Anadolu Ajansının (AA), küresel ekonomi sisteminin geldiği nokta ve geleceğine odaklandığı "Korumacılığın Yeniden Yükselişi" başlıklı dosya haberinin ikinci bölümünde son dönemde merkantilist politikaların yeniden devreye girmesinin nedenleri ele alındı. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 2025 yılı itibarıyla küresel ekonomik sistemde merkantilist politikaların yeniden yükselişe geçtiği gözlemleniyor.
Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci başkanlık dönemine damga vuran "tarife" politikaları ve diğer ülkelerin benzer adımları, serbest ticaretin yerini korumacılığa bırakmasına neden oluyor. ABD yönetiminin öncülüğünde artan korumacı politikaların, küreselleşmenin hız kestiği ve bölgesel ekonomik blokların önem kazandığı dönemin kapılarını aralanmasına yol açtığı değerlendiriliyor.
Analistler, bu anlayışın sürmesi halinde ülkelerarası ekonomik işbirliklerinin azalması ve ticaretin daha da kısıtlanması sonucu küresel büyümenin baskılanacağına yönelik endişelerin arttığına işaret etti. Gelecekte küresel iktisadi sistemin, dijitalleşme, yapay zeka, yeşil dönüşüm ve demografik değişim gibi dinamiklerin etkisiyle daha da evrileceğinin tahmin edildiğini belirten analistler, bahsedilen dönüşümün, yalnızca üretim ve tüketim alışkanlıklarını değil aynı zamanda ekonomik yönetim anlayışlarını ve uluslararası işbirliği modellerini de değiştirme potansiyeline sahip olduğuna dikkati çekti.
Bahçeşehir Üniversitesi Finansal Araştırma ve Uygulama Merkezi Direktörü Prof. Dr. İbrahim Ünalmış, dünya tarihinde bilinen 3 küreselleşme evresinin görüldüğünü söyledi. Dünyanın mal ve sermayenin küreselleşmesine ek olarak insan kaynağının da küreselleştiğine dikkati çeken Ünalmış, "Yurt dışında çalışmak ya da iş kurmak yaygınlaştı. Bu, küreselleşmenin de sonucu." dedi.
Ünalmış, 1980’lerden bu yana ticaret ilişkileri artarken stratejik ürünlerin tedarik zinciri güvenliğinin göz ardı edildiğine dikkati çekerek, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2016 yılından itibaren geliştirdiği sanayide millileşme söylemi ve salgın sürecinin tedarik zincirinde güvenliğin önemini hatırlattığını ifade etti. Salgın dönemindeki çip krizine atıfta bulunan Ünalmış, "Çip üretemiyorsanız ya da yurt dışından tedarik edemiyorsanız savunma sanayisi, iletişim gibi stratejik öneme sahip sektörlerde üretimi durdurmak zorunda kalıyorsunuz." dedi.
Bu durumun ülkelerin dış ticarette serbestleşme konusunu tekrar düşünmelerine yol açtığını ve stratejik ürünlerde millileşme eğilimini artırdığını belirtirken, salgın sonrasında tedarik zincirlerinin "coğrafi olarak yakın ülkeler" ve "dost ülkeler" kavramları üzerinden yeniden düzenlendiğini, bu sürecin Türkiye için riskler ve fırsatlar içerdiğini belirtti. Finansal sermaye hızla büyüdü ve gelişen teknolojiyle beraber finansal sermayenin diğer sektörlere göre daha hızlı büyüdüğünü vurguladı. Bu durumun memnuniyetsizliğin ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi. Ünalmış, "Bu değişim, merkantilist yapıya mı evrilmeli?' sorusunun cevabı net değil." değerlendirmesinde bulundu.




