TBMM heyeti ile Washington arasında sıcak temas: Fuat Oktay'dan 'Epstein' sorusuna '455 bin konut' yanıtı

Halk TVHalk TV1 SAAT ÖNCE
AA

Serra Karaçam / Washington - Halktv.com.tr

Heyete başkanlık eden Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Kongre’de Senato ve Temsilciler Meclisi kanadında, Dış İlişkiler Komitesi üyeleriyle yapılan temasların ardından Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde basın toplantısı düzenledi. Görüşmelerde, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği, savunma sanayii iş birlikleri, KAAN savaş uçağı motorları, savunma lisansları ve S-400 alımı nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımları ele alındı.

Fuat Oktay: TBMM ile ABD Kongresi Arasında Daha Yapısal İlişkileri Kurmanın Vakti Geldi
Gazetecilerin soruları arasında Epstein dosyalarına ilişkin TBMM’de reddedilen araştırma önergesi, KAAN motorları ve Suriye’deki son gelişmeler de yer aldı. Heyet önceki gün Türk-Amerikan toplumu ile bir araya geldi. Özellikle gümrük vergileri kargo maliyetleri konuşuldu. Türk-Amerikan kuruluşlarının Washington’da gerçek bir taban gücü olması için gerekli olan birlik beraberlik sorunları da ele alındı. Komisyon üyesi CHP'li Oğuz Kaan Salıcı, yurt dışındaki Türklerin siyaseti kenara bırakması gerektiğinin altını çizdi. Halk TV Washington D.C. temsilcisi Serra Karaçam, basın toplantısında sorulanlar ve temasların detaylarını derledi.

FUAT OKTAY: DEVLET BAŞKANLARI NEZDİNDEKİ POZİTİF YAKLAŞIM, KONGREYE DE YANSIDI
Türkiye’nin Washington Büyükelçiliğinde gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Fuat Oktay, şunları söyledi: "Değerli arkadaşlar, biz Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu olarak DC Washington'ı ziyaret ediyoruz. Son birkaç gündür de görüşmelerimiz yoğun olarak devam ediyor. Özellikle dün ve bugün çok yoğun şekilde kongrede görüşmelerimiz odaklandı. Hem Senato boyutuyla, kongrenin iki kanadıyla birlikte hem de temsilciler meclisi boyutunda. Bizim buraya gelişteki bir amacımız vardı. Amacımız da gerek devlet başkanları nezdinde Türkiye ve ABD arasında, Cumhurbaşkanımız ve Trump arasındaki devam eden pozitif gündemle devam eden bir ilişki ve aynı zamanda hükümetler nezdinde, tüm bakanlıklar nezdinde yoğunlaşan bir çalışma. Bu pozitif gündemi biz kongre boyutuna da taşımayı arzu ettik. Özellikle Türkiye'nin tezlerini değişik konularda hem bölgesel konularla alakalı hem de ikili ilişkiler boyutunda yakalayalım ve ilişkileri daha da ileri aşamaya getirmeyle alakalı konu demekleyelim. Veya muhtemel gündeme gelmesi muhtemel olan konularla alakalı da Türkiye lehinde adım atılmasına yönelim. Bizim meclis olarak da Dışişleri Komisyonu olarak da katkılarımızı burada yoğunlaştırmak istedik.

Bu pozitif gündemi biz kongre boyutuna da taşımayı arzu ettik. Özellikle Türkiye'nin tezlerini değişik konularda hem bölgesel konularla alakalı hem de ikili ilişkiler boyutunda yakalayalım ve ilişkileri daha da ileri aşamaya getirmeyle alakalı konu demekleyelim. Veya muhtemel gündeme gelmesi muhtemel olan konularla alakalı da Türkiye lehinde adım atılmasına yönelim. Bizim meclis olarak da Dışişleri Komisyonu olarak da katkılarımızı burada yoğunlaştırmak istedik. Bununla ilgili de arkadaşlarımızla birlikte buraya geldik. Oğuz Kaan Bey Cumhuriyet Halk Partisi adına aramızdaydı. Biraz önceki görüşmeden sonra Münih'teki toplantıya katılmak üzere aramızdan ayrıldı. Son derece değerli katkısı olduğuna inandığımız pozitif gündemin yoğunlaştığı iki gün geçirdik. Özellikle Kongrede. Türkiye ile alakalı.

