Türkiye’nin yok edici baskısı, Şam yönetiminin Suriye genelinde kademeli konsolidasyonu ve örgüte sağlanan Amerikan güvenlik şemsiyesi kapsamının -şimdilik- daralması, PKK terör örgütünü, yeni hami ve destek kanalları inşa etme arayışına sevk etmiştir. Bu yeni denklemde temel sorunsal, PKK’nın yakın gelecekte hangi aktörden ne tür bir stratejik destek devşirebileceği ve karşılığında nasıl bir fonksiyon icra edeceğidir.
PKK, halk desteği olmamasının yarattığı açığı kapatmak için dış desteğe muhtaç bir örgüttür. Gelinen noktada örgüt için dış destek, dönemsel-taktiksel bir faaliyet olmanın ötesinde varoluşsal bir kaide halini almıştır. Artık örgüt için mesele, himayesine gireceği devletlerin stratejik ajandalarına eklemlenerek biyolojik ömrünü uzatmaktır. Bu “zaruret” penceresinden bakıldığında, PKK’nın temasının gizli olmadığı İran, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Ermenistan ve Rusya gibi aktörlerden yakın gelecekte temin etmeye çalışacağı destek tipolojilerinin ve bu aktörlerin örgüte biçtiği misyon-işlev tanımlarının projeksiyonunu yapmakta fayda görülmektedir.
PKK'ya Yönelik Senaryolar
Ülkelerin PKK ile temas hatları düşünüldüğünde akla ilk gelen ülke İran olmaktadır. Hem PKK'nın yerleştiği coğrafi alan hem de İran'ın Kürtlerle ilişkileri dikkate alındığında PKK'nın taktiksel bir pozisyon aldığı görülmektedir. Tahran ve PKK arasındaki ilişkinin omurgasını, “zımni saldırmazlık mutabakatı” oluşturmaktadır. Bu denge korunduğu sürece ilişki, “ne tam kopuş ne tam ittifak” şeklindeki stratejik muğlaklık zemininde yürüyecektir.
Ancak orta vadeli projeksiyonda iki ülke arasındaki rekabetin yoğunlaşması veya İran’ın, Türkiye’nin sınır ötesindeki politik, diplomatik ve askeri girişimlerini kendi nüfuz alanına tehdit olarak kodlaması durumunda, Tahran “kontrollü gerilim” yaklaşımı gereği desteğini, İran menşeli İHA ve diğer silah-mühimmat akışı, İran’daki PKK kamplarının tahkim edilmesi ve diğer bölgelerde sıkışan örgüt mensuplarının İran’a aktarımı gibi şekillerde somutlaştırabilir.
Diğer Aktörler
İsrail-PKK ilişkisi, Türkiye-İsrail geriliminin dozuna göre şekillenen bir fonksiyondur. Gerilimin derinleştiği senaryoda İsrail, PKK’nın Suriye ve Irak’taki konumunu tahkim ederek ve Türkiye’nin enerjisini sınır güvenliği sarmalında tüketmeye odaklanarak, Ankara’nın bölgesel manevra kabiliyetini minimize etmeyi hedefleyen bir yıpratma stratejisine ağırlık verebilir.
Ermenistan açısından, hükümet değişikliği ya da köklü bir politik dönüşüm olması senaryosunda, Erivan yönetiminin, PKK’yı stratejik bir koz olarak görme eğilimi ağırlık kazanabilir. Yunanistan da PKK’yı asimetrik bir yıpratma aparatı olarak kullanma eğilimine girebilir.
Sonuç olarak, PKK terör örgütü ile mücadele, kriminal bir yapının tasfiyesinden ibaret teknik bir süreç olmanın ötesinde, örgütü Türkiye’ye karşı bir “jeopolitik takoz” ve asimetrik bir “yıpratma manivelası” olarak araçsallaştıran vekalet mimarisini akamete uğratma iradesidir.




