Türk Eğitim Derneği'nin düşünce kuruluşu TEDMEM, yapay zekanın eğitim ve toplum üzerindeki etkilerini incelediği "Eğitimde Yapay Zeka: Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri" raporunda, lise mezunlarına yapay zekayı güvenli, etik ve öz denetimli kullanma yeterliliğini belgeleyen "Yapay Zeka Ehliyeti" verilmesini önerdi.

TEDMEM'in raporunda, aralarında ABD, Çin, Güney Kore ve Almanya'nın da bulunduğu 11 ülkedeki uygulamalar ile Türkiye'deki mevcut durum karşılaştırıldı. Türkiye'de yapay zeka kullanan her 10 kişiden 4'ünün 25 yaşın altında olduğu belirtilirken, gençlerin teknolojiyi yalnızca ödev ve sunum hazırlamak amacıyla değil, duygusal ihtiyaçlarını karşılamak, dertleşmek, kaygı ve üzüntülerini paylaşmak için de kullandığının altı çizildi.

Raporda, bilişsel devrin yanı sıra duygu ve inanç devrinin tehlikeleri vurgulandı. Gençlerin duygusal ihtiyaçlarını yapay zeka ile karşılaması, az sayıda teknoloji şirketinin milyonlarca gencin düşünme biçimi ve duygusal eğilimleri üzerinde orantısız bir etki gücü edinmesi anlamına gelmektedir.

"Dijital Diktatörlük" kavramına dikkat çekilen raporda, bireylerin dijital ayak izlerini kaydetmenin ötesinde bu verilerden hareketle geleceği tahmin eden ve davranışları yönlendiren bir modern düzenin varlığı ifade edildi.

Ülkelerin yapay zekayı eğitim sistemlerine entegre ederken farklı modeller izlediği belirtilen raporda, Güney Kore ve İsveç'in örnekleri verildi. Güney Kore'de 2023'te açıklanan "Yapay Zeka Dijital Ders Kitabı" projesinin eleştirildiği, İsveç'in eğitimde teknolojiyi merkezde tutmasının ardından yaklaşımını yeniden değerlendirdiği kaydedildi.

Raporda, 15 ülkede gerçekleştirilen bir araştırmanın sonuçlarına göre, 17-27 yaş grubundaki gençlerin yarısının yapay zekanın sınırlılıklarını eleştirel biçimde değerlendirmekte zorlandığı, %61'inin ise yapay zekanın bilgi uydurabildiğini ayırt edemediği belirtildi. Bu nedenle, lise sonunda öğrencilere "Yapay Zeka Ehliyeti" verilmesi önerildi.

TEDMEM, yapay zeka çağında öğrencilerin değerlendirilmesinde ödev merkezli geleneksel yöntemlerin yeniden ele alınmasını önerdi. Ayrıca, gençlerin yapay zekaya yönelmesinin ardındaki sosyal ihtiyaçlara dikkat çekildi ve okul psikolojik danışmanlığına erişimin sınırlı olduğu ortamlarda gençlerin yapay zeka ile iletişim kurma yolunu seçtiği ifade edildi.

Türkiye, bilişim alanında ön lisans mezunu sayısında dünyada üçüncü sırada bulunmasına rağmen, yüksek lisans ve doktora düzeyinde ilk 15 ülke arasında yer almamaktadır. Raporda, yapay zeka alanındaki rekabet gücünün nitelikli öğretmenlere, lisansüstü araştırma kapasitesine ve yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen bir eğitim sistemine bağlı olduğu vurgulandı.

Son olarak, yapay zeka kullanımı için hukuki çerçevenin oluşturulması, denetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve gençlerin etkileşim verilerinin yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanımına ilişkin kuralların netleştirilmesi önerildi. Türkiye'nin yapay zekayı yalnızca kullanan değil, teknolojinin sınırlarını sorumlulukla belirleyen bir ülke olması gerektiği ifade edildi.