Amasya’nın tarihi M.Ö. 3000’lere kadar uzanıyor. Hititlerden Perslere, Pontus Krallığı’ndan Roma ve Bizans’a, Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar birçok medeniyet bu topraklarda iz bırakmış. Özellikle Pontus döneminde başkent olan şehir, Osmanlı’da ise şehzadelerin yetiştirildiği önemli bir merkez haline gelmiştir.
Yüzyılların tanığı: Amasya Kalesi
Amasya Kalesi, üzerine kurulduğu Harşena Dağı’nın adıyla da anılan, şehrin en köklü yapılarından biri. Tarihi konusunda farklı görüşler var; Arap tarihçileri kalenin “Türk hükümdarı Karsan Han” tarafından yaptırıldığını belirtirken, batılı tarihçiler ise Pontus Kralı Mithridates’i işaret ediyor. 1075 yılından sonra Danişmend Ahmet Gazi’nin, 1146’da I. Mesud’un, 1222’de I. Alâeddin Keykubad’ın, 1319’da Gümüşlüzade Tacettin Mahmud Çelebi’nin ve 1369’da Şadgeldi Paşa’nın kaleyi onarıp kullandığını biliyoruz. Yani Amasya Kalesi, farklı dönemlerde birçok medeniyetin izini taşıyan yaşayan bir tarih niteliğinde.
Müzeler şehri Amasya
Osmanlı’nın zarif yansıması Yeşilırmak kıyısındaki Amasya Yalıboyu evleri, Osmanlı sivil mimarisinin en estetik örneklerini sunar ve şehrin karakterini belirler. Amasya’nın kültürel derinliği, müzeleriyle daha da belirginleşir. Amasya Arkeoloji ve Mumya Müzesi, şehrin köklü geçmişini tek bir çatı altında görmek isteyenler için eşsiz bir alan. Müzede Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik Çağ’dan başlayarak Tunç Çağı, Hitit, Urartu, Frig, İskit-Kimmer, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait pek çok eseri bir arada görmek mümkün.
Amasya’nın Osmanlı tarihindeki özel yerini hissettiren duraklardan biri de Şehzadeler Müzesi. Şehzadelik dönemlerini Amasya’da geçirmiş Osmanlı sultanlarının heykelleri ve o dönemi yansıtan kıyafetler, müzeye ayrı bir anlam katıyor. Minyatür Amasya Müzesi, şehrin tarihi dokusunu küçük ölçekli modellerle sunarak ziyaretçilere bütüncül bir bakış sağlarken, Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi, adeta bilimin ışığında bir miras. Ferhat ile Şirin Aşıklar Müzesi, Amasya’nın en bilinen efsanesini yaşatır.
Osmanlı’nın izleri
Amasya, Osmanlı’da “şehzadeler şehri” olarak anılmıştır. Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim gibi önemli padişahların burada yetişmesi, şehrin önemini artırır. Gökmedrese, daha ilk bakışta insanı etkileyen yapılardan biridir. Sultan II. Bayezid Külliyesi ise 1485-1486 yılları arasında, Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in talimatıyla inşa ettirilmiştir. Burmalı Minare Camii’nin hikâyesi de en az kendisi kadar dikkat çekicidir.
Tarihi değer: Kral Kaya Mezarları
Kral Kaya Mezarları, Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları, 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kabul edilen önemli bir kültürel alan. Amasya’nın Pontus Krallığı’na başkentlik yapmış olmasıyla birlikte, bu anıtsal kaya mezarları inşa edilmiştir.
Doğanın sakinliği: Borabay Gölü
Amasya’nın doğal güzellikleri de büyüleyicidir. Borabay Gölü, heyelan sonucu oluşmuş doğal bir göldür. Etrafını saran çam ormanları, gölün durgun yüzeyine yansıyarak huzur verici bir manzara oluşturuyor.
Amasya Mutfağı: Sadelik ve lezzetin buluşması
Amasya mutfağında etli çiçek bamyası ve Amasya elması gibi birçok özgün lezzet bulunmaktadır. Amasya elması, ince kabuğu ve aromatik kokusuyla şehrin simgelerindendir.