Yani şunu biz gözlemliyoruz. Aslında hükümetler nezdinde ve devlet başkanları nezdinde olan bu pozitif yaklaşımın kongreye de yansımış olduğunu görüyoruz. Çünkü önceden de ziyaret ettik. Önceden de yaklaşımlarına bildiğimiz bazı konular vardı. Bu defa daha pozitif gördük. Pozitif gördüğümüz şeyler konusunda biraz detaya inecek olursak birkaç şey var tabi. Bölgesel ilişkiler noktasında Suriye'de birlikte çalışıyoruz ABD'yle. Suriye'de özellikle son dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde devam eden gelişmeleri hep birlikte izledik. Sizler de izliyorsunuz zaten. Orada SG ile El-Şara hükümeti arasında yapılan anlaşmanın sağlıklı bir şekilde sahada uygulanması ve tam entegrasyonu sağlanması noktasında bizim Türkiye olarak yaklaşık buraya da bunu da aslında ortak bir tavrın olduğunu görüyoruz.

KAZAN-KAZAN İLİŞKİSİ
Yani merkezi hükümetin daha güçlenmesi gerektiğini. Gerek etnik, gerekse inanç boyutundaki farklılıklardan kaynaklanan ayrışmadan ziyade aslında bütünleşmenin hem Suriye ama Suriye nezdinde de tüm bölgesel barışa, kalkınmaya ve bölgesel istikrara katkı vereceğini aslında bunun da hem bölge ülkeleri ama aynı zamanda da küresel boyutta da katkısı olacağını bu ABD için de aynı şekilde bir kazan kazan ilişkisi olduğunu ifade ettik ve karşılığında muhataplarımızla benzer bir yaklaşımın olduğunu gördük.

Bunun da aslında bir karşılığının olduğunu biliyoruz. Ama İran'a geçmeden önce Suriye'yle ilgili bir konuyu daha ifade etmek istiyorum. Görüşmelerdeki gündeme gelen konu, bu bize ifade edilen bir konuydu. Özellikle bankacılık sektörü ve altyapı ile alakalı elektrik, su ve benzeri altyapı ile alakalı bir an önce Suriye'nin ayağa kaldırılmasının, bölgesel istikrara da Suriye'nin kaldırılması boyutuna ve birlikteliğinin sağlanması ile alakalı da merkezi hükümetin güçlenmesi anlamında da katkı vereceğini ifade ettiler. Aslında Türkiye olarak da biz bunu yapıyoruz. Hükümetler neslinde, Cumhurbaşkanımızın aslında başkanlığında ama tüm ilgili bakanlarımızın muhataplarıyla görüşerek tüm ilgili kurumlarımızın muhataplarıyla görüşerek kendi alanlarında bu gerek elektriktir, gerek sudur, gerek yol, bu altyapıdır, savunma boyutuna kadar giden bir işbirliği devam ediyor.

Zaten hatırlarsanız Azerbaycan'dan gelen yine İlk aşamada da doğalgazın Suriye'ye, Türkiye üzerinden ulaştırılması da söz konusu olmuştu. Burada yine birlikte çalışacağımızı ifade ettik, bir mutabakatın olduğunu gördük, mutlu olduk. İran konusunda yine İran'la alakalı, biliyorsunuz dün Netanyahu da buradaydı, onların da görüşmeleri vardı. Yani bölgedeki barışın önemli olduğunu, sorunların barışçıl yollarla çözülmesi, görüşmeler yoluyla çözülmesi ve konuların mümkünse tek tek ele alınarak aslında daha net çözülebileceğiyle alakalı Türkiye'nin tezini burada bir kez daha ifade ettik.

HAMAS'A YAKLAŞIMDA AYRIŞMA VARDI
Çünkü önceden burada bir ayrıştığımız bir nokta vardı. Kongre bizim aramızda. Türkiye'nin HAMAS’a yaklaşımıyla alakalı. Buna da tekrardan anlatma fırsatımız oldu. Zaten gördüğümüz kadarıyla burada herkes de bunun Türkiye'nin yaptığı, verdiği katkının farkında ve bu da yine mutlu olduğumuz boyut. Tabii buradan iç, ikili ilişkiler boyutuna odaklandık. Burada da ekonomik boyutta zaten devam eden çalışmalar var. Evet, 40 milyara yakın bir ticaret hacmi ve 100 milyar dolarlık hedef var. Ama onun ötesinde de zaten hali hazırda Cumhurbaşkanımızın ziyaretinden itibaren oluşan atmosferde hem LNG boyutunda, hem uçaklar noktasında ve sivil nükleer anlaşmalar noktasında, modüler nükleer aktörlerle alakalı da Yeni alanların oluştuğunu, iş hacimlerini artıracak alanların oluştuğunu ve burada da aslında POMRE olarak da biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak da parlamenter diplomasiyi kullanarak hükümetin yürüttüğü devlet başkanları nezdinde yürüyen bu çalışmalara katkı vermemiz gerektiği.

