerek, umudunu bölgedeki tansiyonun düşmesi üzerine yoğunlaştırdı.






