Ekonomist – Bankacı Uğur Gündüz
Trump’ın bize saçma ve komik gelen şeylere (Grönland bizim olmalı, Kanada eyaletimiz olmalı, Gazze tatil köyü olmalı gibi) gerçekten inandığına ve bu söylemlere uygun politika geliştirdiğine inanmaya başladık. Trump'ın iletişimi tarzı, doğrudan ve basit mesajlar üzerine kurulu.
Venezuela olayı gösterdi ki bizi güldürmek için konuşmuyormuş! Bu analiz, 2026 yılında küresel dengeyi şekillendirmesi beklenen üç ana jeopolitik ekseni incelemektedir: Venezuela'daki ABD baskısı, Ukrayna'daki barış sürecinin geleceği ve Tayvan üzerinden tırmanan Çin-Japonya gerilimi.
I. Venezuela krizi: ABD'nin saldırısı ve sonrası
2026 itibarıyla Venezuela, ABD'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından öncelikli olarak gördüğü bir düğüm olmaya devam edecektir.
A. Senaryo değerlendirmesi
ABD'nin doğrudan kara harekâtı (askeri müdahale), 2026 yılında düşük ancak sıfır olmayan bir olasılık olarak kalmaktadır. Doğrudan işgal yerine, ABD'nin stratejisi muhtemelen daha agresif dolaylı müdahaleler etrafında yoğunlaşacaktır: Maduro’nun tutuklanması, ABD’nin artık bir ülkeye saldırmak için bahane yaratması (Terörist, nükleer silah gibi) gerekmediğini gösterdi. Trump’ın “Grönland bizim olmalı, Kanada 51. Eyaletimiz olacak, Meksika dikkatli ol, İran ayağını denk al” gibi ifadeleri, gerçeklikle buluştu.
Öngörülemezlik en belirgin öngörü oldu. Peki şimdi ne olacak?
● Finansal baskının yoğunlaştırılması: Özellikle petrol gelirlerini hedef alan, Rusya ve Çin ile yapılan ticaret kanallarını kesmeye yönelik ikincil yaptırımların artırılması.
● Kapsamlı siber savaş: Yeni başkanla anlaşılamaması halinde, kendi isteği yapılana kadar, rejiminin operasyonel altyapısını (elektrik şebekesi, petrol tesisleri, iletişim) hedef alan siber saldırıların artması.
● Vekil güç ve istikrarsızlaştırma: Komşu ülkeler (özellikle Kolombiya ve Guyana) üzerinden siyasi muhalefet ve askeri firarileri destekleme çabalarının hızlanması.
B. 2026 ekonomik etkisi
Eğer ABD baskısı bu düzeyde kalır, bir kara savaşı olmazsa;
● Petrol piyasası: Venezuela'nın üretiminin istikrarlı bir şekilde artması, dağıtımı, lojistiği engellenir.
● Rusya/Çin ilişkileri: Rusya ve Çin, ekonomik çıkarlarını korumak için Venezuela'ya olan siyasi ve mali desteği artıracaktır.
II. Ukrayna barış süreci: ABD planı ve jeopolitik değişim
Ukrayna lideri Zelenski, barış planında (büyük çoğunluğunda) Ukrayna ile ABD’nin hemfikir olduğunu belirtti.
Barış anlaşmasının imzalanmasının ardından Ukrayna’da mümkün olan en kısa sürede seçimlerin düzenlenmesi öngörülüyor.
Kalan anlaşmazlık noktaları:
Zelenski’ye göre, Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk bölgesinde Ukrayna’nın elinde tuttuğu topraklardan çekilmesi “en karmaşık nokta” olmayı sürdürüyor.
Planın çeşitli maddeleri, savaş sonrası uzlaşmanın bir parçası olarak ABD’nin ekonomik çıkarlarına doğrudan değiniyor.
III. Tayvan üzerinden Çin-Japonya gerilimi
Tayvan Boğazı, 2026'da Asya-Pasifik'teki en büyük sıcak çatışma potansiyelini taşımakta.
A. Japonya'nın artan savunma rolü
Japonya, 2026'da savunma bütçesini GSYH'nin yüzde 2'sine çıkarma taahhüdünü büyük ölçüde yerine getirmiş olacak ve karşı saldırı yeteneği kazanmış olacaktır.
B. 2026 kriz senaryosu
Doğrudan savaş olmasa bile, 2026'da Çin'in Tayvan Boğazı ve çevresindeki askeri tatbikatları, hava sahası ihlalleri ve "gri bölge" operasyonları yoğunlaşacaktır.
Trump’ın rüyası kabusa döner mi?
“Great America" idealini tüm dünyaya karşı bir cephe açarak gerçekleştirme çabası, siyaset biliminde hegemonik aşırı yayılma dediğimiz duruma çok net bir örnek teşkil ediyor.
Dış dünyayla sürekli bir çatışma hali, ülke içindeki kaynakların (vergi ve bütçe) sosyal refah yerine savunma sanayiine kaymasına neden olur.
Tarih, "tek başına ve herkese karşı" büyüklük iddiasının, yönetilemez bir lojistik ve ekonomik yük yarattığını defalarca kanıtlamıştır.
Gerçek güç, genelde düşman sayısını azaltıp müttefik sayısını artırmaktan geçer.





