Gezi Parkı eylemleri: Gün gün neler yaşandı? 31 Mayıs 2023 Güncelleme 4 dakika önce Gezi Parkı eylemlerinin 12. yıldönümünde bugün İstanbul'da bir anma yapıldı. Taksim Dayanışması'nın çağrısıyla yapılan anma, İstiklal Caddesi'nin polis tarafından kapatılması nedeniyle Mis Sokak'ta yapıldı. Eylemlerde hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan ve Ahmet Atakan'ın annesi Emsal Atakan'ın da katıldığı anmada, "Biliyoruz ki Gezi, yalnızca tarihin bir dönemiyle sınırlı kalmış bir halk hareketi değildi. halkın yurttaşlık mücadelesinde Gezi dimdik duruyor" açıklaması yapıldı. Açıklamanın ardından Taksim'e yürümek isteyenlerin gözaltına alındığı aktarılıyor. Peki Gezi Parkı'nda 12 yıl önce neler yaşanmıştı? İstanbul'daki Gezi Parkı'na Topçu Kışlası'nı yeniden yapmak için başlayan inşaat çalışmalarını protesto etmek amacıyla Mayıs 2013'te başlayan eylemler daha sonra Türkiye'nin birçok noktasına yayılmıştı. 28 Mayıs 2013'te ilk eylemler, iş makinelerinin Gezi Parkı'na girdiği ve çalışmalara başladığı bilgisinin sosyal medya üzerinden yayılmasıyla başladı. Ancak daha sonra parkta nöbet tutan çevre aktivistlerinin çadırlarının yakılması büyük tepki topladı ve olayların Türkiye çapına yayılmasına ve hükümet karşıtı bir kimlik kazanmasına neden oldu. Eylemciler, Gezi Parkı ve Taksim Meydanı'nı yaklaşık 2 hafta işgal etti. İşgal, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle son buldu. Üç haftaya yakın süren eylemlerde biri polis sekiz yaşamını yitirirken, 10 bine yakın insan da yaralandı. Onlarca kişi tutuklandı. Açılan soruşturma kapsamında 16 kişi hakkında iddianame hazırlandı. 657 sayfalık iddianamede Gezi Parkı protestoları "bir darbe kalkışması" olarak tanımlandı. Sanıklara, "protestoları örgütlemek ve finanse etmenin" yanı sıra "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçlamaları da yöneltildi. Gezi Parkı davasında Osman Kavala'ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ve Ayşe Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ile Yiğit Ali Ekmekçi'ye verilen 18'er yıl hapis cezaları Aralık 2022'de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından onandı. Silivri Cezaevi'nde bulunan Can Atalay, Türkiye İşçi Partisi'nden (TİP) milletvekili adayı oldu ve 14 Mayıs 2023'te yapılan genel seçimde Hatay'dan Milletvekili seçildi. Buna karşın Atalay, Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmayarak tahliye edilmedi. Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Atalay, Gezi Parkı eylemlerinin 11. yılı için bir avukatları aracılığıyla bir mesaj yayımladı. Atalay, “Gezi’nin mirası, on birinci yılında da demokrasi ve adalet mücadelemizde bize yol göstermeye devam ediyor. Bu süreç, sadece geçmişin bir parçası değil, aynı zamanda geleceğimiz için de bir ilham kaynağıdır” değerlendirmesini yaptı. İktidar zaman zaman Topçu Kışlası'nı inşa etme planını yinelemiş olsa da son 12 yılda bu konuda somut bir adım atılmadı. O dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerini dış kaynaklarca kışkırtılan kitlelerin sokaklara dökülmesiyle hükümetin değiştirilmesinin istendiği "bir darbe senaryosu" ve "darbe girişimi" olarak nitelendiriyor. Hafta boyunca sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da gündemini oluşturan ve yakın tarihin en önemli olaylarından biri olarak gösterilen Gezi Parkı eylemlerinde gün gün neler yaşandığını derledik. 