1
Pankreas kanseriyle mücadele eden usta müzisyen Soner Olgun, 67 yaşında hayatını kaybetti. Sanatçıyı hastalık sürecinde yalnız bırakmayan ve doktor hatasından dolayı geç teşhis konulduğunu söyleyen Özlem Koldaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla yürek sızlattı.
17 Ekim 2026 - 11:40 | Son Güncelleme: 17 Ekim 2026 - 11:40
2
Türk müziğinin sevilen isimlerinden Soner Olgun, bir süredir mücadele ettiği pankreas kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. 67 yaşında yaşamını yitiren usta müzisyenin eski eşi Özlem Koldaş da duygulandıran bir paylaşım yaptı.
3
ÖLÜMÜ YASA BOĞDU
Vefatıyla sevenlerini derinden etkileyen Soner Olgun uzun süredir pankreas kanseriyle mücadele ediyordu. Olgun'un ölümü başta ailesi olmak üzere sevenlerini ve sanat dünyasındaki meslektaşlarını yasa boğdu.
4
ANMA TÖRENİ DÜZENLENECEK
Soner Olgun'un cenazesi 18 Ekim'de toprağa verilecek. sanatçı için aynı gün saat 11.00'de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde anma töreni düzenlenecek. Sanatçının cenazesi, öğle namazını müteakip Teşvikiye Camisi'nde kılınacak cenaze namazının ardından Hasdal Mezarlığı'nda defnedilecek.
5
ESKİ EŞİ YALNIZ BIRAKMIYORDU
Sanatçıya bu zorlu günlerinde en büyük destek ise 7 yıl önce boşandığı Özlem Koldaş'tan geldi. Boşanmanın ardından yollarını ayırmayarak sahneye birlikte çıkmaya devam eden ikiliden Koldaş, eski eşinin sağlık durumu hakkında açıklama yaptı.
6
HASTALIK SÜRECİNİN NASIL BAŞLADIĞINI ANLATMIŞTI
Soner Olgun'u yalnız bırakmayan Özlem Koldaş, sanatçının en başından beri yaşadıklarını anlatmıştı. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Koldaş, süreçle ilgili şunları söylemişti: "Size bugün Soner’in hastalık sürecini en başından anlatmak istiyorum. Çünkü yaşadıklarımızın içinde beni hastalığın kendisi kadar yaralayan başka bir şey daha var."
7
'KIZIMI VE SONER'İ GÖZÜM GİBİ SAKINIRIM'
"Kaybettiğimize inandığım zaman. Benim hayatımda iki çocuk var gibi hep söylerim. Biri kızım Elif, biri Soner. İkisini de gözüm gibi sakınırım. Soner’i özellikle sık sık doktor kontrolüne ve kan tahliline götürürdüm. Bir gün yine, 'Hadi Sonerciğim, gel seni bir kan tahliline götüreyim' dedim ve çok sevdiğim dahiliyeci arkadaşım Betül’e götürdüm. Kan tahlilleri yapıldı. O günkü sonuçlarında dikkat çekici bir sorun yoktu."
8
'SONER'DE BİR ŞEYLERİN NORMAL OLMADIĞINI HİSSEDİYORDUM'
"Aradan yalnızca üç ay geçti. Soner’de yoğun bir ağız kuruluğu ve susuzluk başladı. Sık sık idrara çıkıyordu, halsizdi. Ankara’ya konsere giderken yol boyunca üç-dört kez arabayı durdurup tuvalete girmişti. Bir şeylerin normal olmadığını hissediyordum. O dönem çok sevdiğimiz Metin Uca’yı damar tıkanıklığı nedeniyle kaybetmiştik. Ben de korktum; aklıma nörolojik bir problem geldi. Soner doktora gitmekten hiç hoşlanmazdı. O kadar gitmek istemezdi ki göz kontrolüne götürdüğüm sevgili arkadaşım Prof. Dr. Muhsin Eraslan’ın da yardımıyla onu neredeyse küçük bir oyunla nöroloğa götürdük"
9
"HİKAYENİN EN ACI YERLERİNDEN BİRİ"
"Beyin MR’ı ve damar görüntülemeleri yapıldı. Çok şükür önemli bir bulgu çıkmadı. Soner bana dönüp: 'Gördün mü, bir şeyim yok. İlla benden bir hastalık çıkaracaksın.' dedi. Ben de: 'Hayır Sonerciğim. Şimdi endokrinolojiye gidiyoruz. Çünkü sende bir şey var ve ben bunu hissediyorum.'dedim. Ve benim için hikâyenin en acı yerlerinden biri tam burada başlıyor."
