Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Türkçe Araştırmaları Direktörü Ömer Özkızılcık, Suriye’ye yönelik yaptırımların hafiflemesinin yeniden inşa süreci için önemini AA Analiz için kaleme aldı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın ABD ziyareti, hiç kuşkusuz, Şam açısından önemli bir gelişme olmuştur. Beyaz Saray ziyareti, Suriye’nin DAEŞ’e karşı kurulan Uluslararası Koalisyon’a katılması çerçevesinde gerçekleşmiştir. Ancak Suriye için bundan çok daha kritik olan konu yaptırımlar meselesidir. Nitekim ziyaret sırasında Amerikan yönetimi, Suriye’ye uygulanan Sezar Yasası yaptırımlarına yönelik altı aylık bir muafiyet kararı açıklamıştır. Bu olumlu bir adım olmakla beraber, Suriye’nin ihtiyacı geçici muafiyetler değil, kalıcı çözümlerdir.

Yaptırımların tamamen kaldırılması açısından, Ahmed Şara’nın ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bile daha kritik olan temas, ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı Brian Mast ile yaptığı görüşmedir.

Suriye’ye yönelik yaptırımlar neden hala kalkmadı? Trump, Riyad ziyareti sırasında Suriye’ye yönelik tüm yaptırımları kaldıracağını açıklamıştı. Ancak Suriye’ye yönelik tüm yaptırımlar kaldırılmadı. 2004–2012 yılları arasında Suriye’ye ilişkin sekiz ayrı başkanlık kararı çıkarılmış ve farklı yaptırım türleri yürürlüğe konmuştu. Ayrıca Suriye’yi 1979’dan bu yana “terörü destekleyen ülkeler” listesinde tutan eski bir başkanlık kararı bulunuyordu.

Yasama organı tarafından çıkarılmış iki ayrı yaptırım paketi daha bulunmaktadır. Bu yaptırımları kaldırma yetkisi Amerikan başkanında değildir; yalnızca Kongre tarafından kaldırılabilir. Başkanın yetkisi yasalarla sınırlandırılmıştır ve sadece altı aylık muafiyetler tanıması mümkündür.

Sezar yaptırımları altında inleyen Suriye ekonomisi, ABD başkanının aldığı kaldırma kararlarına ve muafiyetlere rağmen toparlanamamaktadır. Muafiyetlerin yalnızca altı aylık olması, Suriye’nin uluslararası finans sistemine fiilen entegre olmasını imkânsız hale getirmektedir. Yatırımcılar, muafiyetlerin uzatılmama riskinden ötürü Suriye’ye yatırım yapmaktan kaçınmaktadır. Böylece Suriye halkını koruma iddiasıyla çıkarılan Sezar Yasası, fiiliyatta Suriye’nin yeniden inşasını engelleyen ve rejim sonrası halkı cezalandıran bir düzenlemeye dönüşmüştür.

Brian Mast ile görüşme, Trump ile görüşmeden daha önemliydi. Caesar yaptırımlarının Suriye’ye bu ölçüde zarar vermesi nedeniyle ABD’deki Suriye diasporası yoğun bir lobi faaliyeti yürüttü. Ancak Temsilciler Meclisi’nin iç işleyişi nedeniyle süreç tıkanmıştı. Mast’ın bu tavrının iki ana nedeni olduğu değerlendiriliyordu. İlk olarak, Mast’ın İsrail ile yakın ilişkileri olduğu bilinmekte ve İsrail’in Suriye karşıtı lobi faaliyetlerinin bu tavırda etkili olduğu iddia edilmekteydi. Ancak hem Trump yönetiminin baskısı hem de Suriye diasporasının yoğun girişimleri sonucunda Şara ile Mast arasında bir görüşme gerçekleşti. Mast’ın Şara’ya yönelttiği soru dikkat çekiciydi: "Sen ve ben, iki eski asker ve iki eski düşmanız. Neden artık düşman değiliz?"

Şara’nın verdiği yanıt ve görüşmenin genel atmosferinin Mast’ı tatmin etmesi üzerine, Mast’ın Temsilciler Meclisi’ndeki blokajı kaldıracağı ve Sezar Yasası yaptırımlarını kaldıran yasa tasarısını oylamaya sunacağı aktarılıyor. Bu gerçekleşirse, Suriye açısından Şara-Trump görüşmesinden çok Şara-Mast görüşmesi daha büyük bir kazanım olacaktır.

Ömer Özkızılcık, Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Türkçe Araştırmaları Direktörüdür. Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.