TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Finlandiya ve İsveç ziyareti dönüşünde gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklaması şu şekilde; Finlandiya ve İsveç, özellikle NATO süreçlerinde birtakım gerilimlerin olduğu ülkelerdi. NATO'ya girdikten sonra her iki ülke açısından da Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Hakikaten Türkiye'nin önemi artıyor. Avrupa Birliği'nin etkisizleşmesi ve Avrupa’nın güvenliği bakımından NATO’nun yetersiz kalması, özellikle Rusya'ya komşu olan ülkelerde ciddi bir güvenlik ihtiyacı ortaya çıkartıyor. Güvenliği sadece askerî açıdan değil ekonomik ve siyasi güvenlik olarak da görüyorlar. Bu alanlarda Türkiye'nin önemi daha da artıyor. İnşallah bu toplantıların bu bakımdan da faydası oldu. Havaalanından itibaren üst düzey bir ağırlama ve karşılama vardı. Hem Finlandiya hem de İsveç’te çok ilgi gösterdiler. Finlandiya'da Cumhurbaşkanı Sayın Alexander Stubb ile İsveç’te de Kral Carl XVI. Gustaf ile görüşmemiz, her iki ülkenin de Türkiye'ye verdikleri önemin açık göstergeleridir. Her iki görüşme de oldukça verimli geçti. Helsinki’de Finlandiya Parlamentosu Başkanı Sayın Jussi Halla-Aho ile Stokholm’de İsveç Parlamentosu Başkanı Sayın Andreas Norlen ile yaptığımız baş başa ve heyetler arası görüşmelerde görüşlerimizi ifade ettik. Ziyaretlerimizi başarılı bir şekilde tamamladık. Her iki ülkenin meclis başkanı da 28-29 Haziran’da İstanbul’da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi’ne katılıyorlar. Bizim açımızdan son derece verimli ve faydalı bir ziyaret oldu.

NATO ülkelerinin tamamının meclis başkanları geliyor mu? Şu ana kadar hepsi teyit etmedi ama 20'nin üzerinde meclis başkanı katılacağını bildirdi. Daha vakit var, muhtemelen son ana doğru katılacak meclis başkanı sayısı artacaktır.

İsveç Kralı Carl XVI. Gustaf ile nasıl bir görüşmeniz oldu? Çok samimi bir görüşme gerçekleştirdik. Yaklaşık 40 dakika sürdü, bu da Türkiye’ye verdiği önemi gösteriyor. Hem ikili ilişkileri hem bölgesel konuları hem Avrupa’nın geleceğiyle ilgili konuları hem de dünyanın geleceğiyle ilgili konuları, özellikle Birleşmiş Milletlerin fonksiyonsuz hale gelmesi gibi başlıkları değerlendirdik. Büyük oranda müşterek fikirlere sahip olduğumuzu gördüm. İyi bir görüşme oldu.

Türkiye’nin etrafında ve küresel ölçekte yaşanan krizleri onlar da derinden hissediyor mu? Bu konuda neler gözlemlediniz? Bu konu İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsündeki yuvarlak masa toplantısının soru cevap kısmında gündeme geldi. Türkiye, şu anda dünyayı yakından ilgilendiren hangi küresel sorun varsa hepsinin fiziki, fikri ve siyasi olarak tam ortasında yer alıyor. Dolayısıyla Türkiye, bu sorunların hiçbirine uzak duramaz, bigâne kalamaz. Bu nedenle sorunların hepsiyle ilgili Türkiye'nin ne düşündüğünü öğrenmek istiyorlar. Mesela Suriye'nin yeniden yapılanmasında Türkiye ne düşünüyor? Suriye'de ne oluyor, hangi denge nasıl oluşuyor, Türkiye bu kadar farklı dengeleri nasıl bir arada tutuyor, bunların hepsini merak ediyorlar. Mesela Azerbaycan-Ermenistan-Türkiye arasındaki ilişkiler nasıl şekillenecek? Orada bir şeyler oluyor ve doğrudan Türkiye'yi ilgilendiriyor. Rusya-Ukrayna savaşı Türkiye'yi zaten başından beri ilgilendiriyor. Doğu Akdeniz'deki gelişmeler de aynı şekilde ilgi alanımızda. Bu bölgelerin hepsiyle ilgili Türkiye'nin bir tutumu, kararlılığı var ve millî bir perspektifle yönetmek durumunda olduğu dış politika ilişkileri var.