10
"ŞEKERİ 580 ÇIKTI"
Soner o dönemde Prof. Dr. S.Ç. tarafından değerlendirildi. Açlık kan şekeri 580, HbA1c ise 16,1 çıktı. Üstelik elimizde yalnızca üç ay önce yapılmış ve bu tabloyu göstermeyen kan tahlilleri vardı. Ailede diyabet olup olmadığı soruldu. Vardı. Soner’e insülin başlandı ve biz diyabet tanısıyla hayatımıza devam ettik.
11
"1,5 YIL BOYUNCA DİYABET HASTASI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜK"
"Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca Soner’in diyabet hastası olduğunu düşündük. Bugün dönüp baktığımda beni kahreden soru tam olarak burada başlıyor. Üç ay gibi kısa bir sürede ortaya çıkan bu kadar ağır bir diyabet tablosunun altında başka bir neden olup olmadığı o dönemde araştırılmış mıydı? Pankreasın değerlendirilmesi gerekli miydi? Bu soruların tıbbi açıdan uzmanlar tarafından incelenmesini istiyorum. Google’a kısa cihazın ani diyabet direkt pankreas kanseri belirtisi yazıyor o diplomasını bir tarafına sokmak istediğim prof bunu bilemedi mi?"
12
"Bugün geriye dönüp baktığımda, ani başlayan ve ağır seyreden diyabetin pankreas hastalıklarıyla ilişkili olup olamayacağının neden araştırılmadığını sorguluyorum. CA 19-9 gibi testlerin ve gerekli görülebilecek diğer değerlendirmelerin yapılıp yapılmaması gerektiği konusunda uzman görüşü alınmasını istiyorum. Ben hekim değilim. Bugün öğrendiklerimi o gün bilmiyordum. Ancak bugün, yeni başlayan veya hızla kötüleşen diyabetin bazı durumlarda pankreas hastalıkları açısından da değerlendirme gerektirebileceğini öğrenmiş bulunuyorum. Bunun Soner’in özel durumunda geçerli olup olmadığını elbette uzmanların değerlendirmesi gerekir."
13
"YÜZÜ VE GÖZLERİ SARARDI, HALSİZLEŞTİ, İŞTAHI KESİLDİ"
"Keşke o gün birileri bize, “Bunu da araştıralım” deseydi. Keşke... Çünkü yaklaşık bir buçuk yıl sonra Soner’in yüzü ve gözleri sararmaya başladı. Halsizleşti, iştahı kesildi, mide bulantıları başladı. Yine doktora gitmek istemedi. 'Bir mide bulantısı ilacı alırım, geçer' dedi. Birkaç gün sonra yine elinden tutup götürdüm."
14
"PANKREASTA KİTLE OLDUĞU SÖYLENDİ"
"Bu kez safra yollarında bir tıkanıklık olduğunu öğrendik. Taş olmasını diledik. Ama yapılan değerlendirmelerde bunun taş olmayabileceği, pankreasta bir kitle bulunduğu söylendi. Hastalığın pankreasla sınırlı olmadığı ve uzak yayılım bulunduğu da bize aktarıldı. O gün dünyamız değişti. Benim bugün hâlâ cevabını aradığım soru şu: Bir buçuk yıl önceki o ani ve çok ağır diyabet tablosu daha ayrıntılı araştırılsaydı, Soner’in hastalığı daha erken yakalanabilir miydi?"
15
"Bunun cevabını tıbbi belgelerimizle, raporlarımızla ve gerektiğinde bağımsız uzman görüşleriyle arayacağız. Kimseyi sosyal medyada mahkûm etmek istemiyorum. Ancak yaşadığımız sürecin üzerinin örtülmesini de istemiyorum. Amacım herhangi bir kişi veya kurum hakkında kesin bir hüküm vermek değil; yaşadıklarımızın tıbbi açıdan incelenmesi."
16
"SONER İÇİN KAYBETTİĞİMİZİ DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMANI GERİ ALAMIYORUM"
"Ben bugün geçmişi değiştiremiyorum. Soner için kaybettiğimizi düşündüğüm zamanı geri alamıyorum. Ancak bundan sonra elimdeki bütün raporları, tahlilleri ve kayıtları ilgili uzmanlara ve gerekli mercilere sunacağım. Ben eski eşi olduğum için hukuki yetkimin bulunmadığı yerlerde kızları kendi haklarını kullanacak. Bunu intikam için değil, bir daha başka bir ailenin aynı soruları yıllar sonra sormaması için yapmak istiyorum."
