Bu hafta sinema salonlarında on bir yeni film izleyici ile buluşuyor. Diğer yandan kısa süre önce gösterime giren filmler de yavaş yavaş öde-izle servislerine gelmeye devam ediyor.
Bu hafta sinemalarda gösterime giren filmlerin başında, Emin Alper'in Berlin'den ödülle dönen yeni filmi Kurtuluş ve Frankenstein'ın hikâyesine yeni bir yorum getiren The Bride! geliyor. Onların yanı sıra korku ve komedi türlerinde yeni filmler de bu hafta sinemalara geliyor.
Film, yıllar önce terk etmek zorunda kaldıkları köylerine geri dönen Bezariler ile bölgede hakimiyet kuran korucu Hazeran aşireti arasındaki toprak anlaşmazlığını ve tırmanan iktidar mücadelesini konu alıyor. Film, bu klasik hikâyeyi 1930'lar Chicago'suna taşıyor. Frankenstein'ın canavarı, Dr. Ephronius'tan kendisine bir eş yapmasını istiyor. Cinayet kurbanı bir kadının diriltilmesiyle yaratılan bu gelin, hem büyük bir aşkın hem de korkunun öznesi oluyor.
Hoppers, bir grup bilim insanının bilinçlerini mekanik bedenlere aktarmayı başardığı bir dünyada geçiyor. Hayvanlar alemine büyük ilgi duyan genç Mabel Tanaka, bu teknolojiyi kullanarak kendi bilincini robot bir kunduza aktarıyor. Mabel, bu robot bedeniyle hayvanlar alemini yakından keşfetme şansı yakalarken, onların doğal habitatını bozmak üzere olan bir inşaat şirketine de savaş açıyor.
Jafar Panahi, It Was Just An Accident'ta sırtını yine o ironik mizaha dayayarak, baskıcı rejime karşı duyulan derin öfkeye tercüman oluyor. Film, bu yıl En İyi Uluslararası Film Oscarı'nın da favorileri arasında yer alıyor.
Filistinli aktivist Basel Adra, atalarının Batı Şeria’daki memleketi Masafer Yatta’nın İsrail askeri işgal güçleri tarafından yok edilişini beş yıl boyunca filme aldı. Adra, sınırın öte yanından mücadelesine katılan İsrailli gazeteci Yuval Abraham ile alışılmadık bir ittifak kurdu. Gazze’nin yıkımının sürdüğü şu günlerde önemi ve özelliğiyle daha da öne çıkan Gidecek Yer Yok, Masafer Yatta’lıların on yıllardır süren hukuk mücadelesini, zalimane adaletsizlikleri, baskıları, yıkımı ve toplu sürgünü belgeliyor.
12 yaşındaki Musa, kırsal bir köyde tavşan avcılığıyla geçinen babası Beko ile yaşamaktadır. Beko’nun, engelli çocukların ailelerine verilen devlet desteğini öğrenmesiyle Musa’nın hayatı altüst olur. Babasının baskısıyla engelli rolü yaparak özel bir okula gönderilen Musa, burada yaşıtı Nergis ile derin bir bağ kurar. Bu yeni dünyada çocukluk, arkadaşlık ve özgürlük arzusuyla tanışan Musa, çocukluğunu, tavşanları ve Nergis’i kurtarmak için sessiz bir isyan başlatır.
Seyyar köfteci Kadir, öteden beri sahip olduğu uçma isteğini, paramotor denen bir alet sayesinde gerçeğe dönüştürebileceğini keşfeder. O andan sonra, umutla ve yılmadan paraşüt çalışmaya başlar. Bu sıradışı hayal, çevresindekiler tarafından garipsenir hatta ağır eleştiriler almasına neden olur. Üstelik, şehirdeki politik atmosfer nedeni ile bu uçuş tutkusu, hava sahası güvenliğine tehdit olarak bile görülecek kadar absürt olaylara neden olur. Yaşadığı her şeye rağmen, hayalinin peşini bırakmayan Kadir, rengarenk paraşütü ile gökyüzünde salınma tutkusundan vazgeçmez.
Şaker hareketinin kurucu lideri Ann Lee, takipçileri tarafından dişi İsa olarak ilan edilmiştir. Gerçek olaylara dayanan bu eser, onun ütopik bir toplum kurmasını ve Şakerlerin şarkı ve dans yoluyla ibadetini tasvir etmektedir.
Ücra bir kalede yaşayan genç bir kadın, ihmalkar kocası tarafından sadakatini sınamak amacıyla yüz gece boyunca yalnızlığa terk edilir. Genç kadın, bu süreçte sadık hizmetçisi ve kocasının baştan çıkarıcı arkadaşı ile karmaşık bir aşk üçgeninin ortasında kalacaktır.
Film, kariyerini geri kazanmak için çırpınan, bir zamanlar çok sevilen aktris Samantha Lake'in, sağlık devi Zoe Shannon'ın göz alıcı dünyasının kusursuz yüzeyinin altındaki korkunç gerçekle yüzleşmesini anlatıyor.
Halil ve Gökçe evli bir çifttir. Oyuncu ajansı işleten çiftin iki tane kız çocuğu vardır. Bir anda başlayan tuhaf olaylar psikolojilerini çok etkiler ve çocukları bayramda ailelerine bırakarak en yakın arkadaşları olan Sinem'in yazlığı Sapanca'ya kafa dinlemeye giderler. Ancak olaylar burada daha da büyümeye başlar.
Bu hafta dijital platformlarda yayınlanacak yeni filmler arasında War Machine, ABD'nin en elit askeri birliklerinden birine katılmak için son derece zorlu bir seçme sürecine alınan bir grup askere odaklanıyor. Ne var ki sıradan bir askeri talim gibi başlayan bu süreç, beklenmedik bir düşmanla karşılaşılmasıyla birlikte çok daha kanlı bir hâl alıyor. Artık askerlerin amacı seçilmek değil, hayatta kalmaktır.




