Mark Zuckerberg'in Hawaii'nin Kauai adasındaki 1.400 dönüme yayılan çiftliğinde 2014 yılında bir çalışma başlattığı söyleniyor. Wired dergisinin haberine göre çiftlikte, kendi enerji ve gıda kaynaklarına sahip bir sığınak inşa edilmesi hedefleniyor. Habere göre, burada çalışan marangoz ve elektrikçilerin bu konuda konuşmaları gizlilik anlaşmalarıyla yasaklandı. Altı metrelik bir duvar ise projenin yakındaki yoldan görünmesini engelliyor.

Geçen yıl kendisine bir kıyamet günü sığınağı inşa edip etmediği sorulan Facebook kurucusu kesin bir dille "hayır" yanıtını vermişti. Yaklaşık 5 bin metrekarelik yeraltı alanının "küçük bir sığınak, bir bodrum katı gibi" olduğunu savunmuştu. Fakat bu durum spekülasyonları durdurmadı. Benzer şekilde California'daki Palo Alto'nun Crescent Park mahallesinde 11 mülk satın alma ve görünüşe göre altına 7 bin metrekarelik bir yeraltı alanı ekleme kararı hakkında da spekülasyonlar sürüyor.

New York Times'a göre inşaat izinlerinde bodrum katlarından bahsedilse de, bazı komşuları buraya sığınak diyor. Ya da bir "milyarderin yarasa mağarası." Zuckerberg'in dışında, bazıları milyonlarca dolarlık lüks sığınaklara dönüştürülmeye hazır, yeraltı arazilerini satın almakla meşgul görünen diğer teknoloji devleri hakkında da spekülasyonlar var.

LinkedIn'in kurucu ortağı Reid Hoffman bir "kıyamet sigortasından" bahsetti. Daha önce süper zenginlerin yaklaşık yarısının buna sahip olduğunu ve Yeni Zelanda'nın böylesi "kıyamet evleri" için popüler bir yer olduğunu iddia etmişti. Peki süper zenginler gerçekten de savaşa, iklim değişikliğinin etkilerine ya da geri kalanımızın henüz bilmediği başka bir felakete hazırlanıyor olabilirler mi?

Son birkaç yılda yapay zekanın ilerlemesi, bu potansiyel varoluşsal sıkıntılar listesine sadece bir yenisini ekledi. Pek çok kişi bu ilerlemenin hızı karşısında derin endişe duyuyor. Open AI kurucularından Ilya Sutskever de bunlardan biri. San Francisco merkezli firma, 2023'ün ortalarında ChatGPT'yi piyasaya sürmüştü ve güncellemeler üzerinde hızla çalışıyorlardı. Ancak gazeteci Karen Hao'nun bir kitabına göre o yaz Sutskever, bilgisayar bilimcilerinin yapay genel zekayı (makinelerin insan zekasıyla eşleştiği nokta) geliştirmenin eşiğinde olduğuna giderek daha fazla ikna oldu.

Sutskever bir toplantıda meslektaşlarına böylesine güçlü bir teknoloji dünyaya sunulmadan önce şirketin üst düzey bilim insanları için bir yeraltı sığınağı kazmalarını önerdi. Bu durum garip bir gerçeğe ışık tutuyor: Bazıları son derece akıllı bir yapay zeka formu geliştirmek için yoğun bir şekilde çalışan önde gelen bilgisayar bilimcileri ve teknoloji liderleri, aynı zamanda bir gün yapabileceklerinden de derinden korkuyor gibi görünüyor.

Teknoloji liderleri yapay genel zekanın yakın olduğunu iddia ettiler. OpenAI patronu Sam Altman, Aralık 2024'te bunun "dünyadaki çoğu insanın düşündüğünden daha erken" geleceğini söyledi. Ancak diğerleri kuşkulu. Southampton Üniversitesi'nde bilgisayar bilimleri profesörü olan Dame Wendy Hall, "Kale direklerini her zaman değiştiriyorlar" diyor. "Bu kiminle konuştuğunuza bağlı."

Yapay genel zeka tam olarak ne zaman gelecek? Ya da gerçekten gelebilecek mi? Ve gerçekten de sıradan insanları korkutacak kadar büyük dönüşümler yaratabilir mi? Yapay zeka bazı açılardan insan beynini çoktan geride bırakmış durumda. Ancak makineler ne kadar zeki olursa olsun, biyolojik olarak insan beyni yine de önde. Bu durum, yapay zeka konusunda birçok spekülasyon ve tartışma yaratmaya devam ediyor.