17
"BİR İNSANIN YOKLUĞUNA NASIL ALIŞILIR BİLMİYORUM"
"Ve Soner’e gelince... 21 yaşımdan beri hayatımda olan bir insanın yokluğuna nasıl alışılır, bilmiyorum. Belki de hiç alışılmaz. Ama onun için yapabileceğim son şeylerden biri, yaşadığımız bu hikâyeyi kendi deneyimimiz ve elimizdeki belgeler çerçevesinde anlatmak. Çünkü bazen insanın elinden zamanı geri almak gelmez. Ama yaşananların aydınlatılması için soru sormak, belgeleri paylaşmak ve bağımsız değerlendirme istemek gelir."
18
"SEN İNSANI ÖLDÜRÜYORSUN, ALLAH BELANI VERSİN"
"Ve sen ; Prof Dr S.Ç. Sen insanı öldürüyorsun, bu işi bırak o diplomanı bir tarafına s..! Evet son dönemde herkese parasıyla diploma veriyorlar bence sen de satın almış bile olabilirsin! Ahi diyabetin pankreas pankreas kanseri belirtisi olduğunu bilmeyecek bir insan ancak diplomayı satın almış olabilir! İçimde de kalmasın. Hukuken bir cezası olmadığını öğrendiğim bu cümleyi senin için etmek istiyorum Prof Dr S.Ç Allah belanı versin!"
19
VEDA PAYLAŞIMI DUYGULANDIRDI
Olgun'un tedavi sürecinde en büyük destekçilerinden biri olan eski eşi Özlem Koldaş, acı haberin ardından sosyal medya hesabından duygusal bir mesaj paylaştı.
20
"İNSAN HAYATININ YARISINI PAYLAŞTIĞI BİRİNE NASIL VEDA EDER?"
Koldaş paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Sonercim… İnsan hayatının yarısını paylaştığı birine nasıl veda eder? Ben bilmiyorum… 21 yaşındaydım hayatıma girdiğinde. Şimdi 47 yaşındayım. Evliliği beceremedik ama İyi dost olduk. Bir ömrün en güzel yılları, en zor zamanları, kahkahaları, gözyaşları, sahneleri, şarkıları… Hepsinde sen vardın."
21
"GENÇLİĞİM, YOL ARKADAŞIM, DOSTUM"
"Birlikte büyüdük, birlikte değiştik, bazen birbirimizi kırdık, bazen ayrı yollara yürüdük. Ama hayat bizi nereye götürürse götürsün, birbirimizin hayatındaki yerimiz her zaman çok kıymetliydi. Sen benim gençliğimdin. Yol arkadaşımdın. En yakın dostumdun. Ve hayatımın bana verdiği en kıymetli hediyenin, Elif’imizin babasıydın."
22
"KABULLENMEK NASIL MÜMKÜN BİLMİYORUM"
"Son günlerinde elinden tutarken, sana bakarken, acını biraz olsun hafifletebilmek için çırpınırken içimden hep aynı şey geçti… Keşke senin için yapabileceğim daha fazla şey olsaydı. Bugün seni kaybettik. Bu iki kelimeyi yan yana getirmek bile canımı yakıyor. Bunca yıl hayatımda olan bir insanın artık olmayacağını kabullenmek nasıl mümkün, bilmiyorum. Ama bir şeyi biliyorum… Sesinle, şarkılarınla, anılarımızla, birlikte yaşadığımız her şeyle ve en çok da kızımızın gözlerinde yaşamaya devam edeceksin."
23
"BEN SANA ELVEDA DİYEMİYORUM"
"Ve bugün dönüp baktığımda, bütün yaşanmışlıklarımızın üzerinde tek bir duygu kalıyor: İyi ki hayatımdan geçtin. İyi ki Elif’imizin babası oldun. İyi ki bunca yılı birlikte yaşadık. Şimdi seni uğurlamak zorundayım. Ama ben sana elveda diyemiyorum Sonercim. Çünkü insan, kendi hayatının bu kadar büyük bir parçasına nasıl elveda der? Huzurla uyu canım Sonercim. Elif’imiz bana emanet. Ve sen, ikimizin kalbinde sonsuza kadar bizimlesin."