Finlandiya Cumhurbaşkanının açıklamalarını gördünüz mü? Şöyle bir ifade kullanıyor. “Türkiye'ye AB yolu açılmalı. AB üye sayısı 40'a çıkmalı. Listede Türkiye'de olmalı. Güvenlik açısından olabildiğince Türkiye'ye yakın olmalıyız.” Bir konferansta bu ifadeleri kullandı. Sizinle görüşmeden sonra yaptı bu açıklamayı. Sayın Stubb, Sayın Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak daha evvel Türkiye'ye gelmişti. Hakikaten oldukça entelektüel, siyasetçi kimliğinin dışında dünyadaki küresel gelişmeleri çok yakın takip eden ve sadece takip eden değil, yönlendirici fikirler üretebilen birisi. Ankara'daki görüşmemizde de çok samimi bir hava vardı. Hatta Ankara’dan uğurlarken dedi ki “Bu görüşmenin devamını mutlaka Helsinki’de yapmamız lazım.” Bu bakımdan Helsinki’deki görüşmemiz Ankara’daki görüşmemizin devamı oldu.

Artık öyle bir noktaya geldik ki hele hele Türkiye için dış politika sadece belli kurumlar aracılığıyla yapılacak bir iş değil. Bu arada parlamenter diplomasi de bu sebeple çok öne çıkıyor; daha da öne çıkacak. Parlamenter diplomasinin ağırlığını daha fazla artıracağız. Çünkü bu çalışmalar Türkiye için millî bir vazife hatta zorunluluk.

Ukrayna konusunda özellikle Trump’ın tavrı Avrupa'da güvensizlik yaratıyor duygusu oluştu mu görüşmelerde? ABD-AB ilişkilerine dair görüşlerime hiç kimse “Hayır, öyle değil” demedi. “Trump'ın özellikle ikinci döneminde Avrupa ile Amerika arasındaki görüş ayrılıkları NATO'yu da etkisizleştiriyor” cümlesini bilerek kullandım.

Söz konusu ülkeler buna müsaade eder mi? Bölgenin kendi kaderini kendi tayin etmesine müsaade edilir mi? Orta Doğu’da İsrail-Amerika ittifakının ortaya koyduğu siyasetin dışında yine şunu görüyoruz. Dünya bugün eskisi gibi hegemonist ülkelerin istediklerini yapabileceği bir yer değil. Güç dengeleri çok değişti, çok güçlü olduğunu zannettiğimiz ülkeler artık kendi arka bahçeleri kabul ettikleri yerlerde, bölgelerde gelişmelere müdahale edemez duruma geldiler.

Türkiye'nin geleceği yönüyle nasıl bakıyorsunuz? Bizim açımızdan aydınlık bir gelecek, tablo var mı? Türkiye doğru bir istikamette ilerliyor. Bu kadar büyük türbülansların yaşandığı bir dönemde inşallah siyasi istikrarımızı koruyarak, bütünlüğümüzü koruyarak, kendi problem alanlarımızı hızla çözmeyi başararak yolumuza devam edersek Türkiye çok iyi bir ivme yakalamıştır. Bu ivmeyi de inşallah yukarıya doğru sürdürebilecek güce, potansiyele sahiptir.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş
Finlandiya ve İsveç Ziyaretleri
Avrupa Birliği ve NATO