Halep kent merkezinde 6 Ocak’ta PKK/YPG’nin başlattığı saldırılarda 1 asker ve 5 sivil hayatını kaybetti, 31 kişi yaralandı. Bunun üzerine Suriye ordusu, temas hatlarına tanklar ve zırhlı araçlarla takviye birlikler sevk etti. Çatışmalar nedeniyle resmi kurumlar kapatılırken, eğitim durduruldu ve Halep Uluslararası Havalimanı’ndaki uçuşlar askıya alındı. Aynı gün akşam saatlerinde PKK/YPG, Süryan Mahallesi’nde bir okul ve hastaneyi hedef aldı.

Suriye hükümeti ile SDG arasındaki 10 Mart Mutabakatı’nda süre dolmuş olsa da görüşmelerin sürmesine karar verilmişti. 4 Ocak’ta Şam’da yapılan görüşme sıradan bir temas değildi. Masada Mazlum Abdi ve iki üst düzey SDG komutanı, karşılarında ise Suriye Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve istihbarat başkanları vardı. Bu, Şam’ın meseleyi ne kadar ciddiye aldığını gösteriyordu.

Ankara’nın da desteğini alan bu uzlaşma arayışında SDG heyeti, masaya maksimalist taleplerle oturdu. Silahlı yapının korunmasını, şehir içi özerk güvenlik mekanizmalarını, fiili kontrolün sürmesini hatta komuta kademesinde kadro istediler.

Suriye hükümetinin ilk adım olarak talebi netti. Şeyh Maksud ve Eşrefiye boşaltılacak. Ancak bu iki alanı boşaltmak yerine SDG aksine tahkimat, militan yığma ve mühimmatla donatmayı seçti.

4 Ocak’ta Şam ile SDG arasında yapılan kritik görüşmelerden sadece bir gün önce Suriye güvenlik güçlerine saldırdılar, hatta kamikaze dron ile havaalanına saldırı gerçekleştirdiler. Suriye harekete geçti.

Maksimalist hedefleri masaya koyan SDG’nin süreci zamana yayma nedenini iki başlıkta toplayabiliriz: SDG İsrail’e güvenerek Şam yönetiminin başta kalmama ihtimali üzerinden hesap yapıyor.

ABD Başkanı Trump’ın Suriye sahasında ekibine verdiği talimat netti. Suriye’nin bütünlüğünün korunması, Türkiye’nin güvenliğinin garanti altına alınması.

Gelinen noktada SDG’nin tükenen kredisinin ardından gelişmeler Suriye tarafından ABD’ye anlatıldı. ABD “haklısınız” mesajını verdi.

Suriye ve İsrail, 6 Ocak’ta Paris’te bir kez daha masaya oturdu. Paris’te yapılan Suriye-İsrail temaslarında İsrail’in tavrı yine tehlikeli ve maksimalistti: “İşgal ettiğim topraklardan çıkmam.”

İsrail komşularının arasında güçlü bir devlet görmek istemedi, istemiyor. Parçalı, otonomilere bölünmüş, hatta birbirine güvenmeyen yapıları tercih ediyor.

Ankara, Suriye’deki gelişmeleri anbean izliyor. Olası tüm senaryolara karşı askeri tedbirler alındı. Bugün Halep’te patlayan dron, yarın Süveyda’da çizilecek bir sınırın öncüsü olabilir. Türkiye, İsrail’in karşısında tezlerini ve kararlılığını her açıdan korumaya devam edecektir.