Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde atılan adımları ve dikkat edilmesi gereken hususları AA Analiz için kaleme aldı.

Dönemin Yapıcı İmkanları
Türkiye, bir kez daha tarihsel dönüşümlerin eşiğine geldi. Kurtuluş Savaşı ve cumhuriyetin kuruluşundan sonraki en büyük adımların atılacağı ve devrimci sıçramaların olacağı bir dönemi yaşıyoruz. Bu noktaya kadar tarihimizde birçok altüst oluş yaşandı ve güçlü ilerlemeler sağlandı. FETÖ'nün 15-16 Temmuz 2016'da demokrasiyi tasfiye etmek ve ülkeyi ele geçirmek amaçlı darbe girişiminin “milli demokratik halk devrimi” yoluyla ezilmesi, çok büyük bir toplumsal dönüşümü gerçekleştirdi. 16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen başkanlık sistemi de büyük bir devrimci ilerleme oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deyimiyle halkımız, önce meydanlarda, sonra seçimler yoluyla “demokratik devrim” yaptı.

Osmanlı Devletinden Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecini başlatan 19 Mayıs 1919’dan itibaren 106 yıllık tarihimize ülke ve millet olarak çok şey sığdırdık. Yirminci yüzyıldaki kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’le cumhuriyeti kazandık. Yirmi birinci yüzyılda Türkiye Yüzyılı misyonunu yüklenmiş olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’la da cumhuriyetimizi yükseltme imkanına kavuştuk.

Geçiş Süreci ve Fikri Sabotajlar
Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci adım adım hedefe yaklaşıyor. Süreç, devletin anlaşılabilir bazı tercihleri hariç olabildiğince açık ve net ilerliyor ancak bu fikri sabotajlar da devam ediyor. Bu sabotajlara karşı durmak ve ön alıcı fikri tedbirler geliştirmek son derece önemlidir. Dilde yapıcılık, herkesin sorumluluğunda olmakla birlikte en fazla dikkat etmesi gerekenlerin kim olduğu bellidir. Bu süreçte ayrılıkçılık dili üzerinden fikri sabotaj yapılmasına asla izin verilmemelidir.

İşin Özünü Anlamak
Geçiş süreci, bir hedefe yöneliktir. O hedef, sistematik terörü ilelebet tasfiye etmek, şiddete dayalı siyaseti ortadan kaldırmak ve terör vesayetini yok etmektir. Bunun için sadece açıklamalar yetmez, sürecin teknik boyutlarının daha da hızlandırılması ve pratik teyitlerin yapılması gerekir. Geçiş sürecinin amacı da devletle ve milletle bütünleşmenin eksiksiz sağlanmasıdır.
Herkesin tüm bunların farkında olarak süreç yönetmesi, dil kurması ve ilişki yürütmesi, Türkiye’nin tamamına ve Türk milletinin asli unsuru olan her kesime kazandıracaktır. Ortak geleceğimizi daha güvenli ve güçlü bir şekilde inşa etmemizi sağlayacaktır. Bu "tarihsel fırsat penceresini" kimse heba etmemelidir.