SDG ile Şam yönetimi arasında geçen 10 Mart'ta imzalanan entegrasyon mutabakatının hayata geçirilmesi için tanınan süre 31 Aralık gecesi doluyor. Halihazırda entegrasyonun gerçekleştirileceğine dair somut işaret bulunmazken sahayı gözlemleyen askeri ve siyasi analistler de SDG'nin bu ay içinde çok kısıtlı ve sembolik adımlar atabileceğini ifade ediyor. Ankara ise SDG'de Suriyeli olmayan unsurların ülke dışına çıkarılması ve kalan Suriyeli silahlı unsurların ise bireysel temelde Şam ordusuna katılımının çözüm için tek koşul olduğunu açıkça vurguluyor. Haber Global Web Özel'e sahadaki son durumla ilgili bilgi veren güvenlik ve terör uzmanı Güngör Yavuzarslan ise örgütün muhtemel hareket tarzıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Ankara'nın şartı örgütün bütünüyle lağvedilmesi yani SDG'nin tarihe karışması.
SON DURUM NE?
Ekim 2025’te, SDG ile Şam yönetimi arasında silahlı unsurların orduya ve güvenlik kurumlarına katılması yönünde ön bir uzlaşı açıklandı. Bu anlaşma, hem SDG unsurlarının silahsızlandırılması hem de kuzeydoğudaki “asayiş” adlı birimlerinin merkezi yönetim altına alınmasını içeriyordu. Ancak merkezinde terör örgütü YPG'nin olduğu SDG'nin lideri Mazlum Abdi ve örgüt içinden gelen sinyaller, entegrasyonun “formaliteden ibaret kalabileceğini” gösteriyor. Bu açıklamalarla SDG’nin şu anki tutumu; Şam’a resmi bağlılık değil; ülkenin kuzey doğusundaki örgütlü varlıklarını sürdürme eğilimi olarak ortaya çıkıyor.
ŞAM NE DİYOR?
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, son açıklamasında açık bir uyarı yaparak, 31 Aralık’a kadar entegrasyon sağlanmazsa, “SDG’nin askeri ve idari varlığına” karşı adımların gündeme gelebileceğini duyurmuştu. Şam'dan yapılan açıklamalarda entegrasyonun sağlanmaması durumunda Türkiye'nin de destekleyeceği askeri adımların gündeme gelebileceği belirtilmişti.
ANKARA NE YAPACAK?
Türkiye, SDG’yi; özellikle içindeki YPG/PKK bağlantılı unsurları sınır ötesi tehdit olarak görüyor. Herhangi bir resmi entegrasyon, bu tehdit algısını meşrulaştırma riski taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Suriye’nin parçalanmasına asla izin vermeyeceğiz. Eğer diplomasi başarısız olursa, Türkiye sınır güvenliği için adımlarını atar” diyerek net uyarıda bulunurken, Dışişleri Bakanı Fidan, Doha Forumu’nda yaptığı son açıklamada, “Suriye egemen bir devlet; SDG, PKK bağlantısı nedeniyle terör örgütü olarak görülen bir yapı. Suriye ile yapılacak anlaşmalar olsa bile, PKK uzantısı unsurlar Suriye ordusuna alınamaz” ifadesini kullandı.
SAHADA İLERLEME YOK
Şu ana kadar entegrasyonda hiçbir ilerleme olmadığını; hatta Şam birlikleriyle SDG arasında başta Halep olmak üzere birçok yerde gerginlikler olduğunu belirten Güngör Yavuzarslan şunları söyledi: "Şimdi SDG kaynaklarından yapılan açıklama kısmi bir entegrasyon planını içeriyor. Yani birliklerin Suriye ordusuna blok olarak katılması var. Ana kitlenin ise Rakka-Haseke hakkında yani Suriye'nin kuzeydoğusunda tutulması planlanıyor. Askeri entegrasyonun yanı sıra idare entegrasyonu hiç masada tutmuyorlar. Silahlı güçlerinin sadece bir kısmını merkezi orduya blok olarak verecekler."
Askeri ve siyasi analistler de SDG'nin bu ay içinde çok kısıtlı ve sembolik adımlar atabileceğini ifade ediyor.
ABD İLE PLAN YAPTILAR
Yavuzarslan Ankara'nın tutumuyla ilgili de "Ancak Ankara'nın şartı örgütün bütünüyle lağvedilmesi; SDG'nin tarihe karışması ve militanlardan Suriyeli olanların Suriye savunma güçlerine dağıtılması şeklinde. SDG bundan çok uzak bir noktada. Saha dinamikleri bu doğrultuda bir adım atmayacaklarını gösteriyor. Belki bu ay içinde göstermelik olarak bazı birimlerin katılımı sağlanır. Bunu da hem Ankara'nın tepkisini çekmemek hem de zaman kazanmak amacıyla yapacaklar" dedi. Yavuzarslan şunları söyledi: SDG'nin karar vericileri ABD ile birlikte yaptıkları plan doğrultusunda kendilerini meşru gösterecek adımlar atmak istiyorlar. Türkiye'deki terörsüz Türkiye sürecini de kendi lehlerine kullanmaya çalışıyorlar. Bu ay çok kritik. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Doha yaptığı konuşma Türkiye'nin tavrını net bir şekilde ortaya koyuyor.