28 Mayıs 2013, Salı Pazartesi'yi Salı'ya bağlayan gece inşaat çalışmalarına başlamak üzere ilk dozerler parka girdi. Çalışmalar, Park'ın Divan Otel tarafında yer alan duvarın yıkılmasıyla ve bazı ağaçların sökülmesiyle başladı. O sırada parktaki çay bahçesinde toplantı halinde bulunan Taksim Gezi Parkı Derneği üyeleri dozerleri fark etti ve sosyal medya üzerinden eylem çağrısı yaparken, yıkım çalışmalarını durdurmak istedi. Bir grup aktivist, yıkım çalışmalarını engellemek için çadır kurarak parkta beklemeye geçti. Sabah saatlerinde toplanan kalabalık arttı. Kalabalığın artmasıyla birlikte Çevik Kuvvet polisleri de konuşlandırıldı. Polis, toplanan kalabalığa biber gazıyla müdahale etti. Kalabalığın uzaklaşmasının ardından yıkım ve ağaç söküm çalışmaları yeniden başladı. Dönemin Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de eylemcilere destek vermek üzere Gezi Parkı'na geldi. Önder, "Ben ağacın da vekiliyim" sözleriyle dozerlerin önüne oturarak, çalışmaların durmasını sağladı. Aktivistler, akşam saatleri için eylem çağrısı yaptı ve yüzlerce kişi parkta toplanarak, yıkım planlarını protesto etti. 29 Mayıs 2013, Çarşamba Çalışmalar durduruldu ancak yeniden başlama ihtimaline karşı eylemler devam etti. Çoğunluğunu Taksim Dayanışması bileşenlerinin oluşturduğu parkta toplanan kalabalık, çadır kurarak çalışmaların devam etmesini engelledi. Bir gün önce sökülen ağaçların yerine yeni fidanlar dikildi. Bazı sanatçılar, toplananlara destek olmak için konserler verilirken, film gösterimi ve müzik dinletisi gibi etkinlikler düzenlendi. Başbakan Erdoğan, İstanbul'da üçüncü köprünün temel atma töreninde yaptığı konuşmada, "İşte birileri geliyor, Taksim Meydanı'nda, yok Gezi Parkı şöyle olmuş, böyle olmuş, gösteri yapacaklar şudur budur vesaire. Ne yaparsanız yapın. Biz kararı verdik. Verdiğimiz gibi bunu işleyeceğiz" dedi. 30 Mayıs 2013, Perşembe Polis sabah saatlerinde, parkta çadır kurarak geceleyen eylemcilere müdahale etti, yaklaşık 150 kişilik kalabalığın üzerine biber gazı attı. Kalabalığın uzaklaştırılmasının ardından yıkım çalışmaları yeniden başladı. BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, bir kez daha Park'a gelerek, dozerlerin önüne geçti ve çalışmaları durdurdu. Polisin müdahalesinde bir kişi de yaralandı. Çalışmalar durduruldu ve toplanan kalabalık parkta sabahlamaya devam etti. 31 Mayıs 2013, Cuma Sabah saat 05.00'te parkta uyuyan eylemcilere bu kez polis daha sert müdahalede bulundu. Polis önce biber gazıyla müdahale etti, ardından da eylemcilerin içinde uyudukları çadırları ateşe verdi. Polis çadırları kendisinin yakmadığını, eylemciler tarafından yakıldığını açıkladı. Ancak çekilen görüntülerde yakma işlemini yapanların polis ve zabıta olduğu anlaşıldı. Dönemin Beyoğlu İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Emekli ise daha sonra çadırların yakılması talimatı verdiği iddiasıyla yargılandı. 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından ihraç edilen Emekli, çadırların yakılmasından dolayı "görevi kötüye kullanmak" ve "genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması" suçlarından 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hükümete yakın bazı isimler arasında, çadırla yakılmasının olayların daha da büyümesini sağlamak için Gülen Yapılanması'nın bir provokasyonu olduğunu iddia edenler de oldu. Çadırların yakılma görüntüleri sosyal medyada yayınlanınca büyük bir infiale yol açtı. Çadırları yakılıp parktan zorla çıkarılan göstericiler, Taksim Meydanı'na yürüyerek oturma eylemi başlattı. 