Yanis Varoufakis’in “Tekno-Feodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?” kitabı, günümüz ekonomisinin artık klasik kapitalizm kavramlarıyla açıklanamayacağını iddia ediyor. Varoufakis’e göre özellikle Amazon, Google, Meta gibi dijital platformların yükselişiyle ekonomi “piyasa temelli kapitalizmden” çıkıp platformların kontrol ettiği bir “dijital rant düzenine” dönüşmüştür.

Kapitalizmin geldiği bu son aşamayı Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mete Gündoğan değerlendiriyor. Varoufakis, kitabında kapitalizmin sona erdiğini ve yerini “tekno-feodalizm” dediği yeni bir düzene bıraktığını savunuyor. Ancak Gündoğan’a göre, burada olan şey kapitalizmin ortadan kalkması değil; dijital teknolojiler, veri akışları, ağ etkileri ve platform mimarileri üzerinden yeniden örgütlenmesidir. Özel mülkiyet, ücretli emek, sermaye birikimi ve kâr motivasyonu hala geçerlidir. Gündoğan, içinde bulunduğumuz dönemin “tekno-feodalizm” değil, “dijitalleşmiş kapitalizm” olduğunu ifade etmektedir.

Varoufakis’in tekno-feodalizm tezinin merkezinde büyük teknoloji platformlarının ekonomik gücü bulunmaktadır. Gündoğan, bu benzetmenin analitik olarak sınırlı olduğunu, çünkü feodal bey ile platform sahibi arasında yapısal farkların çok büyük olduğunu belirtmektedir. Bugünün dijital platformları, özel şirketlerdir ve borsaya açıktırlar.

Varoufakis, üretimden elde edilen karın yerini platformların topladığı rantın aldığını öne sürüyor. Gündoğan ise dijital ekonominin hâlâ gerçek üretim içerdiğini, yazılım geliştirme, lojistik organizasyonu ve diğer alanlarda ciddi bir emek ve sermaye organizasyonunun mevcut olduğunu ifade ediyor. Bu bağlamda, platformlar hem üretim sürecinin parçası hem de pazar erişiminden pay alan aracılardır.

Tekno-feodalizm kavramı, klasik Marksist sınıf analizini de tartışmaya açıyor. Gündoğan, dijital kapitalizmin derinleşmesi durumunda sınıf ilişkilerinin tamamen değişmeyeceğini, ancak yeni katmanların çıkacağını vurguluyor. İşçi sınıfı artık sadece fabrikadaki işçiden ibaret değil; depo işçisi, kurye, yazılım geliştirici gibi yeni emekçiler de bu yapının parçalarıdır.

Türkiye’nin dijital ekonomi yapısı açısından “tekno-feodalizm” kavramı pek açıklayıcı değildir. Türkiye, henüz dijital ekonominin merkezî platform sahibi ülkelerinden biri değildir ve dünya genelindeki platformlara bağımlı bir dijital pazar kurma tehlikesi bulunmaktadır. Gündoğan, Türkiye’nin yerli üreticiyi güçlendiren ve kullanıcıyı platforma mahkûm etmeyen bir dijital çarşı mimarisi geliştirmesi gerektiğini savunuyor.