Küresel kozmetik sektörü, her yıl milyonlarca ton üretim yaparak dünya ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Ancak bu üretim hacmi, aynı zamanda ciddi bir çevresel yük anlamına geliyor. Ham madde temini, enerji kullanımı, ambalaj atıkları ve lojistik süreçleri, sektörün toplam karbon emisyonunu hızla artırıyor.
Kozmetik ürünlerinin yaşam döngüsü boyunca oluşan karbon ayak izi, çoğu zaman tüketicinin farkında olmadığı bir çevresel maliyet yaratıyor. Bu nedenle de son yıllarda sürdürülebilirlik konusu, kozmetik şirketlerinin ajandasına giderek daha fazla yer buluyor. Ambalajların geri dönüştürülebilir hale getirilmesi, enerji verimliliği yatırımları ve doğaya duyarlı üretim politikaları, sektör genelinde yaygınlaşmaya başladı.
Bu dönüşümün Türkiye’deki örneklerinden biri de yerli üreticilerden biri olan Rebul Holding. Şirket, son yıllarda üretim süreçlerinde karbon emisyonunu azaltmaya, atık yönetimini iyileştirmeye ve sürdürülebilir ambalaj çözümleri geliştirmeye yönelik adımlar atıyor. Rebul’un bu yaklaşımı, hem yerli hem de küresel ölçekte kozmetik sektörünün daha çevreci bir yapıya evrilmesi yönündeki çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Rebul’ün hikayesi 1895’te Rue de Pera’da başlıyor. Genç Fransız eczacı Jean Cesar Reboul, İstanbul’un büyüleyici ruhundan ilham alarak Beyoğlu’nda ‘Grande Pharmacie Parisienne’ adlı eczanesini kuruyor. Yıllar sonra yanında işe başlayan Kemal Müderrisoğlu ile karşılaşmaları, Rebul Eczanesi’nin doğuşuna dönüşüyor ve Atelier Rebul, bu karşılaşmadan doğuyor. Bugün ise 130 yıllık mirasıyla İstanbul’dan dünyaya açılan Atelier Rebul, 3 kıtada, 21 ülkede ve 1.000’in üzerinde lüks perakende zincirinde varlık gösteriyor.
Geçtiğimiz hafta 130’uncu yılını Londra mağazasının açılması ile kutlayan şirketin hedefi ve yatırımı ise çok. Yatırımlarının merkezinde ise sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm var. “İki sene içerisinde sıfır karbona çok yakın olacağız” diyerek sürdürülebilirlik kapsamındaki çalışmalarını anlatan Rebul Holding Co-CEO’su Kerim Müderrisoğlu, “Üretimlerimizde yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanıyoruz. Ayrıca atıklarımızı da lisanslı yani doğru ellerde dönüşüme gönderiyoruz. Üretimde kullanılan her 4 litre suyun 3 litresini yeniden geri kazanarak döngüsel bir su yönetim modeli oluşturduk. Bu yılın sonuna kadar su tüketiminde ek yüzde 10 verimlilik artışı hedefliyoruz” dedi.
Yapay zekâ yatırımlarına çok önem verdiklerinin altını çizen Kerim Müderrisoğlu, “Bu alanda 6 tane projemiz var, bu projelere odaklandık. Hatta müşteri servisini artık yapay zekâ ile yapmak üzereyiz. Call Center’dan satışa yönlendirmeye kadar yapay zekâ yer alacak. Gündemimizde bu var. Bunun dışında da cilt bakım ürünleri yapan bir marka ile ortak olduk. İsmini henüz veremiyorum, birkaç aya da imzalar atılacaktır. Hedefimiz konsolide şirket cirosunda her yıl yüzde 21 büyüme, Atelier Rebul tarafında ise beş yılda 6 kat büyümeyi planlıyoruz” bilgisi verdi.
‘Gezegene Teşekkür’ temasıyla yayınlanan ve 2024 çıktılarını kapsayan Sürdürülebilirlik Raporu’na göre Rebul’da kadın istihdam oranı yüzde 63 iken, yönetici pozisyonlarında bu oran yüzde 60. Ayrıca holding bünyesinde 5S, İSG, verimlilik ve kalite konularında çalışan önerilerini ödüllendiren ROSE Projesi uygulanıyor. Yine rapora göre şirket, RSPO sertifikalı palm yağı, FSC sertifikalı kağıt, mikroplastik içermeyen formülasyonlar kullanıyor ve ambalajlarda geri dönüştürülebilir, biyobozunur ve refill sistemler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Biyoçeşitlilik odaklı Ar-Ge ve doğa dostu üretimi savunduğunu belirten Rebul, yeşil kimya ilkeleri doğrultusunda üretimini gerçekleştiriyor.
Dünyada parfüm pazarının her sene yüzde yediye yakın büyüdüğünü söyleyen Müderrisoğlu ailesinin 3. kuşak, şirkette ise 4. kuşak temsilcisi olan Rebul Holding Co-CEO’su Kerim Müderrisoğlu, “Özellikle Türk pazarını son iki senedir takibi bıraktık çünkü TL mi, dolar mı, adet mi konuşacağız kısmında bir karışıklık var. Ama gördüğüm kadarıyla söylüyorum niş parfüm tarafı büyüyor. Biz de yatırımlarımızı buna göre yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl ciromuzun yaklaşık yüzde 2.5’ini Ar-Ge’ye ayırdık. Bu sene yüzde 1.25 seviyelerine düşer işler biraz zor ilerlediği için. Çünkü iç tüketim azalıyor ister istemez ve tasarruf tedbirleri alınması gerekiyor. Ciromuzun yüzde 4’üne yakına bir tutarı da teknoloji yatırımlarımıza ayırıyoruz.”




