Kaç darbe gördüm.. Kaç davada yargılandım... Biliyorum ki mevsimler dönüyor. Hak sonunda yerini buluyor. O yüzden, daha 19 Mart bitmeden “kazandık diyenler sevinmesin” diyebiliyorum. Başta Erdoğan ve kurmayları: Öcalan’ın kapısını pencerelerini açarak başlattıkları -adı konmamış- süreçle barış umudundan söz etti. Ne var ki daha yol haritası konuşulurken iç barış berhava edildi. Cumhuriyetin kurucu, bugünün ana muhalefet partisinden örgüt çıkartmak.. Ekrem İmamoğlu’nu o örgütün lideri ilan etmek.. Birkaç saat içinde 100’den fazla kişiyi bir polis ordusu eşliğinde derdest etmek.. Bırakın bizleri, çocuklarınıza izah edemeyeceksiniz. Edemezsiniz. Biraz daha soğukkanlı davranabilseydiniz.. “Ahmak” davası gibi bir sürü boş teneke ile gürültü yapmasaydınız belki en azından size vaktiyle oy vermiş olanları ikna edebilirdiniz bugün. Ama bugün, 19 Mart 2025 günü dost düşman anladı ki; çok telaşlısınız, CHP’nin sizi geçmesinden çok kaygılısınız, bu yüzden yasa hukuk demokrasi falan dinlemeden polis gücüyle istediğinizi yaptırıyorsunuz. Korkunuz adeta somut bir koku gibi. Çelik bariyerleri, hatta sınırları aşarak üzerinize siniyor. İşte bu yüzden.. Size inanmış olanlara bile “ne oluyor” dedirtiyorsunuz.
Kısaca: “Kaybeden belli de.. Kimler kazandı” derseniz.. Bundan sonra her birimiz bu soruyla sınanacağız. Elbette başta CHP ve “kent uzlaşısı” iddiaları nedeniyle aynı sepete konulan DEM’in tutumu, tavrı çok önemli. Ancak asıl görev İmamoğlu’nun da kendisini emanet ettiği milletin, toplumun. Gerçekten de beklediğimiz ama bu kadar hızlı ve sert olacağını tahmin etmediğimiz bir sürece adım attık. Sürecin karakterini anlatmak adına bir bugünden bir örnek vermeliyim: Ergenekon sürecinin en çok konuşulanlarından ODATV’de Özgür Özel’in dünkü konuşmasıyla ilgili haber bir “İTİRAFLA” verildi. Şöyle deniyordu başlıkta: YAYINLASAK BİR DERT - SORUŞTURMA.. YAYINLAMASAK BİR DERT - OTOSANSÜR. Daha gözaltılar başlamadan ODATV gibi bir mecrada otosansür devreye girmişti. Günün köpüğünü alırken eklemeden olmaz.. Borsa ve sosyal medyada da “DEVRE KESİCILER” işleme konmuştu. Yine de gördük. Fark ettik. Anladık. Tarihin müsvedde defterine not düştük. Kaybeden belli de kim kazandı, bakacağız demiştim ya. Ekrem İmamoğlu’nu bugünden kayda geçirmeliyim. Yıllarca kalabalıklar karşısında ceketini ve kravatını çıkarırken gördüğümüz İmamoğlu’nu bugün canlı yayında giyinirken gördük. Ceketini giyer, kravatını takarken İktidarın telaşının aksine hazırlıklı ve sakindi. Yine de sonraki muameleyi aklına bile getirmemiştir, eminim. Zira onca polisle Vatan Emniyet’e götürülürken hukukun kara kaplı defterinde yazmayan bir şey yapıldı. Sağlık kontrolü için hastaneye götürülmek yerine sağlık personelinin emniyete çağırıldığı. Dahası ilaçlarının verilmediği öğrenildi. Eklemeden olmaz. Gazeteci kardeşim İsmail Saymaz da gözaltına alındı. Ve o da rejimin karakterinden nasibini aldı. Avukatıyla görüşmesine izin verilmedi. Sabahın daha erken saatlerinde 19 Mart’tan notlardı bunlar. Ama gün boyu güncelleyeceğim. Tarih için müsvedde tutan bir gazeteci olarak yazıya yeni kayıtlar düşeceğim. Ama şimdilik son söz olarak şunu söylemeliyim: Bilin ki bugün geleceğimizin ilk günü.