1 Haziran 2013, Cumartesi Polislerin Gezi Parkı'ndaki çadırları yakmasının ardından başlayan olaylar 24 saat boyunca hız kesmeden sürdü ve yayıldı. Sert müdahaleye yönelik görüntülerin sosyal medya üzerinden yayılması ve yapılan katılım çağrıları, sadece İstanbul'da değil, Türkiye genelinde sokağa inen kalabalıkların daha da artmasına neden oldu. İstanbul'un Anadolu yakasında Gezi Parkı eylemlerine destek vermek amacıyla toplanan kalabalık, daha sonra Boğaz Köprüsü'nden yürüyerek Avrupa yakasına geçti ve Taksim Meydanı'na ulaştı. Polis, sabah saatlerinde gelen talimatla birlikte çekildi ve eylemciler yeniden Taksim Meydanı ile Gezi Parkı'na girdi. Böylece meydanın yaklaşık 10 gün; parkın da iki hafta süren işgali başlamış oldu. Meydana çıkan kalabalık, haber yapmadıkları gerekçesiyle bazı basın kuruluşlarına ait canlı yayın araçlarını ateşe verdi ve belediye otobüsleri, istasyon girişi ile reklam panoları zarar gördü. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de ilk kez konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Gül, hükümetten farklı düşünce ve kaygılara daha çok kulak vermesini isterken, polisin de müdahalelerinde ölçülü olası gerektiğini söyledi. 2 Haziran 2013, Pazar Polisin çekilmesinin ardından Taksim Meydanı ve Gezi Parkı bölgesinde sular durulurken, bu kez İstanbul'un başta Beşiktaş olmak üzere diğer bazı yerlerinde ve Ankara'da toplanan göstericiler ile polis arasında sert çatışmalar yaşandı. Ankara'da Kızılay'da toplanan kalabalık, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Başbakanlık binasına yürümek istedi. Ancak polisin müdahalesiyle karşılaştı. Ankara'da 500 kişi gözaltına alındı. Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, altı günde 67 şehirde 235 eylem yapıldığını ve 1730 kişinin gözaltına alındığını söyledi. Güler, maddi zararın da 20 milyon lirayı aştığını açıkladı. Güler, 115 güvenlik görevlisinin ve 58 sivilin yaralandığını belirtirken, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ise yaralı sayısını 22'si ağır olmak üzere 1740 olduğunu bildirdi. 3 Haziran 2013, Pazartesi Gezi Parkı ve Taksim Meydanı'nın işgali ve buralardaki görece sükûnet devam ederken, İstanbul'un diğer noktalarında ve başka kentlerde eylemler düzenlendi. Ayrıca, Gezi Parkı eylemlerinin ilk can kaybı da gerçekleşti. Akşam saatlerinde İstanbul'un Ümraniye ilçesinde bir aracın TEM otoyolunu kapatan protestocuların üzerine sürmesiyle 19 yaşındaki Mehmet Ayvalıtaş; Antakya'da da polisin attığı gaz fişeğiyle vurulan 22 yaşındaki Abdullah Cömert hayatını kaybetti. Taksim Dayanışması da Gezi Parkı'nda yaptığı basın açıklamasıyla taleplerini sıraladı. Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman tarafından okunan açıklamada talepler şöyle sıralandı: Gezi Parkı'nın park olarak kalması ve Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) yıkılmaması, Başta İstanbul Valisi ve Emniyet Genel Müdürü olmak üzere eylemlerin şiddetle bastırılması emrini veren sorumluların istifa etmesi ve biber gazı kullanımının yasaklanması, Eylemler nedeniyle gözaltına alınanların serbest bırakılması, Türkiye'deki tüm meydan ve kamusal alanlarda toplantı ve eylem yasağının sona erdirilmesi, İfade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması. Güvenlik güçlerinin Dolmabahçe ve Beşiktaş hattına çekilmesiyle birlikte, buralardan Taksim'e çıkmaya çalışan gruplarla polisin çatışmaları devam etti. 4 Haziran 2013, Salı Eylemlerin