Sağ muhafazakâr adaylardan Evelyn Matthei, Johannes Kaiser ve aşırı sağ kanat partisinden José Antonio Kast, Alman kökenli Şili toplumunun öne çıkan figürleri olarak öne çıkıyor.

Matthei yıllar önce Alman atasına “Danke schön” diyerek kamuoyunun dikkatini çekti. Kast’ın babasının II. Dünya Savaşı’nda Alman ordusunda görev aldığı ve 1950’lerin başında Şili’ye göç ettiği, Kaiser’ın ise Nazi rejiminden kaçan bir büyükbaba hikâyesi olduğu belirtiliyor. Yarım milyon civarındaki Alman kolonisinin bulunduğu Şili’de, bu üç adayın kökeni kampanya sohbetlerinde sıkça yer alıyor.

Kampanyaların teknolojik ve müzikal süsleri
Yine bu kampanya sürecinde dikkat çeken başka öğeler de var: Kaiser’ın mitinglerinde ağır metal ritimlerinde bir parça kullanılıyor; şarkı sözü ve vokaller kampanya ekibi tarafından hazırlanmış, enstrümanlar ise “yapay zekâ” ile üretilmiş durumda. Matthei’nin “trap” müzik formatında genç seçmenlere hitap eden bir video yayımlandı. “Ben Kast değilim, ben Jara değilim, ben Evelyn, ileriye bakıyorum” şeklinde başlayan sözlerle gençlerin dikkatini çekmeyi hedefliyor. Ancak eleştiriler az değil: ritim uyumu zayıf ve görüntülerde Matthei sabit duruşta. Kast ise bu stratejiyi “berbat bir hata” olarak niteledi.

Neden üç Alman kökenli aday bu kadar dikkat çekiyor?
Alman kökenli Şilililerin toplumsal ve ekonomik arenadaki güçlü varlığı, bu adaylar açısından bir avantaj olarak görülüyor. Alman atalara dayanan seçmen bağı bir “kültürel kaynak” olarak kampanya mesajlarında yer alabiliyor. Ayrıca köken vurgusu, seçim atmosferine değişik bir renk katıyor. Ancak analizciler, kökenin öne çıkarılmasının seçmen davranışında ne kadar etkili olduğunu hâlâ tartışıyor.