Arda Güler'in oyunun "mutfağındaki" varlığı artık vazgeçilmez. Son dört maçta, mümkün olan 360 dakikanın 291’inde sahada kaldı ve üç asist yaptı. Daha önce zorlandığı bir mevkide, yani yaratıcı orta saha rolünde harika sayılar elde etti. Arbeloa geldiğinden beri "15 numara" yeni rolünü buldu ve "Spartalı" ona tam güven duyuyor.
Arbeloa’dan Arda Güler Devrimi
Álvaro Arbeloa’nın Real Madrid kulübesine gelişi, Arda Güler’in rolünde bir devrim yarattı. Arbeloa A takım teknik direktörlüğüne terfi etmeden önce, Fenerbahçe çıkışlı genç oyuncu Xabi Alonso’nun son haftalarında pek varlık gösteremiyordu. Hem aldığı süreler hem de sahadaki etkisi azalmıştı. Alonso’nun orta saha kurgusu pek net değildi ve olan yine Arda’ya olmuştu; rolü ister oyun kurucu ister yaratıcı orta saha olsun, yavaş yavaş siliniyordu. Xabi, Türk oyuncunun önemli olduğunu savunsa da, Arda sahada kaybolmuş gibiydi.
Jude Bellingham’ın varlığı da onu kısıtlıyordu; ikisi birbirinin alanına giriyor ve aralarında bir uyum sağlanamıyordu. Adeta birbirlerine uyumsuz gibiydiler. Ardından gelen Tchouaméni-Camavinga çift ön liberosu ise tam ikna etmese de Madrid onlarla kazanıyordu. Sonuç olarak Xabi, 20 yaşındaki genci yavaş yavaş unutmaya başlamıştı.
Ta ki Arbeloa gelene kadar. "Spartalı", Türk oyuncunun durumunu bir göz kırpması kadar kısa sürede tersine çevirdi. Bunu sadece Arda’yı yeniden icat ederek değil, kolektif bir değişimle başardı. Çok ofansif bir 4-3-3 taraftarı olan Arbeloa, mutlaka saf bir oyun kurucu kullanmak zorunda hissetmiyor. Bunun yerine, herkesin ceza sahasına yakın olması için yoğun bir baskı uygulamasını tercih ediyor; buna iki yaratıcı orta sahası da dahil. Şimdilik bu fikir Arda Güler üzerinde işe yarıyor ve bu "devrim" onu Jude Bellingham ile uyumlu hale getiriyor.
"Spartalı" milli oyuncuya Güveniyor
Her şey Albacete’de başladı. Madrid’in Carlos Belmonte stadındaki utanç verici elenişine rağmen, Arda Güler ayakta kalan az sayıda isimden biriydi. Maç boyunca denedi, 90 dakika boyunca orta kesti ve Madrid’in iki golü de onun kullandığı kornerlerden geldi. Gol atma konusunda şanssız olsa da Arbeloa, Arda’nın performansından memnun ayrıldı.
Levante karşısında Arda bunu perçinledi. Maça yedek kulübesinde başladı ancak Eduardo Camavinga’nın zorlandığı ilk 45 dakikanın ardından Arbeloa, devre arasında Arda’yı oyuna soktu. Bu bahis kazandırdı: Ankaralı oyuncu maçın çehresini tamamen değiştirdi. Kylian Mbappé’nin kazandığı (ve 1-0’ı getiren) penaltı onun pasıyla başladı, ardından Güler bir kornerde Raúl Asencio’nun kafasını bularak maçı bitirdi (2-0). Daha iyisi olamazdı.
Arda Güler, Arbeloa için mükemmel bir doğum günü hediyesi oldu. 43. yaş gününde Arbeloa, Santiago Bernabéu’daki ilk teknik direktörlük galibiyetine imza attı. Maç sonunda "Spartalı" öğrencisine övgüler yağdırdı:
"Kesinlikle çok önemli olacak. Çok yetenekli, pek çok pozisyonda oynayabiliyor. Genç ama yaşına göre ciddi bir tecrübeye sahip. Albacete’de büyük çaba sarf etti. Farklı bir yeteneği var ve burada büyük geceler yaşamaya mahkum."
İnşada Anahtar... Ama Pres Konusunda da Öyle
Arda o büyük geceleri Monaco ve Villarreal karşısında yaşadı. Arbeloa için kritik olan bu iki maçta Türk oyuncu yaratıcı orta saha olarak yine hünerlerini sergiledi. Monaco karşısında Vinícius’un 5-0’lık golünde asisti yapan oydu ve bu, bir pres sonrası top kazanımıyla gelmişti. "Manita" (beşlik) getiren golde Arda’nın baskısı belirleyiciydi. Villarreal deplasmanında asist yapmasa da mutfakta kilit isimdi. Rakip sahada pas isabeti %86 (30/35) oldu ve savunma yönü güçlendi: İki top kapma girişiminin birinde başarılı oldu, bir pas arası yaptı ve üç kez top geri kazandı. Ayrıca ikili mücadelelerin %75'ini (6/8) kazandı. Rolü artık değişti.
Arbeloa ondan sonuna kadar faydalanmayı planlıyor. Yeni fikirleriyle Arbeloa, can çekişen Madrid’e taze bir soluk getirdi. Takımı her seviyede canlandırmayı başardı. Eskiden imkansız görünen şeyler —örneğin Bellingham ve Güler’i birleştirmek— artık çocuk oyuncağı gibi görünüyor. Herkesin büyük keyfiyle...
Arda Güler 'algı oyununu' bozdu




