Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Seyfi Kılıç, dünyada kuruyan gölleri ve tehlike altındaki Sapanca Gölü’nün neden bu duruma geldiğini kaleme aldı.

Her ne kadar dünyadaki toplam su miktarı okyanuslar, atmosfer ve toprakta devasa miktarlarda olsa da bunların çok küçük bir kısmı tatlı su olarak insanların kullanımına hazır durumdadır. Uzun yıllar boyunca, hem nüfusun ve tarımsal faaliyetlerin az olması hem de su depolama ve aktarma teknolojilerinin yetersizliği nedeniyle insanlar su kaynaklarının yalnızca küçük bir kısmını kullanabilmiştir. Ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren, özellikle beton teknolojisinin yaygın kullanımı ve artan nüfus, tarımsal ve endüstriyel faaliyetler sonucunda su kullanımında yenilenebilme oranları artmaya başlamıştır.

Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında gelişen kalkınma anlayışı, hem gelişmiş hem de sömürgecilikten yeni kurtulmuş ülkelerde tarımsal üretimi artırma baskısı oluşturmuş ve su kaynakları üzerindeki baskıyı artırmıştır. Bu tür faaliyetlerin çevresel etkilerinin tam olarak kavranamaması, kalkınmakta olan ülkelerin acil döviz ihtiyaçları doğrultusunda tarıma dayalı su tüketimini arttırmıştır.

Dünyada kuruyan göl örnekleri arasında en bilinenlerden biri Aral Gölü’dür. Sovyetler Birliği döneminde tarımsal ürün artışı için su kaynaklarının aşırı kullanımı, gölün zamanla kurumasına yol açmıştır. Aral Gölü artık gerçek büyüklüğünün yalnızca yüzde 10’u kadar su tutabiliyor ve bölge çölleşme sürecine girmiştir. İran’daki Urmiye Gölü de benzer bir tehdit altındadır; kuraklık ve aşırı su kullanımı nedeniyle gölün alanı sürekli küçülmektedir.

Türkiye’de de benzer durumlar söz konusu. Eber, Akşehir, Bafa, Beyşehir, Burdur, İznik, Seyfe ve Sapanca göllerinde su seviyelerinde düşüşler gözlemlenmektedir. Son dönemde dikkat çeken Sapanca Gölü, evsel ve endüstriyel su kullanımı nedeniyle su seviyesinin azalmasından muzdarip. Ayrıca, bölgedeki yeni yerleşimlerin atık sularının göle karışması, şişe su sektörünün gölü besleyen sular üzerindeki tesisleri, gölün su seviyesinin düşmesine yol açan diğer faktörlerdir.

Bu sorunların önüne geçilmesi için su kaynaklarının yönetimi ve kontrolü büyük önem taşımaktadır. Kısa vadede kazanç sağlayan ancak uzun vadede topluma zarar veren uygulamalara son verilmelidir.