Eğitimle ilgili kiminle konuşursanız sınavlardan şikâyet ediyor. Peki, sınavsız bir eğitim sistemi mümkün müdür? Ya da en az sınavın uygulanabileceği nasıl bir eğitim sistemi kurgulanabilir, gerek makro gerek mikro sınavların eğitime olumlu olumsuz etkileri nelerdir, sınavların yaratıcılığa etkileri nelerdir, sınavlar nasıl olmalıdır, sınavların Türkiye ve Dünya örnekleri nasıldır? Sınavlarla ilgili kimi öğrencilerin tost ile test arasına sıkıştığını söylemekte, kimi sınavın kaçınılmaz olduğunu ama en objektif en az strese koyan ve en az yığılmaya yol açan sınavları savunmaktadır. Ama şu bir gerçek ki milyonlarca öğrencimiz zamanının büyük bir kısmını okullarda, dershanelerde, etüt merkezlerinde ve özel derslerde soru çözerek sınavlara hazırlanarak geçirmektedir.

Ülkemizdeki Merkezi Sınavlar Sıralama ve Eleme Sınavlarıdır
Aslında ülkemizin ölçme ve değerlendirme konusunda ciddi bir birikimi vardır. Sınav yapma, soru hazırlama ve ölçme konusunda azımsanmayacak bir tecrübemiz bulunmaktadır. Ama ülkemizdeki merkezi sınavların eleme ve sıralama sınavı olduğu da bir başka gerçekliktir. Bununla beraber akademik çevrelerden bu konularla ilgili ciddi bir destek gelmezken, mevcut ölçme ve değerlendirme çalışmaları da istatistik kuramlarıyla sınırlı kalmakta ve istatistiksel yöntemlerde amaç haline getirilmektedir. Diğer taraftan ülkemizdeki sınav odaklılık sistemsel tıkanmalara ve önemli sorunlara yol açmaktadır. Bu sınav odaklılık, temel eğitimden ortaöğretime geçişte olduğu gibi ortaöğretimden yükseköğretime geçişte de söz konusudur. Bu nedenle öğrenciler ortaöğretimi bir araç olarak görüp geçiş yolu olarak algılamaktadırlar. Mevcut yükseköğretime geçiş sistemimiz ise öğrencinin ortaöğretimdeki başarısına çok az odaklanmaktadır, bunun yerine öğrencinin sınav başarısını ön plana çıkarmaktadır. Başarı sadece sınavlara indirgenemez. Bunun yerine öğrencilerimizin ilgi yetenek ve becerileri ön plana çıkarılarak bir değerlendirme yapılmalıdır.

Kitleselliğin Yerine Bireysellik Ön Plana Çıkarılmalıdır
Kitleselliğin yerine bireysellik ön plana çıkarılarak; eğitim süreçleri, eğitim kademeleri ve kademeler arası geçişler net bir şekilde bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmalıdır. Herkese benzer eğitim verme yoluna gidilmemelidir, bu üst başarı seviyesindeki öğrenciyi de orta seviyeye çeker. Nitekim her öğrencinin eğitim kariyer planı ve akademik gelişimi aynı değildir. Merkezi sınavlara bağlılık ve merkezi sınavların önemi zaman içerisinde azaltılmalıdır. Bu yazımızda sınav sistemini ve kademeler arası geçişi ele almaya çalışalım.

İlköğretimden Ortaöğretime Geçiş
İlköğretimi tamamlayan öğrenciler yetenek ve eğilimleri doğrultusunda akademik veya mesleki eğitime devam etmelidir. Bu dönemde öğrenciler mesleki eğitim veya akademik eğitim tercihlerini ebeveynleriyle ve rehber öğretmenleriyle yapmalıdır. Ortaöğretime geçiş sistemi bilimsel ve tutarlı bir temele oturtulmalıdır. Öğrencilerin farklı niteliğe sahip okullar arasında ayrıştırılmasına son verilmelidir. Tabi bunun için öncelikle farklı okul türleri arasındaki kalite uçurumları giderilmelidir.

Nasıl Bir Mesleki Ortaöğretim?
Öncelikle mesleki eğitim ilköğretimin dışına çıkarılmalıdır. Ortaokul döneminde öğrenciler meslekler hakkında bilgilendirilmeli ve sınırlı sayıda seçmeli mesleki ders almaları sağlanmalıdır. “Eve en yakın okul, en iyi okuldur.” ilkesinden hareketle taşımalı eğitim asgari düzeye indirilerek, bütün okullar kaliteli bir hale getirilmelidir. Mesleki eğitim ortaöğretim aşamasında başlatılmalıdır. Temel eğitimi başarıyla tamamlayan öğrenciler, öğretmenlerinin değerlendirmeleri ve ebeveynlerinin onayıyla meslek liselerine sınavsız alınabilir.

Lisans Programlarına Nasıl Geçiş Yapılabilir?
Ortaöğretim başarı puanı, akademik ortalama ve MLBS sonucu dikkate alınarak belirlenmeli ve üniversiteye yerleştirmede etkisi artırılmalıdır. Üniversitelerin tercihlerinin de etkili olacak bir üniversiteye yerleştirme modeli uygulanmalıdır. Bütün bunlar için liseler bu alt yapıya uygun bir hale dönüştürülmelidir. 2 yıllık akademik liseler ve meslek liseleri oluşturulabilir. Kesintisiz ve zorunlu temel eğitim (ilköğretim) on yıla çıkartılır. Temel eğitimin 9.ve 10.sınıflarında bölgesel özellikleri gözeten, meslek tanıtımını, yetenek ölçümünü ve mesleğe yönlendirmeyi esas alan “Mesleki Yönlendirme Programları” uygulanır. Öğrenciler 10.sınıfın sonunda yapılacak bir Genel Değerlendirme Sınavının sonuçları ve başarı puanlaması esasına göre, 2 Yıllık Akademik Liseye veya meslek lisesine yönlendirilir.

Akademik Liselerdeki Öğrenciler Yükseköğretim Kurumlarına Nasıl Geçeceklerdir?
Akademik liselerdeki öğrenciler yüksek öğretim kurumlarına lise başarısı ve Yetenek Ölçme ve Değerlendirme Sistemi kapsamında yapılacak sınavların sonuçlarına göre, doğrudan yükseköğretime geçiş yapabilmelidirler. Sürece yayılmış bir sınav sistemi hem stresi azaltacak hem de eleyerek geldiği için üniversite kapılarında yığılmalar olmayacaktır. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin.