Savaşın Türkiye Ekonomisine Etkileri

Ortadoğu'da devam eden savaş, küresel petrol ticaretinin kilit noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın uzun süre kapalı kalması riskini de beraberinde getirdi. Savaşla birlikte enerji fiyatlarının artmasının yanı sıra Ortadoğu ile ticaret de büyük ölçüde aksadı. Çatışmalar, Türkiye'nin gübre, alüminyum ya da helyum gibi önemli girdilere erişimini zorlaştırırken, bu ürünleri işlemek için gereken enerjinin fiyatını da artırdı. Ancak krizler bazen fırsatlarla birlikte gelebilir.

Bakan Bayraktar: 'Türkiye 11,6 milyon varil petrolü serbest bırakacak'

Hürmüz Boğazı'ndan petrol ve doğalgaz sevkiyatının durma noktasına gelmesi ve İran'ın bölgedeki petrol rafinerilerini hedef almasının da etkisiyle petrol fiyatları savaş öncesine göre yaklaşık %50 arttı. Fiyatların 100 doların üzerinde seyretmesi, çoğu ülke gibi Türkiye'de bütçeden enflasyon raporlarına birçok hesaplamayı altüst ediyor. Türkiye'nin mevcut hesaplamalarında petrol fiyatları varsayımı varil başına 60-65 dolar arasında değişiyordu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de 12 Mart'ta yaptığı açıklamada, savaşın etkisiyle artan enerji fiyatları nedeniyle 2026 yılında cari açığın program öngörülerinin üzerinde gerçekleşebileceğini söyledi. Cari açık, bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmetler için ödediği döviz miktarının, ihracattan elde ettiği gelirden daha fazla olması anlamına geliyor. Türkiye için enerji ithalatı, açığı büyüten; turizm gelirleri ise açığı kapatan en önemli kalemler.

Merkez Bankası politika faizini %37'de sabit tuttu, ekonomistler nasıl yorumladı?

BBC Türkçe'ye konuşan Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, enerji ithalatının maliyeti artarken, Ortadoğu'ya seyahat endişelerinin turizmi olumsuz etkileyebileceği öngörüsüyle cari açığın 40 milyar dolar civarına kadar yükselebileceğini tahmin ediyor. Türkiye'nin cari dengesi 2025 yılında 25,8 milyar dolar açık vermişti.

İktisatçılar savaşın Türkiye bütçesi üzerine ciddi bir ek yük getirebileceğini öngörüyor. Türkiye'de enerji fiyatlarının iç piyasaya etkisinin sınırlanması amacıyla Mart ayı başından itibaren eşel mobil sistemi devreye alındı. Ancak bu süreçte bütçede akaryakıttan ve enerjiden elde edilmesi beklenen yaklaşık 650 milyar liralık ÖTV kaleminde "ciddi bir aşınma" yaşanacağını vurguluyor.

Kozanoğlu, buna ek olarak savaşın dünya ekonomisinde durgunluğa yol açma olasılığının giderek arttığını, bunun da enflasyon ve büyümede yavaşlama gibi sorunları beraberinde getirebileceğini söylüyor.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye 2025 yılında tüm ihracatının yaklaşık %40'ını AB ülkelerine yapmıştı. Kozanoğlu, Türkiye'nin hem enflasyon yoluyla hem de bütün dış dengeleri olumsuz etkileyecek, cari açığa yansıyacak gelişmeler dolayısıyla "bu süreçten en olumsuz etkilenecek ülkeler arasında olduğunu" savunuyor.

Mevcut savaş ortamını 90'lardaki Körfez ve 2000'lerdeki Irak savaşlarıyla kıyaslayan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nden Dr. Tuğçenur Ekinci Furtana, "Bugün biraz daha farklı bir krizden bahsediyoruz" diyor.

Furtana, savaşın taşımacılık maliyetleri ve teslimat sürelerini artırarak Türkiye'nin dış ticaretine de darbe vurması endişeleri olduğunu belirtiyor. Bunun özellikle tekstil, otomotiv yan sanayisi, makine ve beyaz eşya sektörlerini etkilediğini söylüyor.

Ortadoğu üre de dahil olmak üzere gübre bileşenlerinin önemli bir kaynağıdır. Bu durum savaşın küresel gıda enflasyonuna katkısıyla ilgili kaygıları artırıyor.

Gıda fiyatları ve teknolojik üretim

Helyum, yarı iletken üretimi, tıbbi görüntüleme (MR), havacılık ve uzay araştırmaları gibi yüksek teknoloji üretimi için kritik bir arz. Sağlam, Türkiye'nin Körfez'den uygun fiyatlara aldığı bu gaz için ABD gibi başka pazarlara yönelmek zorunda kalabileceğini öngörüyor.

Geçmişte birçok bölgesel kriz, Türkiye için şoklarla birlikte dönem dönem fırsatları da beraberinde getirdi. Uzmanlara göre İran ile başlayıp bölgeyi etkisi altına alan savaşın benzer etkileri olabilir.

Furtuna, bunun kısa vadede doğrudan gelir yaratmasa da orta ve uzun vadede ticaret koridorları ve siyasi ağırlık açısından Türkiye'ye sıçrama etkisi sağlayabileceğini belirtiyor.

Mühdan Sağlam, "Piyasa aktörleri, özellikle sigorta şirketleri, büyük armatörler, gemi filoları bir krizi unutmazlar. Genelde hafızalarından not ederler bunu... Dolayısıyla Hürmüz bugün açılsa dahi altyapının toparlaması aylar, belki yıllar alacak" diyor.

Sonuç olarak, Hürmüz'deki yıkım, Irak'ın petrolünü artık daha fazla Türkiye üzerinden Akdeniz'e ve oradan dünyaya ulaştırmasını teşvik edebilir.