başlamasından bu yana bir haftayı geçmiş ve İstanbul'un kalbi sayılabilecek alanlar güvenlik güçlerinin olmadığı, tamamen protestocuların kontrol ettiği bölgelere dönüşmüştü. Sadece İstanbul'da değil, Türkiye'nin çok sayıda kentinde birçok kişi gündüz işe, akşam saatlerinde de eylemcilerin toplandığı alanlara gitmeye başladı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) eylemlere destek için greve gitti. Taksim Meydanı ve civarı sükûnetini korurken, İstanbul'da Beşiktaş ve Gazi Mahallesi ile Ankara, Adana, Hatay, İzmir ve Tunceli gibi yerlerde devam eden eylemlere polis de sert şekilde müdahale etti. 5 Haziran 2013, Çarşamba Taksim Dayanışması'ndan bir grup, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile bir araya geldi. Grup adına görüşmenin ardından bir açıklama yapan Eyüp Muhçu, Gezi Parkı için referandum önerisini kabul etmediklerini belirterek, "Demokratik toplumlarda halkın sağduyusu dikkate alınır" dedi. 6 Haziran 2013, Perşembe Adana'da Komiser Mustafa Sarı, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) il başkanlığı binasının önünde toplanan kalabalığa müdahale sırasında alt geçit inşaatından düşerek hayatını kaybetti. 7 Haziran 2013, Cuma Türkiye'de yayın yapan yedi ulusal gazete, Başbakan Erdoğan'ın dış gezisi sonrası uçakta yaptığı açıklamaları aynı başlığı kullanarak manşetlerine taşıdı. 8 Haziran 2013, Cumartesi Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş futbol takımlarının taraftar grupları birlikte Taksim Meydanı'na yürüdü. 9 Haziran 2013, Pazar Türkiye, güne dönemin İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'nun Twitter üzerinden attığı mesajlarla başladı. 10 Haziran 2013, Pazartesi Yeni Şafak gazetesi, "Bu Ne Tesadüf" manşetiyle çıktı. 11 Haziran 2013, Salı Sabah saatlerinde başta Çevik Kuvvet olmak üzere çok sayıda polis, iş makineleriyle barikatları aşarak Taksim Meydanı'na çıktı. 12 Haziran 2013, Çarşamba Gezi Parkı eylemcilerinden oluşan 11 kişilik bir grup, Başbakan Erdoğan ile bir görüşme yaptı. 13 Haziran 2013, Perşembe Ankara'da düzenlenen eylemlerde polisin açtığı ateş sonucu başından ağır yaralanan Ethem Sarısülük'ün beyin ölümü gerçekleşti. 14 Haziran 2013, Cuma Başbakan Erdoğan, bir kez daha çekilme çağrısı yaptı. 15 Haziran 2013, Cumartesi Taksim Dayanışması, parkta toplanan forumlar sonucunda eylemlerine devam etme ve Gezi Parkı'ndan ayrılmama kararı aldı. 16 Haziran 2013, Pazar Gezi Parkı'na sert müdahalenin ardından polis, sabah saatlerinde Divan Otel'de mahsur kalanların ayrılmasına izin verdi. Eylemlerden sonra neler yaşandı? Polis tarafından boşaltılmasının ardından Gezi Parkı, birkaç hafta boyunca kapalı tutuldu. Bu süre içerisinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi peyzaj çalışması yaptı ve fıskiye gibi bazı noktaları onardı. Park daha sonra yeniden halkın kullanımına açıldı. Yaklaşık 20 gün süren Gezi Parkı eylemleri, Türkiye'nin yakın tarihine damgasını vuran olaylar arasında yer alıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü raporlarına göre, bu süre boyunca Gezi Parkı'ndaki eylemlere destek vermek için Bayburt hariç Türkiye'nin tüm kentlerinde protesto gösterileri düzenlendi. Bu gösterilere 4 milyona yakın kişi katıldı. Ancak sivil toplum kuruluşları, Türkiye genelindeki katılım sayısının daha da yüksek olabileceğini belirtiyor. Biri polis sekiz kişi yaşamını yitirdi. Toplam 10 bine yakın kişi yaralandı. Yüzlerce kişi tutuklandı, bunlardan 120'den