AMERİKA'DA, AVRUPA "HASTA ADAM" DEDİ
Bunun bir uzantısı olarak da tabii ki her iki ülke arasında sürekli gündemde olan savunma sanayiyle alakalı gerek Transatlantik'te boyutunda yaşanan, Avrupa'yla yaşanan gerginliklerin, Avrupa'nın kendi güvenlik mimarisiyle ilgili endişelerini gündeme, tamamen kendi aslında, biz bazen bunu biraz daha ileri aşamada da ifade edebiliyoruz. Bugün neredeyse Avrupa dünyanın, bunu burada kullanmak ne derece doğru bilmiyorum ama hasta adam diye de ifade etmek istiyoruz aslında. Türkiye olarak biz buna katkı verebiliriz diyoruz. Avrupa güvenlik mimarisiyle ilgili Türkiye olarak katkı vereceğiz ama burada ABD ile birlikte çalışabiliyoruz. Yani yine yerelden sorumluluk almayla alakalı, yerelden çözüm üretmeyle ilgili de ikili ilişkileri genişlediğimizde savunma sanayi alanında her iki tarafında kazanacağını düşünüyoruz.

NATO'da müttefik olan iki ülkenin Veya NATO'da müttefik olan üyelerin birbirine ambargo uygulamasının kesinlikle kabul edilebilir yönü olmadığını her fırsatta tekrarlıyoruz zaten. Burada da güvenlik harcamalarının %2'den %5'e çıkarılmasının çıkarılması noktasında anlaşıldığı bir ortamda, Türkiye olarak biz buna katkı verebileceğimiz bir aşamada, artık bu ambargoların da geride kalması lazım. RS-400'le benzeri konuların da artık geride kalması lazım. biraz bahane konular diye düşünüyoruz. Bunu çok net ve açık şekilde konuştuk tüm muhataplarımızla. Yani sadece bugünkü senatör ve temsilciler meclisi başkanlarıyla değil. Ama onun ötesinde de yine hem Senatodan hem de Temsilciler Meclisinden senatör ve Milletvekilleriyle de bunları konuştuk.

TÜRKİYE NE ZAMAN KENDİ MOTORLARINI KULLANABİLECEK?
Burada ana konu savunma sanayi alanında, gerek katsa gerekse bu savunma sanayi bütçesi çerçevesinde çıkaran bu NDA ile ilgili yaptırımlar boyutunda bir önceki gelişimize göre kongrenin çok daha bu konuları çalışıp geride bırakabileceğimiz bir atmosferi bir platforma daha yakın olduğunu gördük biz. Bu Türkiye açısından son derece pozitif. Yönetim boyutunda da, Trump yönetiminde ve Cumhurbaşkanımız da yine burada Trump yönetimi arasında ve başkanım Trump arasındaki görüşmelerde de bu konu zaten gündemde. Orada da sıcak bakıldığını görüyoruz. Bakanlarımız, Dışişleri Bakanlığımız, Savunma Bakanlığımız ve ilgili bakanlıklar arasında da bunlar yoğun şekilde görüşülüyor. Dolayısıyla büyükelçimiz de yine büyükelçilerimiz aynı şekilde yoğun şekilde çalışıyor bu konularda.

Belki buradan da bir bu sorunları arkada bırakabileceğimiz bir atmosferi biz kongrede gördük. Tüm komisyon üyesi arkadaşlarımızla birlikte de aslında değerlendirdiğimizde de bu konuda hemfikir olduğumuzu görüyoruz. Buna da odaklandığımız ana konusu, ana konu Kaan motorlarıydı. Yani F-110'lar, F-16'nın motorları aslında bunlar. Bununla ilgili biz zaten kendi motor çalışması yaptığımızı, bunun da 3-5 yıl içerisinde zaten tamamen kendi motorlarımızı kullanabileceğimiz aşamaya geleceğimizi açıkça da bunu ifade ettik. Zaten orada da birlikte çalışabileceğimizi açıkça ifade ettik. ABD Kongre üyelerine Türkiye davet etti. Ama bunun, bu motorların hali hazırda ki gerek CAATSA gerekse diğer boyuttaki NDIA boyutundaki yaptırımlarla uzaktan yakıtan hiçbir alakası olmadığı için çok daha hızlı bir şekilde bunu geliştirip yolumuza devam edebiliriz ve burada ortak da hareket edebiliriz.

