İran’a karşı savaş ABD’nin değil İsrail’in önceliğiydi. İsrail için neredeyse olmazsa olmazdı.

Washington kaynaklı bilgilere göre; CIA ile Pentagon 27 Şubat’ta Trump’a brifing verdi. İran ciddi bir tehlike teşkil etmiyordu. Yani o an için operasyon yapılmasına gerek yoktu. Fakat 24 saat geçmeden füzeler ateşlendi. Trump, CIA ile Pentagon’u değil İsrail’i dinlemişti. Sebebi ise Epstein dosyalarıydı. Amerika’da bu durum net şekilde dillendiriliyor. Trump, İsrail’in Epstein şantajına boyun eğdi ve İran’a saldırdı.

Trump için rejim değişikliği şart değil. Sözünü dinleyen birisi başa geçsin yeterli. Ama İsrail açısından durum farklı. Onlar rejimin tamamen yıkılmasını hedefliyor.

Gelinen noktada Trump zafer ilan edip çekilebilir. İsrail bunu tercih etmez. Ama yalnız kalsa da İran’la savaşmaya devam eder. İran tarafında ise füze stoğu Trump’ın iddia ettiği gibi azalmış değil. Savaşı 2 ay daha sürdürecek füzeye sahipler. Ayrıca düşük maliyetli İHA ve drone’larla devam etmeleri muhtemel.

Suriye, Irak ve İran’daki Kürtler. Bu savaşa dahil olmak istemiyorlar. ABD ile İsrail’in baskısı yoğun. Ama Türkiye’nin de onlar üzerinde bir etkisi var. Aklı selim, ABD ve İsrail’i değil Türkiye’ye kulak vermelerini gerektiriyor. Çünkü bu savaşa girmek için yeterli sayıda militanları yok. Girdikleri takdirde olan onlara olacak. Bunun farkındalar. Suriye’de ortada bırakıldılar. ABD ve İsrail’e güvenmiyorlar. Buna rağmen tehdit edilebilirler. İşte bu ihtimalde Türkiye’nin devreye girip, Kürtlere destek çıkması gerekir. ABD’nin sağlamadığı koşulları onlara sağlamak adına girişimlerde bulunması gerekebilir.

NATO’nun Türkiye için önemi. Çok konuşuldu yıllarca. NATO’dan çıkalım, diye. NATO’nun ne faydası var ki bize, diye. Bu savaş, gösterdi. Faydası varmış. İran’dan atılan füzeler NATO sistemiyle etkisiz hale getiriliyor. NATO önemli bir güvenlik şemsiyesi olduğunu teyit etti.