ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, olağanüstü bir zamanda görev yapan olağan dışı bir isim. Barrack, selefi Jeff Flake gibi bir "kariyer diplomatı" değil ve Flake'in aksine diplomasi ya da siyasi geçmişi pek yoktu. Ancak bunun tek istisnası 1980'lerde Reagan yönetiminde İçişleri Bakanlığı'nda 3 ay kadar yürüttüğü müsteşar yardımcılığı göreviydi.

Eklektik bir yaşamdan elçiliğe giden yol

Tom Barrack, 1947'de Los Angeles'ta Lübnan kökenli Maruni Hristiyan bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Güney California Üniversitesi (USC) ve San Diego Üniversitesi'nde sosyoloji ve hukuk eğitimi aldı. 1970'lerde Körfez ülkelerinde hukuk ve emlak danışmanlığı yaptı, 1980'lerde finans dünyasına geçti. 1990'da kurduğu Colony Capital aracılığıyla milyarlarca dolarlık fonlar yönetti.

Barrack'ın ABD Başkanı Donald Trump'la tanışıklığı da bu döneme dayanıyor. Barrack, Trump'ın 2017'deki yemin töreni komitesinin başkanlığını yaptı ve 100 milyon dolarlık bağış topladı. Daha sonra adı ABD'nin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) büyükelçisi olarak gündeme gelse de Körfez'le ticari ilişkileri nedeniyle Senato'dan geçemedi. Eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde Abu Dabi adına izinsiz lobicilik yaptığı iddiasıyla yargılandı ancak dava kısa sürede düştü.

Türkiye-ABD ilişkilerini Suriye sarmalından çıkarmak

Barrack'ın geniş iş çevresi, bölge bilgisi ve kişisel ağı, özellikle Suriye dosyasında Türk-Amerikan ilişkilerine doğrudan yansıdı. Göreve atanmasının ardından Ankara ve Washington'un Suriye'de daha eş güdümlü hareket edeceği yorumları yapılmıştı. Nitekim ABD'nin Şam'da Ahmed Şara yönetimiyle YPG arasında arabuluculuk girişimleri ve Suriye'ye yönelik yaptırımların gevşetilmesi için Kongre nezdindeki temaslar, Barrack'ın hanesine yazılabilecek gelişmeler oldu.

Barrack yalnızca Türkiye'yle değil, Suriye ve bölgedeki diğer aktörlerle de yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. 8 Aralık 2024'te Suriye Devrimi'nin başarıya ulaşmasının ardından İsrail'in işgal alanlarını genişletme hamlelerine karşı Şara yönetimiyle Paris'te yapılan görüşmeler, Barrack ve ekibi tarafından organize edildi.

YPG-Şam arasında arabuluculuk

Barrack'ın en kritik hamlelerinden biri, ABD'nin yıllarca neredeyse sınırsız destek verdiği YPG'yi Şam'la anlaşmaya zorlaması oldu. Bu süreçte Barrack, Irak'taki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesut Barzani ile temas kurdu, YPG elebaşı Mazlum Abdi'yi daha esnek olmaya ikna etmeye çalıştı. YPG'nin Kandil kaynaklı baskılar nedeniyle geri adım atmaması üzerine Barrack, Şara yönetiminin artan meşruiyetini dikkate alarak ABD'nin askeri ve siyasi ağırlığını geri çekti.

Sonuç olarak, Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri ile Tabka, Rakka ve Deyrizor gibi Arap nüfusun çoğunlukta olduğu bölgeler YPG'nin kontrolünden çıktı. Barrack, 20 Ocak'ta YPG'nin DAEŞ'le mücadeledeki rolünün "sona erdiğini" ilan etti.

Barrack'ın diplomatik stili

İlginçtir, Barrack, Suriye meselesinin Orta Doğu ve bölge dışındaki birçok paydaşı olması nedeniyle başkente sık gelmiyor ve sefaretin günlük yönetimini astlarına bırakıyor. Bu durum Ankara'da diplomatik çevrelerde espri konusu oldu. Barrack'ın hoş sohbetliği kendisiyle tanışık Türk ve yabancı yetkililerce teslim edilse de birçoğu zaman zaman "görüşebilsek daha da seveceğiz" mealinde konuşuyor. Barrack'ın sevecen mizacı da maiyeti tarafından takdir ediliyor.

Sonuç

Barrack, Trump liderliğindeki ABD'nin askeri müdahaleler yerine diplomasi, ticaret ve siyasi nüfuzu önceleyen Orta Doğu yaklaşımını iyi yansıtıyor. ABD'nin Suriye'de inisiyatifi Şam'a bırakması ve NATO müttefiki Türkiye'nin çıkarlarıyla açıkça çelişen politikalardan uzaklaşması bunun somut örnekleri arasında.