KÜRT KARDEŞLERİMİZİN HAKKINI SAVUNDUK
Suriye ile ilgili konuşan Fuat Oktay, "Bizim burada yapmaya çalıştığımız şey şu oldu. İki konu var birbirinden ayırmamız gereken. Birincisi PKK konusu. Diğeri Kürt halkı yani Kürt kardeşlerimizle ilgili bir konu. PKK'nın veya terör örgütlerinin Kürtleri temsil etmediğiyle alakalı orada bir ayrımın yapılması gerektiği hususu. Bunu sağlıklı bir şekilde ifade etmeye çalıştık ve Türkiye'de yürüyen özellikle bu terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinde mecliste kurulan komisyonun aslında tüm tarafları içerdiği ve her türlü konunun tüm açıklığıyla ve şeffaflığıyla tartışıldığı ve burada da bir çözümle alakalı, nelerin yapılabileceğiyle alakalı bir raporun çıkmak üzere olduğu ve tüm tarafların en fikir olduğu bir tarafta ve aynı zamanda yine Cumhurbaşkanımızın da riyasetinde aynı zamanda devam eden, hükümetin desteklediği boyutta, aynı şekilde yine Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin buradaki bütün her şeyle neredeyse gövdesini bu işin altına koyduğu siyasi irade boyutunda, bu kıymetli bir şey. Bunu kendi içimizde de bütün bölge boyutunda, bölge olarak kendimiz bu sorunun üstesinden gelip, bu sorunu geride bırakalım arzu ediyoruz. Bunu yapabilirsek, bu bölgenin sadece Türkiye'nin de bölgenin gelişmeyle ilgili, kalkınmasıyla ilgili bambaşka kapıları açacak diyelim.

EPSTEIN VE DEPREMDE KAYBOLAN ÇOCUKLAR ÖNERGESİ NEDEN REDDEDİLDİ?
Serra Karaçam, Fuat Oktay'a, Epstein dosyalarıyla ilgili depremde çocukların kaçırılıp kaçırılmadığının araştırılması için Meclis'te bir araştırma komisyonu kurulması için önerge verildiği ve bu önergenin AKP MHP oylarıyla reddedildiğini hatırlatarak, "Neden reddedildi?" diye sordu. Fuat Oktay, bu soruya şöyle yanıt verdi: "Arkadaşlar bu konuyla alakalı bir Epstein olayını diğerinden tamamen ayırmak lazım. Epstein olayı dünyanın utancı bir şey. Ve sonuna kadar da takip edilmesi gereken. Bu sadece bir tarafta pedofili boyutu genç yaşta çocukların Zaten Türkiye olarak biz bunda en üst düzeyde hassasız. Bunun deprem ve depremde kaybolan çocuklarla ilişkilendirilmeye çalışılması bence bu samimi bir yaklaşım olmayabilir. deprem anından itibaren her bir vatandaşına ve çocukları başta olmak üzere her bir vatandaşının hem hayatta kalması, hayatta olmayanlarla ilgili de bir an önce şeyden çıkarılabilmesi, o yıkılan binaların altından çıkarılabilmesiyle alakalı hayatta kalanların da bir an önce geri normale dönmesi ve şehirlerin normale dönmesiyle ilgili de Muhteşem bir çalışma yapmıştık. 455 BİN KONUTU TESLİM ETMEK KOLAY MI?"
Bütün dünya da bunu yakından takip ediyor. Yani 455 bin konutu siz altyapısıyla, üst yapısıyla birlikte tamamlayıp teslim etmenin kolay olduğunu mu zannediyorsunuz? Bakın iddia ediyorum ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, ne Japonya, ne Avrupa Birliği'ndeki herhangi bir ülkenin bunu başarabilme şansı yok. Dolayısıyla deprem anında da Aile Bakanlığımız başta olmak üzere her bir bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, güvenlik birimlerimiz bunu çok yakinen takip etmiştir. Dolayısıyla bu konuyu getirip hiç alakası olmayan bir şekilde böyle bir dosyayla ilişkilendirip de Türkiye'yi bu işin içerisinde çekmeye çalışmak bence Türkiye'ye haksızlık olur diye düşünüyorum. Bu kadar yapılan çalışmaya. Zaten bununla ilgili herhangi bir delil ve benzeri bir şey olursa da Türkiye sonuna kadar bunun üzerine gider, hiç acımaz, hiç affetmez en başta takipçisi Cumhurbaşkanımızın kendisi Hiç affetmez.

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin