Suriye, Beşar Esad'ın geçen yıl 8 Aralık'ta devrilmesinden bu yana ilk Halk Meclisini seçmek için Pazar günü sandık başına gitti. Ancak bu Suriye toplumunun tamamının katılımıyla yapılan bir seçim değil. Hükümet tarafından belirlenen yaklaşık altı bin kişi, meclise 140 kişi seçti. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara da kalan yetmiş kişiyi kendisi belirleyecek.

Oy sayımı hala sürerken Suriye Yüksek Seçim Komitesi Başkanı Muhammed el Ahmed, sürecin "sorunsuz" işlediğini ve Suriyelilerin "ilk gerçek temsilci seçme deneyimine tanık olmaktan gurur duyduğunu" söyledi. Bazıları bunu "yeni bir siyasi hayatın başlangıcı" olarak görürken, diğerleri seçim sürecini sorguluyor. Bunu yeni bir "otoriter konsey" olarak tanımlıyor.

Eylül ayı ortasında, bir grup insan hakları ve sivil toplum kuruluşu, bu sistemi eleştiren bir açıklama yaptı. Katılımcı kuruluşların internet sitelerinde yayınladıkları ortak basın açıklamasına göre, sistemde "siyasi katılım için asgari uluslararası standartları karşılamaktan uzak bırakan, derin bir yapısal kusur" var. Belgeyi imzalayan 14 örgüt, Ahmed Şara'ya Halk Meclisi üyelerinin 70'ini yani üçte birini atama hakkı verilmesini eleştirdi. İmzacılar, seçimleri yapacak kurumların, sivil toplum, aktif siyasi hareketlerle istişare edilerek yeniden yapılandırılması gibi tavsiyelerde bulundu.

Buna ek olarak adaylık şartlarındaki kısıtlamalar ve "muğlak terimler" olarak nitelendirilen bazı hususların kaldırılması da talep edildi. Ayrıca seçim sürecini denetlemek üzere yürütmeden tamamen bağımsız, tarafsız ve çok katmanlı yargı gözetimine sahip bir organın kurulması çağrısında bulundu. 20 Ağustos'ta geçiş dönemi devlet başkanı Ahmed Şara, Halk Meclisi için geçici seçim sistemini onaylayan bir kararname yayınladı. Resmi haber ajansı SANA'ya göre, yeni Suriye Halk Meclisi'nin 210 üyeden oluşması bekleniyor.

Üyelerin üçte biri geçiş dönemi devlet başkanı tarafından atanacak, geri kalanı ise valiliklerin nüfus dağılımına göre alt komitelerden oluşan organlar tarafından seçilecek. Yeni Halk Meclisi'nin üç yıllık bir geçiş dönemi için görev yapması ve bu sürenin sonunda yeni bir anayasanın kabul edilmesi bekleniyor.

Hükümete yakın bir siyasi analist olan Abdülkerim Ömer, parlamento seçimlerini "Suriye halkı ve liderliği için bir başarı" olarak nitelendirerek, ülkenin "küllerinden doğabileceğini ve birliğini ve güvenliğini tehdit eden büyük zorluklar karşısında varlığını ortaya koyabileceğini kanıtladığını" sözlerine ekliyor. Ancak Katar'daki Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi Siyasi Çalışmalar Birimi Direktörü Marvan Kabalan, seçim sürecini "demokratik sürecin etrafından dolanılması" olarak görüyor ve sıradan insanların "bu konuda hiçbir söz hakkı olmadığını" belirtiyor. Dolayısıyla Kabalan bunu konseyin üçte birinin doğrudan, üçte ikisinin ise dolaylı olarak "atanması" süreci olarak değerlendiriyor.

Suriye siyasi çevrelerinde tartışmalara yol açan bir nokta, aday seçiminin, Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından da atanan Yüksek Seçim Komisyonu tarafından belirlenen alt komiteler ve seçim kurulları ile sınırlandırılması. Bu da halkın genel seçimler yoluyla temsilcilerini seçemeyeceği anlamına geliyor. Yüksek Seçim Komisyonu Sözcüsü Nawar Najma, yeni seçim sistemini savunarak, "Suriyelilerin demografik durumu, yerinden edilmenin boyutu ve kimlik belgelerinin eksikliği nedeniyle doğrudan seçim yapmanın imkansızlığı" nedeniyle seçimlerin başka bir mekanizma kullanılarak yapılamayacağını savunuyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne göre, eski hükümet ve muhalifleri arasındaki iç çatışmaların arttığı 2011 yılından bu yana 14 milyon Suriyeli evlerinden oldu. Önceki hükümetin düşmesinden bu yana ülkeye dönen Suriyelilerin sayısı Mayıs ayı ortası itibariyle yarım milyonu aşmış olsa da, bu kişilerin birçoğu önemli lojistik ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya.

Yeni koşullar ülkenin hassas dönemecini de yansıtıyor. Suriye makamları ile büyük ölçüde Kürt unsurları temsil eden Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında, SDG'nin Savunma Bakanlığı kuvvetlerine entegre edilmesine yönelik müzakereler halen sürüncemede. Ülke ayrıca Süveyda ve sahil kesimini kasıp kavuran, Dürzi ve Alevi topluluklarından binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan iki kanlı şiddet dalgasına da tanık oldu.

Yeni seçim kararnamesi Suriye'nin üç şehrini kapsam dışı bırakıyor: Dürzilerin çoğunlukta olduğu Süveyda ve Kürt güçlerinin kontrolünde olan Haseke ve Rakka. Bu üç şehirdeki koltukların boş kalıp kalmayacağı ya da geçici devlet başkanı tarafından atanacak üyeler tarafından doldurulup doldurulmayacağı henüz belli değil. Yüksek Seçim Komisyonu sözcüsü Navar Najma, bu şehirlerdeki "seçimlerin ertelenmesini", "komisyonun güvenlik ve siyasi nedenlerle bu bölgeleri ziyaret edememesine" ek olarak "bu bölgeleri kontrol eden silahlı kuvvetler tarafından sağlanan imkanların yetersizliği, bu da buralarda seçimlerin yapılmasını neredeyse imkansız hale getiriyor" sözleriyle gerekçelendirdi.

Ancak Kürt meselelerine odaklanmış bir yazar ve siyasi aktivist olan Dara Abdullah, "seçim sürecinin" anlamsız olduğunu ve baba-oğul Esadlar dönemindeki seçimlere benzediğini düşünüyor. Dürzilerin ve Kürtlerin 'dışlanması' da önemli bir konu olarak öne çıkıyor. Dürzi avukat ve siyasi aktivist Adel aHadi, Süveyda'nın Suriye'deki parlamento seçimlerinden dışlanmasını "fiili hükümetin Dürzileri tüm hükümet pozisyonlarından dışlama politikalarının bir devamı" olarak değerlendiriyor.

Bazıları yeni Halk Meclisi'nin oluşumunun sonuçları konusunda iyimser. Siyasi analist Abdülkerim Ömer'e göre Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye'de yaşanan her şey "yeni bir siyasi hayatın" önünü açıyor: "Başarısız olsalar ve başkaları onları eleştirse bile deney yapmanın yanlış bir tarafı yok. Tüm Suriyelilerin umut ettiği gibi yeni bir ulusal dönem için taze bir başlangıcı temsil ediyorlar". Ancak akademisyen Marvan Kabalan, meclisin yasama yetkilerinin kapsamı konusunda şüpheleri olduğunu belirtiyor ve bu meclisin "anayasal beyanname kapsamında herhangi bir gerçek yetkiye sahip olmadığını" düşünüyor.