Suriye’de Şam yönetimine bağlı birliklerin Fırat Nehri’ni geçerek terör örgütü SDG’nin kontrolündeki bazı bölgeleri alması ve ardından SDG’nin geri çekilerek Şam ile 14 maddelik yeni bir anlaşma imzalayacağı bilgisi, Ankara’da yakından izleniyor. Türkiye açısından stratejik sonuçlar doğuran gelişme, Suriye'nin bölünmesi, federatif yönetime dönüşmesi endişelerini ortadan kaldırırken, şimdi gözler 14 maddelik anlaşmanın nasıl uygulanacağına çevrildi. Suriye ordusu, Fırat hattı boyunca ilerleyerek özellikle Rakka ve Deyr ez-Zor çevresinde kritik noktaları kontrol altına aldı. SDG güçleri, yoğun çatışmaların ardından bu bölgelerden çekilerek Fırat’ın doğusuna, Haseke'ye yöneldi.

KOBANİ MODELİ!
Şam yönetimi, çekilmenin ardından kamu binaları, sınır geçişleri ile petrol ve doğal gaz sahalarında fiili denetimi yeniden kurdu. Anlaşma kapsamında dikkat çeken düzenlemelerden biri ise Türkiye sınırındaki Ayn el Arab'ta (Kobani) ağır silahların Şam'a devri ile SDG'lilerin bir tür yerel polis gücüne dönüşmesi oldu. Söz konusu modelle ilgili Haber Global Web Özel'e değerlendirme yapan güvenlik ve terör uzmanı Ünal Atabay, bu modelin Irak'taki Barzani yönetimine uzanan bir yönü olduğunu söyledi.

BARZANİ KORUMASI VAR
Anlaşma için Irak'ın kuzeyindeki Mesud Barzani yönetiminin arabulucu olduğunu belirten Atabay sahadan şu bilgileri verdi: "Anlaşmada arabulucu olarak ABD ile birlikte Barzani de var. 14 maddelik anlaşmanın 8. maddesinde Kobani'de bir yerel polis gücüne izin verileceği bilgisi bulunuyor. Ancak Kobani belirtilirken SDG'nin olduğu Haseke ve Kamışlı için böyle bir polis gücünden söz edilmiyor. Burada Barzani'nin aktör olduğu ortamda Roj Peşmerge güçleri bulunuyor. Bunlar 8-9 bin kişilik silahlı bir güç. Şu anda Irak'ta, Barzani bölgesinde askeri kamptalar. Barzani'nin koruması altında bulunuyorlar."

ÜÇÜNCÜ AKTÖR MÜ?
Mevcut anlaşma metninde Roj Peşmerge gücü ile ilgili bir düzenleme göze çarpmasa da, Haseke ve Kamışlı için yerel polis gücü tanımlaması yapılmamasını dikkat çekici bulan Atabay şu değerlendirmeleri yaptı: "Irak'ta, Barzani yönetiminin kamplarında bulunan 8-9 bin ivarındaki Roj Peşmerge gücündekiler Suriyeliler. Anlaşma metnine Irak'tan üçüncü bir aktör koyamazlardı. Aralarında zımni bir mutabakat olabilir. Haseke ve Kamışlı'da yerel güvenlik için Roj Peşmergelerin kullanılıp kullanılmayacağını izlemek gerekiyor. Eğer böyle olursa Suriye'de de Kürtler arasında Irak'taki KDP-KYB dengesine benzer bir yapı oluşabilir."

TEHDİT ORTADAN KALKTI
Suriye ordusunun Fırat'ın çevresindeki harekatını Türkiye açısından değerlendiren Atabay şunları söyledi: "Türkiye açısından uzun süredir büyük bir tehdit olarak değerlendirilen tablo büyük ölçüde ortadan kalkmış görünüyor. Bu çerçevede önemli bir mesafe kat edildiği söylenebilir. Sahadaki son gelişmeler, ABD ve İsrail ekseninin sürecin çok arkasında durmadığını da ortaya koyan bir tabloya işaret ediyor. Bu nedenle Türkiye’nin temel beklentilerinin karşılanmış olduğu yönünde bir değerlendirme yapmak mümkün. Ancak burada asıl belirleyici unsur, anlaşmanın sahadaki uygulamaları olacak."

Atabay: "Haseke ve Kamışlı'da yerel güvenlik için Roj Peşmergelerin kullanılıp kullanılmayacağını izlemek gerekiyor."

24 SAAT BİLE ÖNEMLİ
Sadece bir mutabakat metninin yeterli olmayabileceğini belirten Atabay, "Bazı maddelerin kurumlar arası teknik alt düzenlemelerle desteklenmesi gerekebilir. Bu başlıklar etrafında tartışmaların sürmesi bekleniyor. Şu noktayı özellikle vurgulamak gerekir: Daha önce gündemde olan 10 Mart Mutabakatı fiilen geçerliliğini yitirmiş durumda. Onun yerine, yeni bir 14 maddelik anlaşma ortaya çıktı. Bu yeni çerçevenin sahada nasıl uygulanacağı, aksine bir gelişme yaşanıp yaşanmayacağı Türkiye tarafından yakından takip edilecektir. YPG/PKK tehdidinin Türkiye’nin güney sınırları açısından önemli ölçüde etkisiz hale geldiği, en azından mevcut tablo itibarıyla ayağının yerden kesilmiş gibi göründüğü söylenebilir. Ancak buranın Ortadoğu olduğu unutulmamalı; 24 saat bile uzun bir süre sayılabilir. Bugün ortaya çıkan tablo, yarın farklı bir yönde evrilebilir.

Kaynak: Web Özel