Suriye'nin güneyindeki Süveyda ilinde 13 Temmuz'da Bedevi Arap aşiretleri ile bazı Dürzi silahlı gruplar arasında küçük çaplı çatışmalar başladı. Bölgeye sevk edilen Suriye güvenlik güçlerine bazı Dürzi grupların saldırılarında onlarca asker öldü. Güvenlik güçleri ile yerel silahlı bazı Dürzi gruplar arasındaki çatışmaların büyümesinin ardından taraflar arasında ateşkes sağlandı. Ateşkes, kısa sürede bozulurken İsrail ordusu, Suriye güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenledi. İsrail hava kuvvetleri, 16 Temmuz'da Suriye Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi, Genelkurmay Başkanlığı ve Savunma Bakanlığını vurdu. Süveyda'da aynı gün hükümet ile yerel gruplar arasında ateşkes yeniden sağlanırken İsrail savaş uçakları, Şam ve Dera'ya saldırılar düzenledi. Anlaşmanın ardından bazı Dürzi silahlı grupların Bedevi Arapları zorla yerlerinden çıkarmaya başlamasıyla iki taraf arasında 17 Temmuz’da çatışmalar yeniden alevlenirken güvenlik güçleri müdahil olmadı.

Süveyda'da yaşanan bu gelişmeler sonrasında Türkiye ve ABD'nin attığı adımlarla ilgili Hande Fırat Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde bir yazı kaleme aldı. Süveyda krizi, ABD ile Türkiye’yi uzun zamandır Suriye sahasında ilk kez aynı hedef doğrultusunda çaba göstermeye sevk etti. Washington, İsrail’in ani saldırıları ve oluşan kaos karşısında itidal çağrısı yaparak devreye girdi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, çatışmaların en hararetli anında hem İsrail hem Suriye tarafıyla temas kurdu. Barrack, 19 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “İsrail ile Suriye’nin, Türkiye, Ürdün ve diğer bölge komşularının desteğiyle ateşkeste anlaştığını” duyurdu.

Büyükelçi, sosyal medya üzerinden tüm Dürzi, Bedevi ve Sünni gruplara silahlarını bırakıp birleşik bir Suriye kimliği inşa etmeleri çağrısında da bulundu; bu mesaj, Washington’ın Suriye’nin toprak bütünlüğüne dönük resmi desteğini vurguladı.

Ankara ise krizin ilk anından itibaren net bir duruş sergileyerek Şam yönetiminin toprak bütünlüğü ve iç istikrarından yana tavır aldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Süveyda’daki gelişmeleri anbean takip etti ve ilgili tüm kurumları seferber etti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile MİT Başkanı İbrahim Kalın, çatışmalar sürerken yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüler. Hakan Fidan, “Suriye’de istikrarsızlığa yol açacak politikalara izin veremeyiz” diyerek Türkiye’nin kararlılığını dile getirdi.

Sonuçta Türkiye’nin çabaları, ABD ve bölge ülkelerinin de desteğiyle meyvesini verdi. 19 Temmuz sabahı itibarıyla sağlanan ateşkeste Türkiye’nin kilit rol oynadığı, güvenlik kaynaklarınca da teyit edildi.