fazlası hakkında dava açıldı. Hakkında dava açılanların çoğu beraat etti. Dönemin İstanbul Valisi Mutlu ve Emniyet Müdürü Çapkın ise 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından Fethullah Gülen Cemaati'ne üye oldukları iddiasıyla kamudan ihraç edildi ve tutuklandı. Mutlu ve Çapkın, bir süre sonra tahliye edildi. Erdoğan Gezi Parkı eylemlerinden sonra birkaç yıl daha, Gezi Parkı'na Topçu Kışlası'nın inşa edileceğini söylemeye devam etti fakat bu konuda somut bir adım atılmadı. AKM yıkıldıktan sonra tekrar inşa edildi ve 29 Ekim 2021'de açıldı. Temeli 17 Şubat 2017'de atılan Taksim Camii ise Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törenle 28 Mayıs 2021'de ibadete açıldı. Davalarla ilgili bilinenler neler? 2013'ten bu yana Gezi Parkı eylemleri, farklı soruşturmalara konu oldu. 2014 yılında Sağlık Bakanlığı'nın, Gezi eylemleri sırasında yaralananlara sağlık hizmeti verildiği gerekçesiyle İstanbul Tabip Odası ve Ankara Tabip Odası hakkında açtığı davalar reddedildi. Aynı yıl başlayan Beşiktaş taraftar grubunun Çarşı grubuyla ilgili Gezi eylemleri davası yaklaşık on yıl sürdükten sonra 2024'te sona erdi. Sanıklar 2015'te beraat etse de itirazlar üzerine Yargıtay'ın beraat kararlarını bozması ardından dava 2021'de yeniden görülmeye başlandı. Aralık 2024'te tüm sanıklar beraat etti. Gezi Parkı eylemleri nedeniyle açılan ana dava kapsamında 2019'da başlayan davada 2022'de sekiz kişi hakkında çeşitli hapis cezaları verildi. Bu kişiler; Osman Kavala, Can Atalay, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi'ydi. Yurt dışında bulunan diğer sanıklar Memet Ali Alabora, Henri Jack Berkey, Pınar Öğün, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi'nin dosyaları ayrıldı. 2023'te Yargıtay beş sanığın mahkumiyetlerini onadı. Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ayşe Mücella Yapıcı hakkında verilen hapis cezaları ise bozuldu. Son olarak menajer Ayşe Barım, Gezi Parkı eylemleriyle ilgili bir soruşturma kapsamında, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüse yardım etme" suçundan 27 Ocak'ta tutuklandı. Ayşe Barım hakkındaki suçlamaları reddetti. Ayşe Barım'ın tutuklanmasıyla gündeme gelen 'etki ajanlığı' nedir? Soruşturma kapsamında sanatçılar Halit Ergenç, Dolunay Soysert, Rıza Kocaoğlu, Mehmet Günsür, Ceyda Düvenci ve Nejat İşler ifade verdi. Bu arada Şubat ayında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Radyo Televizyon Üst Kurulu'ndan, "27 Mayıs 2013 tarihinden itibaren Gezi Parkı olaylarına meşruluk kazandırma amaçlı yayın yaptıkları" iddiasıyla Halk TV, Kanal D, Fox TV, Samanyolu Haber, Cem TV ve Flash TV'nin kayıtlarını talep etti. RTÜK, ulaşılabilen görüntüleri başsavcılığa gönderdi. RTÜK altı televizyonun 'Gezi' kayıtlarını savcılığa gönderdi. 19 Mart sabahı gazeteci İsmail Saymaz gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Saymaz'ın gözaltına alınması ile ilgili açıklamada gazeteciyi "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmekle" suçladı. Açıklamada buna dayanak olarak Saymaz'ın 2013 yılındaki Gezi Parkı olaylarına katılımına dair bazı iddialarda bulundu. Saymaz, hakkındaki iddiaları reddeti. Ev hapsi şartıyla serbest bırakılan Saymaz'ın ev hapsi kararı 16 Mayıs'ta kaldırıldı. 23 Mayıs'ta ise Halit Ergenç ve Rıza Kocaoğlu'na "yalan beyan" suçlamasıyla sırasıyla 1 yıl 10 ay 15 gün ve 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi, hükmün açıklanması ise geri bırakıldı.